‘28 Şubat Darbesi’nin ağır bedeli

28 Şubat’ın Ağır Bedelini Devlet Millet ve Komşularımız Ödedi!

28 Şubat’ta Erbakan’ı durdurdunuz! Ülkeyi soydurdunuz!

İsrail cumhurbaşkanı Haim Weizmann: ”Erbakan’ı toprağa gömdük üzerine de on metre kalınlığında beton döktük” demiştir. Erbakan’ı yönetimden uzaklaştırmak, siyaset yasağı getirmek kimleri sevindirmiş ve kimlerle işbirliği yapılmış çok açık şekilde Haim Weizmann açıklamasından anlaşılacaktır.

Erbakan’dan sonra gelen iktidarın ilk işi havuz sistemini iptal ederek devletin hortumlanmasının önünü açmak oldu.

Hele bir de tencere tava çalan, ne yaptığını, yaptıkları işin kimin işine yaradığını, kimlere figüranlık yaptığını bilmeyen ‘zavallı’ kesim vardı.

Onlar da genellikle ücretli kesimdi. Emekli, işçi, memur gibi çalışanlardı. Erbakan onların maaşlarına olağanüstü zamlar yapmış ve onlar için EŞEL MOBİL SiSTEMİNİ getirmiş emekli ve çalışanların ücretleri yılda bir defa değil HER AY ENFLASYON oranında belirlenirdi. İşte Erbakan'ın getirdiği ‘Eşel Mobil Sistemi’ni ise Merhum halkçı Ecevit kaldırmıştı.

Çünkü Erbakan başbakanlıktan uzaklaştırdıktan sonra ülkeyi IMF’nin emrine vermişler IMF ne derse onu yapıyorlardı.

Bankalar batırılmış, Türkiye yüzlerce milyar dolar soyulmuştu.

Emekli ve çalışanlar dizlerini dövdüler ama nafile.

Daha önce geniş olarak yazdığım ÖZERKLİK konusunda Turgut Özal, Süleyman Demirel ve Erdal İnönü tarafından AB ile varılan anlaşmanın bakanlar kurulu ile kararından sonra, 2000 yılında Ecevit, Bahçeli Mesut Yılmaz (ANASOL-M) koalisyonu sırasında BM de de onaylanmıştır.

Böylece ÖZERKLİK konusunda uluslararası anlaşmalar tamamlanmıştır.

Ülkemizin bölünmesinin önünü açan bu anlaşmalar 2002 yılında da İKİZ YASALAR çıkarılarak yukarda anlattığım anlaşmalar ve diğer uluslararası anlaşmalara uyulacağı kanunla düzenlenmiştir.

ÖZERKLİK uygulanması ülkenin bölünmesi sadece anayasanın ilk üç maddesi için de yer alan; “Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.

Dili Türkçedir.

Bayrağın şekli kanununda belirtilen beyaz ay yıldızlı al bayraktır.” Maddesi dışında bir dayanak kalmamıştır,

Umarız yeni anayasa çalışmaları sırasında bu kanun da değiştirilerek anayasa engeli kaldırılarak vatanımızı bölmek isteyenlere fırsat verilmez.

Şimdi anlaşılıyor mu 28 Şubat darbesi ne için yapılmış!!!

Öte yandan "Erbakan Bizi Kandırdı!" diyenler parti kapatma davalarında aralarında kimisini milletvekili, kimisi belediye başkanı olarak yaptıkları  konuşmaların delil olarak sunulduğu bir zamanların ünlü siyasi figürlerinin aralarından bazıları Erbakan'ın partileri kapatılıp siyasi yasaklar getirilmesinin ardından söyledikleri "Erbakan bizi kandırdı, Erbakan bizi yanılttı, medeniyetimiz batı medeniyeti karşısında mağlup oldu" gibi sözler sarf ettiler.

Daha başka sözleri de var.

Onları tekrar etmeyeceğim.

O sözleri söyleyenler de ilgililerde biliyorlar.

Böyleleri şu sıralar zaman zaman Erbakan'a methiyeler dizmeyi ihmal etmiyorlar.

Erbakan çok şanssız bir siyasi liderdi.

Partileri beş defa kapatıldı.

Erbakan'ın cemaatlerle ilişkilerine gelince bilinenin tam aksi durum söz konusuydu.

‘Süleymancılar’ son dönem hariç, ‘Nurcular’ ise yazıcı okuyucu farketmeden dönemin Adalet Partisi yanında vaziyet aldılar.

Merhum Demirel için, "Nurlu Süleyman" yakıştırmasında bulundular.

Demirel, Süleyman Hilmi Tunahan hocaefendinin damadını milletvekili yapmıştı.

Nurculara milletvekilliği de vermemesine rağmen nurcular hep Demirel'in yanında yer almışlardı. Önceleri cemaat sonra ise FETÖ terör örgütü olarak devlet kayıtlarına giren cemaati ile karşılıklı olarak hiç yakınlıkları olmamıştı.

Erbakan'ın partilerinin kapatılmasına bu kesimlerin faaliyetleri de dahil edilmiş hesabını Erbakan’dan sormuşlardır.

Hatırlayın bu günlerde esamesi olmayan bir tarikatın mensupları ellerinde birer değnek ile birkaç minibüsle Ankara'ya gelmişler sonra ‘Fadime Şahin Tiyatrosu’ sergilenmiş ve 28 Şubat için gerekçe yapılmıştı.

Erbakan'ın önünü kesen siyasetçisinden, yargı mensubuna askerinden, Soros Vakfı gibi vakıflardan para alarak Erbakan aleyhinde kampanya yürüten sözüm ona satılmış televizyoncu ve  gazetecisine, bunlar hatırlanacağı üzere birbirlerini ifşa etmişler.

Yok “sen şu kadar dolar aldın”, yok “ben bu kadar dolar aldım” diye basına yansımıştı.

Sizlerin yatacak yeri yok!

Erbakan öldü.

Allah rahmet etsin.

Siyaset yapmak isteyen ya da yapanlara ders olsun diye yazdım.

Bir de tabi ki tarihe not düşmek gibi bir sorumluluğumuz var.

Yazdıklarım Merhum Mehmet Akif'in dediği gibi: "ibret alınsaydı tarih tekerrür mü ederdi" veciz sözünün bir defa daha örnekleri ile anlatılmasından ibarettir.

İbret almalıyız.

Irak'ta, Suriye'de, Libya'da,  Yemen'de olanlara bakar mısınız! ABD ve batılı emperyalistlerin menfaatleri için yapmayacakları yok.

Alet olmamak lazım.

Saddam'ın heykelini yıkmak için heykelin üstüne çıkıp heykele ip bağlayıp yıkan şahıs Saddam'ın heykelinin olduğu yere geldi ve ağladı.

Pişmanlığını ifade etti.

Libya'da Kaddafi’den sonra yaşanılanlara bakar mısınız!

Ders almak gerekir.

Unutmamak gerekir ki bir işin arkasında batı yani İngiltere, ABD ve müttefikleri varsa o işi milyon defa düşünmek zorundayız.

Şimdi bunların “Erbakan’la ne alakası var” diye düşünmeniz normaldir.

Irak’ın, Suriye’nin, Yemen’in, Libya’nın başına gelenler Erbakan sonrasıdır.

Dönemin 28 şubatçı askerleri Erbakan'a 18 maddelik muhtıra gibi bir yazı vermişler ve bunu imzala demişlerdi.

Erbakan o yazıyı imzalamamış,  ancak kamuoyuna “Erbakan yazıyı imzaladı” diye servis etmişler ve vatandaşı inandırmışlardı.

Oysa Erbakan gelen 18 maddelik yazıyı görüşülmek üzere bakanlar kuruluna havale etmişti.

Peki o 18 maddenin menşei neydi?

İşte işin püf noktası burasıdır.

Merhum Necmeddin Erbakan’la vefatından önce görüşmelerimizden birinde Alparslan Türkeş ve bazı görüşmelerimi anlattım.

Söz Amerika'dan faksla gönderilen 18 maddelik yazıdan açıldı. Dönemin Adalet Bakanı Merhum Şevket Kazan, bu yazı hakkında daha sonraları açıklama yaparak 18 maddelik yazının ingilizce metninin kendisine gönderildiğinden bahsetmiştir.

Darbeler kökü dışardadır ve işbirlikçiler tarafından yapılır!

28 Şubat aynen 1960 ihtilali ve 12 Eylül 1980 askeri müdahalesi gibi kökü dışarda bir müdahaledir.

Merhum Erbakan efsane başbakanlık yapmış ilk defa denk bütçe yapmış, kalkınma tarım ve sanayi alanında hız kazanmışken Türkiye’nin önü kesilmiş ve Erbakan’ın partisi kapatılmış kendisine siyaset yasağı getirilmişti. Tarihe kara leke olarak geçen ama mutlak ders çıkarılması gereken çok önemli demokrasi kırılmasıdır.

Üniversitelerde başörtüsü konusunda ikna odaları kurmuşlardır.

Bu şahıslar daha sonra CHP’den milletvekili yapılmışlardır.

Başörtülüler üniversitelerden kovulmuş, İHL’lerinde Kur’an dersleri dışında kız öğrencilere başları açtırılmıştır.

Bürokrasi de ciddi kıyımlar yaşanmış, pek çok üniversite de aynen 12 Eylül ihtilalinde olduğu gibi öğretim üyelerinin işine son verilmiştir.

28 Şubat iklimi üzülerek ifade ediyorum sol siyasetçilerin özellikle CHP milletvekili ve yandaşlarının adeta savaş alanı olmuş, adeta birbirleri ile yarışmışlardır.

Cehalet çok kötü ama hiyanet de çok kötü hemde çok!

Bunların demokrasi anlayışı da böylece gün yüzüne çıkmıştır.

28 Şubat 1997 postmodern darbesinde emeği, desteği olanlar tarih ve millet huzurunda mahkumdur ve sorumludurlar!

Dönemin Genel Kurmay Başkanı ve yardımcısı yargılanmışlar ceza ve almışlardır!

Ancak ne hazindirki 28 Şubat postmodern darbesi bu aziz millete milyarlarca dolara malolmuş, bankalar hortumlanmaya, emekli ve çalışan fakirliğe, ülkenin gelişmesi ise inkitaya uğratılmıştır. Sorumlulukları ve veballeri büyüktür!

Erbakan’ın partisinin kapatılması ise ayrıca genişçe yazılmalıdır.

Daha önce yazdım ve sordum. Dönemin Refah Partili milletvekillerinden kimler parti kapatmayı zorlaştıran kanuna hayır oyu vererek bu vebale ortak olmuşlardır.

Sırtından hançerlenmek bu olsa gerek!

Unutulmamalıdır ki hiçbir şey gizli kalmamaktadır!

Ve her insan yaptıklarından ve yapmadıklarından sorumlu tutulacak ve ak koyunun kara koyundan hakkını istediği gün, hesap günü hesabını vereceklerdir.

Maksadımız kimseyi yermek,  aşağılamak ya da övgüler dizmek değildir.

Maksadımız tarihten dersler almaktır, gerçeklerin üzerini örtmek değildir.

Necmeddin Erbakan hocamıza tekrar rahmetler dilerim.

Erbakan bir çığır açmıştır.

Açtığı çığırın önü kesilmek istense de hedefine ulaşacağına inanıyoruz!

Vesselam.