50 yaşından sonra kadın görünmez olmamalı
Türkiye’de 50 yaşını geçen bir kadın iş aramaya başladığında, bazen yılların emeğinin tek bir rakamın karşısında değersizleştiğini görüyor: Yaş.
Oysa 50 yaş; hayatın, işin ve mücadelenin öğretildiği yılların birikimidir.
Ben hayatın içinde yıllarca farklı sorumluluklar üstlenmiş bir kadın olarak şunu çok iyi biliyorum:
Kadının gücü yalnızca gençliğinde değildir.
Gençlik elbette değerlidir. Fakat deneyimin de kendine özgü bir gücü vardır.
50 yaşındaki bir kadın; kriz gördü, insan tanıdı, sorumluluk taşıdı, ailesini ayakta tuttu, iş hayatında mücadele etti.
Kimi zaman kendi ihtiyaçlarını erteleyerek çocuklarının geleceğini düşündü.
Bugün ise aynı kadın yeniden iş aradığında kendisine çoğu zaman “kaç yaşındasınız?” diye soruluyor.
Ben başka bir soru sorulmasını istiyorum:
“Neler yapabilirsiniz?”
Çünkü iş hayatında değerlendirilmesi gereken doğum tarihi değil, insanın yeteneği ve emeğidir.
Kadınların çalışma hayatında karşılaştığı sorun yalnızca iş bulamamak da değildir. Düşük ücret, ağır çalışma koşulları, güvencesizlik ve yaş ayrımcılığı da kadınların önündeki engelleri büyütüyor.
Özellikle 50 yaşından sonra yeniden çalışma hayatına dönmek isteyen kadınlar için bu engeller daha görünür hale geliyor.
Oysa Türkiye'nin deneyimli çalışanlara ihtiyacı var.
Bir ülke yıllarca yetiştirdiği insanları 50 yaşında kenara bırakarak kalkınamaz.
Deneyim çöpe atılacak bir yük değil, kullanılacak bir değerdir.
İşverenlere, kamu kurumlarına ve toplumun tamamına çağrım şudur:
Kadınları yaşları üzerinden değil, emekleri ve yetenekleri üzerinden değerlendirin.
50 yaşındaki bir kadına “artık olmaz” demeyin.Belki de o kadın, hayatının en güçlü dönemine yeni giriyordur.
Çünkü bazı insanlar düştükleri yerden yeniden kalkmayı gençliklerinde değil, hayatın onlara öğrettikleri sayesinde başarırlar.
Ben buna inanıyorum:
Basamak küçük olabilir; ama hedef hâlâ yukarıdadır.