AK Parti ve yolsuzluk iddiaları…


Ak Parti’nin yolsuzluklarla imtihanı…

İsmi AK olan bir partinin nasıl olurda adı yolsuzlukla anılır?

Nasıl olurda garip-gurebanın umudu olan pir parti yolsuzluk iddialarının merkezi haline gelir?

Nasıl olurda ortalama halkın arasından çıkan yöneticiler, siyasetçiler halkından bu kadar uzaklaşır?

Nasıl olurda gemisini kurtaran kaptan sayılır?

Mutlak ve uzun süreli iktidarlar dünyanın her yerinde yozlaşıyor, halktan uzaklaşıyor.

Bir müddet sonra yönetici vasfından çıkıp, sahipliğe, ticari bir anlayışı bürünüyor. 

“Ben, biz olmazsak gemi su alır ve batar.” Mutlak güç ve yozlaşmanın getirdiği merkeziyetçilik.

Mutlak hakimiyet egolar ve enaniyet. 

Yapılan yanlışlara alkış tutan bir akıl tutulması ve tatmini pohpohta bulan siyaset insanları.

Eleştiriye tahammülü olmayan, eleştirenlerin hain damgası yediği bir arena.

‘Kral çıplak’ diyenlere kör muamelesinin yapıldığı, her türlü dışlamanın zirve yaptığı, alışkanlık haline geldiği, şakkacılığın altın dönemini yaşadığı bir devir.

Hiç bitmeyecek zannıyla hareket edilen iktidar nimetleri ve şaşalı bir yaşam.

Vekil, Belediye başkanı, üst düzey bürokrat olanların ilk iş olarak apartman katından villaya taşındığı, sınıf atlama yarışına girdiği ve debdebeli bir yaşama geçiş. 

Asaleti, ehliyeti, liyakatı taşlarda arayan bir siyasi kültür.

Bu sakat ve kadük anlayış, kültür fakirliğinin ne menem duruma geldiğinin en bariz örneğidir.

Bugün birçok siyasetçi, yönetici yıllarca birlikte yol yürüdüğü, yeri geldiğinde bir lokmasını paylaştığı arkadaşlarını tanımaz hale gelmişse, tefekkür zamanını zayi etmiştir.

‘Eyvahlar, ahlar, vahlar,” varsa pişmanlıklar teselli olma, nefsi tatmin vesilesidir. 

Nereden geldik, nereye gidiyoruz?

Neden yöneticiliğe talip olduk, şimdi ne haldeyiz?

Muhasebe yapabilen kaç kişiyiz?

Musallaya konmadan musallada gibi yaşamak, yaşayabilmek.

İslam dini bir tane, kitabı bir tane, peygamberi bir tane.

Anlayış, yorum, kulluk, ümmet şuuru bin çeşit.

Herkes kendi yaşam tarzına göre bir din uydurmuş ve yaşam biçimi haline getirmiş.

Haramın bilir bir kulpu var artık.

Son dönemden konuşurken müslüman, itikata gelince islamdan uzak ve mesafeli bir nesille, anlayışla karşı karşıyayız.

İyi örnekler yok oldu maalesef!

Köşe dönücülüğün hakim olduğu, haram ve helal kavramının resmen ilga edildiği, seküler bir yaşam zirve yapmış durumda.

Nereye bakarsak bakalım, kokmuş, çürümüş durumda.

Hiç ölmeyeceğini zanneden, sürekli küfe doldurma peşinde olan bir nesilden kimseye fayda gelmez.

Haram kazançla hayırda olmaz.

Bu işin o partisi, bu partisinde yok.

Hayat geldi ve bitiyor.

Acaba nereye gidiyoruz, neyle karşılacağız, ruh hangi aleme yol alacak, bizi ötesinde neler bekliyor?

Akıl yorulup, merak bile edilmiyor.

Allah encamimizi hayreyleye.

*

AK Parti’nin trenini kaçırdığı ve o trenin bir daha geri dönmeyeceği dönemleri çok geride kaldı.

2013 yılında rüşvet, yolsuzluk iddiaları altında 4 bakan istifa ettilirdi.

Evet, hükümete çekilen örtülü bir yargı, polis kalkışma girişimi var.

4 bakanla ilgili üzerinden on sene geçmesine rağmen yargılama yapılmadı. 

İstifa saiki adeta mahkemelerin yerini aldı, yeterli bulundu.

Aralarında İstanbul, Ankara, Bursa, Balıkesir gibi büyükşehirlerinde bulunduğu birçok belediye başkanı istifaya zorlandı ve istifa ettiler. Kimisi ağlayarak gitti.

Her hangi bir yargılama yapılmadı.

Belediye Başkanlarının bir suçu yoksa neden istifaya zorlandılar? Seçim sattı mahallinde hepsini değiştirmek mümkün olduğu halde.

İstifa ettirilen başkanlar da yargı yüzü görmedi. Bazıları hayata veda etti.

Hayatta olan belediye başkanları yargıya başvurmalı ve “Beni yargılayın ve aklayın, ya da cezamı kesin” demeliler.

Çünkü bu belediye başkanları halkın nazarında hala birer suçlu olarak dolaşıyorlar.

Veya AK Parti geçte olsa gereğini yapmalı 4 bakanında, istifa ettirilen belediye başkanlarınıda yargıya teslim etmeli.

Varsa bir suçları cezaları çekmeli, yoksa temizlenmeliler.

Ömür boyu suçlu psikolojisi ile yaşamak mümkün mü? 

Birde aileye sıçrayacak bakiyesi olduğu halde.

Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun yargı ısrarını şimdi daha iyi anlıyorum.

O gün yargılamalar yapılsaydı,  bugün karşımızda bambaşka bir AK Parti olacaktı.

Kendi bakanlarını, belediye başkanlarını yargılayan parti olarak ‘AK’ kalacaktı. Ve yeni bir beyaz sayfa açıp, tarih yazacaktı.

Bütün art niyetin, yolsuzluğun, pervasızlığın, aymazlığın, irtikabın önünü tıkayacaktı. 

Allah korkusu olmayanları, devletin korkusu saracaktı.

AK Parti, rantçılardan temizlenecek, birtakım art niyetli, kirli ellerin uğrak yeri olmayacaktı.

Bir tuğla çekilince duvar mı yıkılacaktı?  O duvar yıkılmalıydı.

Sağlam olmayan, önlem alınmayan ve sürekli yıkılma tehlikesi olan duvarın enkazının altında sonra herkes kalır. 

İmdada yetişende olmaz.

Böyle olsun istemezdik ama AK Parti, yolsuzluklarla mücadele sınavından çakmıştır. 

Halının altı üstüne çıkmıştır.

Neden diğer partilerin suistimallerinden, yolsuzluk iddiaların bahsetmiyorsun diyenlere de sözümüz; millet o partiler yanlış yaptığı için, güven duyup AK Partili kadroları iktidara taşıdı, yıllarca desteğini esirgemedi. ‘Sende gel yanlışların içine gir’ diye değil.

Saygılarımla.