Altılı Masa kepenk mi indirdi?


Altılı Masa’ nın 11. toplantısında Recep Tayyip Erdoğan vurgusu yapıldı.

Yılan hikayesi dönen adayını ilan etmesi beklenirken, ilginç bir açıklama yapılarak Sayın Erdoğan’ ın yeniden aday olamayacağının güçlü bir şekilde altı çizildi.

Meali, “Bizim Erdoğan’ ı sandıkta  yenebilme ihtimalimiz yok, bari önünü kesmeye çalışalım.”

Bir anlamda 6’lı masa resmen iflasını açıklamıştır.

Kepenk indirmiştir.

Kendini inkar etmiştir.

Seçime hazır değilim” demiştir.

Bütün anayasa hukukçuları gayet iyi biliyor ki, Erdoğan ın yeniden aday olmasının önünde hiçbir bir engel yok. 

2018 yılında yeni sisteme geçildi ve bir kişinin en fazla iki dönem Cumhurbaşkanı adayı olabileceği anayasaya yazıldı.

Eyvallah. 

Doğrusu da bu iki dönem bütün seçilmişler için geçerli olmalı. 

Yasa ne emrediyor? 

Adaylık ve Seçimi (Madde 101): 

Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim yapmış, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip Türk vatandaşları arasından, doğrudan halk tarafından seçilir. Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır.
Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.”

Bu kadar sarih bir maddeyi kimsenin anlamamış olması mümkün değil.

Yasayı tersine okumanın anlamı ne?

Sadece herkes kendi değirmenine su taşımaya, zihinlerde bulanıklık oluşturmaya, kaybedilecek bir seçimin sonrası için meşruiyet tartışması, kargaşası çıkarma gayret ve çabasındadır.

Muhalefet seçimden sonra kaos hedefliyor.

Efendim, “Erdoğan’ ın bu seçim 3. dönemi” demek ilgili maddeyi ve yeni sistemi ilga etmektir.

Sayın Kılıçdaroğlu, daha önce yaptığı açıklama da bu konunun gündemlerinde olmadığını beyan etmişti.

Şimdi ne değişti?

Sırf Erdoğan karşıtlığı ile bir adım yol alınamaz, seçim kazanılamaz.

“Erdoğan kaybetsin de ne olursa olsun.” Son derece sakat bir anlayış.

Affınıza mağruren ifade edeyim ki; bu anlayış FETÖ - PKK - BATI ve ABD’ nin açık Türkiye politikasıdır.

Erdoğan’ sız bir Türkiye …”

Kusura bakmayın ama sormak durumundayım: Talimat mı geldi?

Yarın YSK kararını verir ve üç gün sonra adaylık konusu gündemden düşer. 

Sonrası ne olacak?

Önce, “Türklük anayasadan çıkarılsın. İHA ve SİHA’ lara dokunacağız. Anadilde eğitime geçeceğiz” Daha sonra CHP’ deki bayrak krizi.

Sonrasında, “Türk Askeri PKK/YPG’ ye karşı kimyasal silah kullanıyor” iftirasında bulunan TTB başkanına ziyaretler, geçmiş olsun mesajları.

Devlete meydan okur gibi. İyi

Halktan ciddi tepkiler gelincede: “Sözlerimiz saptırıldı, yanlış anlaşıldık ” teranesi.

Şimdi de “Erdoğan yeniden aday” olamaz saçmalığı.

Tutmaz. Ters teper. Elde kalır. Seçimi açık ara kaybettirir.

6’ lı masa milletin yüreğine dokunmalı.

Örneğin; 5500 TL olan ve yaklaşık 7 milyon emekliye reva görülen açlık sınırının çok altında ve sadaka gibi maaş hakkında söyleyecek sözü olmalı.

Bozulan gelir adaletsizliği, açlık sınırının altındaki bir yaşamaya mahkum edilen sabit gelirlinin yüksek sesi, nefesi olabilmeli.

Emekliler arasındaki maaş dengesizliğini giderecek önerisi var mı?

Aynı gün, prim sayısı ile farklı maaş alan emekliye çözümü ne?

Çıkmayan, çıkarılmayan intibak yasası hakkında var mı bir düşüncesi?

Ev kiraları, site aidatları, birikmiş ve artan ekonomik sorunlar hakkında ne gibi politikalar üretildi?

Sosyal konularla ilgili ne deniyor?

Öyle “Biz gelince çözeceğiz falan, cek-cak” geçin bunları.

Mavi varan, iç güvenlik, dışişleri, Libya, Suriye, Mısır, İsrail, terör ve diğer hayati konular…

Müşahhas, somut, anlaşılır, inanılır, yenilir, yutulur, altı dolu, güncel, vurucu projelerle kamuoyunun önüne çıkıldı mı?

Öyle 200 sayfa 2300 vaatle milletin önüne sakın gelmeyin. 

Hem kimse ciddiye almaz hemde akılda kalmaz.

İki gün gazeteciler konuşur, üçüncü gün unutulur.

Ana başlıklarla, net rakamlarla, kafaları karıştırmadan, dağdaki çobanın anlayacağı bir dil ve üslupta deklare edilmeli.

Ülkenin ekonomik sorunları var. 

Baskın enflasyon altında eziliyor millet.

Sorunları kim çözer sorusuna “Yüzde 40 Erdoğan çözer” diyorsa, hala medeti iktidardan bekliyorsa, “Muhalefet nerede” diye haykırmak hakkımız değil mi?

Milletin muhalefetten, umudu  beklentisi yok manası çıkmaz mı?”

Seçmende zerre kadar karşılığı olmayan Parlementer  Sistemle, ‘Kanal İstanbul Projesi’ “yaptırmayız” nidaları ile, son çare olarak sana sığınmış göçmen karşıtı politikalarla, milletin gönlüne dokunmayan, yüreğini ısıtmayan ne kadar plan/proje varsa, sabah - akşam “Başbakan Olacağım” naraları atarak zaman harcanıyor.

Yakacağız, yıkacağız, asacağız, keseceğiz, kapının önüne koyacağız, müteahhitlerin parasını vermeyeceğiz!” vs. vs…

Yıkım proğramı mı, seçim vaadi mi? 

Nasıl bir stratejisidir böyle?

Kaybetmeye kurgulanmış, endekslenmiş sanki.

Yıkmak kolay. Peki kim yapacak?

Ne güzel söylemiş Mehmet Akif: “Gel yıkalım şu Süleymaniye' yi desen iki kazma kürek iki de ırgat gerek. Hadi gel yapalım geri şunu desen bir Sinan gerek birde Süleyman."

Bu gidişat seçimi Sayın Erdoğan’ a  kazandırır. Nokta.

14 Mayıs’ ta 2018 yılının benzeri bir seçim sonucu ortaya çıkar. 

Ve müsebbibi de muhalefet olur.

Yazdığım birçok cümle ve kelimeyi Sayın liderlere olan saygımdan dolayı silmek zorunda kaldım.

Gidişat muhalefetin aleyhine işliyor.

Her gün biraz daha kan kaybediliyor. 

Bu kanama seçim sonunda acı kayıplara gebe.

Saygılarımla.