Altılı Masa’ nın hükümet proğramı

Altılı Masa; ciddi anlamda ses getirecek programını açıkladı.

Her kesimin ortak kanaati olan “Yapısal Reformlar” kamuoyu ile paylaşıldı.

Merkez Bankası, HSYK, BDDK gibi önemli kuruluşların özerklik yapısı ilk göze çarpan çalışmalar olarak görülüyor.

Hukuk erklerinin siyasetten arındırılmış hali yapısal reformlardaki olmazsa olmaz etkenlerden biri olarak ön plana çıkıyor.

Yine AHİM ( Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi)’in vereceği kararların   Anayasa Mahkemesi kararları paralelin de dikkate alınacağı vurgusu ön planda olması dikkatlerden kaçmamaktadır.

Bununla beraber uluslararası işbirliği örgütleriyle uyumlu çalışılmanın gerek ekonomi ve gerekse siyasi bağlamında değerlendirileceğini görmekteyiz.

Altılı Masanın yeni yol haritasında Başkanlık sisteminin tekçilik ve karar mercilerinin tek elden yönetilme deneyiminin siyasete çare olmadığı bunun yerine daha güçlendirilmiş bir parlamenter sistemle yola devam edilmeli görüşü ağırlık kazanmakta. 

Parti kapatmalarının TBMM iznine tabi olacağı seçim barajının yüzde üç ile sınırlı kalacağı bakan yardımcılıkları yerine eski sistemde olduğu gibi  müsteşarlık kurumunun tekrar oluşturulacağı ve buna benzer pek çok reformların devreye sokulmasında görüş birliği olduğunu görmekteyiz.

Siyaset dizaynında bunlar olurken ekonomik kararların toplumu kapsayıcı ve refah payının alttan yukarı doğru bir ivme artışına çıkarılmasını ve bu yönde çalışmalar olduğunu görüyoruz.

Bu bağlamda enflasyonun düşürülme hedefinin bir plan dahilinde yoluna koyma ve ilk iki yılda belli bir seviyeye ulaşması hedeflenmekte.

Çalışanların vergi diliminin standart hale getirilmesi emekçilerin hak edeceği bir yaşam standardına kavuşturulması heyecan verici olarak düşünülebilir.

Emekliye enflasyon farkı ve refah payı sözü de iddialı görülebilir.

Bürün hedeflerin sadece bir seçim

vaadi olduğu ancak uygulanabilir olmasında meclis aritmatiğinin önemli yer tuttuğunu da unutmamak gereklidir.

Pek çok kanunların meclis çoğunluğu ve anayasal değişiklikleri ile yapılabileceğinide her iki ittifak tarafındanda yakından takip edilmektedir.

Tabi bu vaadlerin birde toplum tarafından soru işareti doğuracak alanlarda yok değil.

Büyük yatırımlar ile belli bir sonuca ulaşan İstanbul Finans Merkezinin atıl hale getirilmesi bunun yanında merkezi bütçeyle yapılan Cumhurbaşkanı Külliyesinin devre dışı bırakılma isteği eski popülist anlayışını tekrarı gibi görünüyor.

Bunun gibi ciddi vaatlerin daha dikkatli incelenip halka sunulması doğru olacağı kanaati toplumunda beklentisi olacaktır.