İMRALIYA GİDİLSİN Mİ GİDİLMESİN Mİ?
SAHİ İMRALI NERESİ?
Öncelikle terörün bitirilmesi ülkede kardeşliğin, birlik ve beraberliğin sağlanması konusunda samimi gayret gösterenlere şükran duyar teşekkür ederiz.
Teklif ve görüşlerimizi arzetmeyide vatandaşlık görevi olarak görürüz.
PKK, Kürt örgütü değildir.
PKK’yı kimin kurduğu, desteklediği ve yöneticilerinin kimliklerinden de anlaşılacaktır.
PKK, Kürtlerin de başının belası bir terör örgütüdür.
Kürt vatandaşlarımızın “Terörsüz Türkiye” sürecine sevinmelerinin sebeplerinden birisidir.
“Terörsüz Türkiye” sürecine APO katkı vermek istiyorsa PKK’yı kimler kurmuş, kimler desteklemiş itiraf ederek başlamalıdır!
TBMM’yi temsilen milletvekilleri İmralı’ya gidebilir mi, İmralı’nın görüşünü alabilir mi?
Şuna neden “TBMM adına milletvekilleri çocuk katili Apo’yu ziyaret edip görüşünü alabilir” demiyorlar da işi İmralı adasına havale ediyorlar?
İmralı’ya turistik gezi mi yapılacak ki?
İmralı aşağı İmralı yukarı!
Hadi söyleyin.
“Meclise davet”den tutun söylenmeyen kalmadı zaten!
Soran, sorgulayan fikir beyan edenleri de, ”Terörsüz Türkiye”yi istemeyen barış istemeyen hainler satılmışlar…” demeye başlamayın lütfen.
Sahi seçim meydanlarında atılan “urgan” ne olacak?
Seçimler sırasında “DEMle demleniyorlar” iddiaları nereye gitti?
“Çocuk katilleri ile fotoğraf veren yan yana duran alçaktır” sözlerini sormuyorum bile.
Sonuç; DEMle demlenenler mi dersiniz ne dersiniz bilemem ama sonuç ortada anlaşılan perde önü ile perde arkası çok faklı değil mi sizce de?
Televizyon ekranlarında her konuyu bilen her konuda fikri olan bilge(!) yorumcuların iddiarına göre;
“Devlet aklı
“Elini taşın altına koydu.”
“Büyük devlet adamlığı.”
“Büyük tecrübe.”
Say say bitmez övgüler tebriklerde güzelde şimdi şu birkaç soruya cevap istemekde vatandaş olarak bizim hakkımız olsa gerek.
1- Madem teröristlerle barışılacaktı neden on yıllarca beklendi?
Binlerce şehit ne için verildi?
Vatan evlatlarına yazık değil mi?
Teröristlerin “ayakkabı numarasına kadar biliyoruz” denilmiyor muydu?
Ne oldu?
2- Terör örgütü silahları teslim edecek kendileri teslim olacaklar ve “eli kana bulaşmamış” olanlara topluma karışmalarına izin verilecek (kana bulaşmayanlar nasıl tesbit edileceklerse o da başka bir soru!) “eli kana bulaşanlar” yargılanacaktı?
Teslim mi oldular?
Binlerce tırlık silahları teslim mi ettiler?
Ne oldu?
3- Terör örgütü, silah bırakmadı bir düzine çakaralmazı yaktı.
Oysa ABD ve müttefikler binlerce tır dolusu ağır silahlar, tanklar, uçaksavarlar dahil silahı PKK’ya vermemiş miydi!
Silahlar nerede?
Silahlar kime teslim edilecek?
Teslim edilmezse bu silahlar kime karşı kullanılacak?
4- PKK terör örgütü mensupları, Türkiye’ye teslim olmamışlar, “Türkiye’yi terkettikleri” duyuruldu! PKK terör örgütü mensupları nereye gittiler, bundan sonra kimin yanında, kime karşı hangi isim ve ünvanı alarak savaşacaklar?
5- Türkiye’den ayrılan PKK teröristleri başka başka ülkelerden kaçak olarak Türkiye’ye girip istenildiği zaman Türkiye’ye karşı kullanılmalarının önünde bir engel var mı?
Tedbir alındı mı?
6- Bu süreç akıllarda ve vicdanlarda cevapsız sorular bırakmadan yürütülmelidir.
Güven asla zedelenmemelidir. Güvenin olmadığı yerde süreklilik sağlanamaz.
7- “Devlet aklı” kimin veya kimlerin aklıdır?
Vatandaş olarak bilmek hakkımızdır.
Bizler vatandaşlar olarak “devlet aklı”nı milletin kahır ekseriyetinin vicdanında karşılık bulmuş asırlara baliğ millet olgunlaşmasının, tecrübesinin tarihten gelen vicdan ve strateji mahsülü olduğunu düşünmekteyiz!
Bugün “devlet aklı” denilerek adeta “zırha” büründürülen süreç milletin gönlünde ne oranda yer bulmuştur?
Terörü istememek başka bir şey “Öcalan teröristinin isteklerinin yol haritasını tayin etmesine izin vermek” başka bir şey olduğunu bu aziz millet feraseti ile bilmektedir.
Geçtiğimiz günlerde bir tv. kanalında DEM sözcülerinden birisi; “Türkiye ve Türkiye dışını ayrı olarak ela almalıyız!” buyurdu!
Emriniz olur(!)
Başka isteklerinizi de lütfen söyler misiniz(!)
Yahu bunlar milleti, devleti “salak mı” sanıyorlar?
“Terörsüz Türkiye” sürecini Suriye, Irak, İran’dan ayıralım.
PKK silahları ve teröristleri bu ülkelere götürsün, mesela Suriye’de veya Irak’ta (ilerde İran için de geçerli bir projedir bu konuyu tafsilatlı olarak yazacağım inşallah.) bir bölgede İsrail’in ve ABD’nin desteği ile bağımsızlık ilan etsinler.
Suriye’yi bölsünler sonra Türkiye’ye saldırılarını oradan yapmaya devam etsinler öyle mi?
Bu milletin feraseti bölücü hainlerin sinsi alçakça planlarını tarih boyu çöpe atmıştır!
Suriye devlet başkanının ABD ziyaretinde ABD projelerini Suriye’nin federasyon da dahil bölünmesinin Ahmed Şara’ya dikte edeceğinden endişeniz olmasın!
Yani Suriye maalesef Türkiye’nin itirazlarına rağmen bölünme yolunda ilerlemektedir.
Dışişleri bakanımızın acilen ABD ye gitmesinin sebeplerinden birisi bu olabilir?
Ayrıca; Suriye’yi de “İbrahim Anlaşmaşması” imzalamaya zorlayacaklardır.
Şayet Suriye İbrahim anlaşmasını önümüzdeki süreçte imzalarsa bunun anlamı şudur; “İsrail’in ilan ettiği (Arz-I mevud) sınırlarını kabul etmek ve bu sınırların gerçekleşmesi için İsrail’in yanında olmak”
Sonrasında ise Arz-ı mevud sınırları içinde ilan edilen Türkiye’nin Güney doğusunun İsrail’in işgalini kabul etmek, itiraz etmemek!
Şimdi anlaşıldı mı Kazakistan’ın, Fas’ın, BAE’nin, Sudan’ın İbrahim anlaşmasını kabul etmesinin anlamı?!
Anlaşıldı mı imzalarının hangi tehlikeleri barındırdığı?
Peki İbrahim anlaşması başka hangi ülkelere kabul ettirdiler, hangi ülkeler imzalayacak?!
Bakıp göreceğiz!
Baş şeytan Donald Trump devlet başkanlarına övgüler dizerek akıl almaz anlaşmalar yapmakta, nadir elementleri ülkelerin elinden bir bir almaktadır.
Ülkelerin geleceğini ipotek altına almaktadır.
Geçtiğimiz günlerde Kazakistan devlet başkanı Trump’a övgüler dizdi ve
KAZAKİSTAN CUMHURBAŞKANI TOKAYEV:
“Başkan Trump, siz göklerden gönderilmiş büyük bir lider ve devlet adamısınız.
Çok sayıda ülkede milyonlarca insan size minnettar.
Başkanlığınızda Amerika altın bir çağa giriyor.
Vizyonunuzu takdir ediyorum.” demiştir!
Ve
ÖZBEKİSTAN CUMHURBAŞKANI MİRZİYOYEV:
“Başkan Trump, Özbekistan’da biz sizin için ‘Dünya’nın Başkanı’ diyoruz.
Çok şey yaptınız.
8 savaşı durdurdunuz.
Şundan eminim ki Rusya-Ukrayna savaşını da sadece siz durdurabilirsiniz.” demiştir.
Filistin Gazze ateşkes anlaşması sırasında ise Pakistan devlet başkanı bu övgülerden aşağı kalmaz cümleler kurmuş ve katil Trump’ı Nobel barış ödülüne aday göstermişti.
Türk devletlerinin ve kardeş Pakistan’ın düştüğü duruma bakar mısınız?
Daha önce birkaç defa yazdığımda ifade ettiğim dünyada ne olursa olsun peşrevdir, HEDEF; TÜRKİYEDİR!
Hedef; Arz-ı mevud’un gerçekleşmesi için melheme-i Kübra yani ARMEGEDDON (Hatay Amik ovası) savaşına adım adım gittiğimizdir!
Bunu NATO konusunu yazdığım makalemde de genişçe izah ettim.
Testi kırılmadan baştan söyleyelim:
Türkiye yok, barış yok kardeşlik diyerek bunun için güneydoğu illerinde YEREL YÖNETİMLERİN GÜÇLENDİRİLMESİ, demokrasi gibi gerekçelerle “eğitimin yerel yönetime bırakılması” gibi bölünmenin ilk adımlarını atamaz!
Atmamalı!
Ez cümle;
TBMM üyeleri çocuk katili terörist başı Apo’yu ziyaret edemez!
Etmemeli!
Bir seçmen olarak milletin ferdi olarak ben razı değilim.
Sürdürülen süreç sonunda çözüm diye önerilenlere milletimiz razı mı, değil mi buyrun halka soralım.
Demokrasi yok mu?
Madem demokrasi var haydi yarından tezi yok millete sorun!
Vatandaşların endişeleri vardır.
Bu endişeler dikkate alınmalıdır.
PKK teröristleri arkadan dolaşarak topluma karışma ve günü geldiğinde bu hainlerin sahaya sürülmeyeceklerinin bir garantisi var mı?
“Efendim bu Apo var ya geçmişte aslında MİT ‘in elamanıymış!”
Eee ne olmuş MİT’te çalışmışsa? Binlerce vatan evladını şehit etmişler, Kürt köylerini ateşe vermişler, Türkiye’yi istikrarsızlaştırmışlar, Türkiye’nin elli yılını almış milyarlarca dolara malolmuşlar!
Ne yapalım şayet denildiği gibi geçmişte MİT elemanlığı yapmışsa MİT’e ihanet etmiş bebek katiline “Önder” mi diyelim!
Barış olacaksa şehit analarının yüreği gözardı edilmemelidir.
Şehit analarının fedakarlığı tartışılmaz daha ne yapsınlar? Evlatlarını vatana hediye etmişler, milletin, devletin yararına olacak işlere gene eyvallah “vatan sağolsun” derler ama arkasında gönülleri yaralayan sorular bırakılan bir işe “evet” demezler.
Şehit analarının gönüllerini kıranların ne dünyada ne ahirette işleri düzgün gitmez bu da böyle biline!
Devletin sınırları aşılarak barış olmaz!
Milletin vicdanında karşılık bulmayan şekilde barış olmaz!
Devlet, PKK’nın silahlarının tamamını teslim alır suça karışmamış olanları bağışlar, suça karışmış olanların da hayatlarını bağışlar, yargılar hukuk içinde gerekli cezaları verir ve böylece barış sağlanmış olur!
Gerisi sonu hüsran olma ihtimali yüksek ve kalıcı barışın olmadığı bir sürecin başlamasına zemin hazırlar.
“Terörsüz Türkiye” mücadelesi Türkiye ve Türkiye dışını da kapsamalıdır.
Ayrıca;
1- Devletin dili tektir ve Türkçedir. Yerel dillerin öğrenilmesi öğretilmesi kültürel zenginliktir.
Ancak yerel diller eğitim dili olamaz!
2- Devlet bölünmez bütündür.
Üniter yapıdadır.
3- Türk devleti bütün unsurlarıyla vatanın asli unsurudur.
Herkes eşit yurttaştır.
Eyalet, özerklik, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gibi cümleler asla kurulmamalıdır.
Yerel yönetimler daha ne kadar güçlendirilebilir?
Bundan maksat kendilerini yönetsinler eğitim ellerinde olsun gibi şeylerse asla kabul edilemez!
Lütfen bakınız.
Türkiyenin bölünme süreci işlemektedir.
Ayrıca; bu süreci tahlil edenleri, fikrini söyleyenleri ihanetle suçlamayı bırakın!
Ayıptır günahtır!
Kürsüler de, televizyon ekranlarında bağırmalarınıza alıştık bağıra bağıra bu günlere geldik kırk yıllık “bebek katili” sonunda “Önder”, “TBMM’ye davet edilir”, kendisi ile “görüşülebilir” oldu!
Süreç hakkında vatandaşlar bilgilendirilmelidir.
Vatan hainleri ve ülke düşmanları dışında kimse ülkede terörün bitmesine karşı gelmez!
Hiçbir ülkede vatandaşlar mensubiyetlerini etnik kimlikleri ile ifade etmezler!
Mesela “ben Fransalıyım demez Fransızım, Amerikalıyım demez Amerika vatandaşıyım der!”
Türkiye’de de “Türkiyeliyim” demez Türk vatandaşıyım der.
Bu asla ırkçılık değildir.
Milletin topyekün üst kimliğidir.
Türk milleti, Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Boşnağı, Gürcüsü vs. etle tırnak bir bütündür.
Kimsenin kardeşlik empoze ve tarifine ihtiyaç duymaz!
Gölge edilmesin, fitne çıkarılmasın yeter!
Türk devleti ve milleti bölünmez bir bütündür!
Tarih boyu dahili ve harici ihanetlere rağmen dünya var oldukça varlığını sürdürmüş, sürdürecektir!
Vesselam.
GÜNDEM
14 Ocak 2026SPOR
14 Ocak 2026GÜNDEM
14 Ocak 2026GÜNDEM
14 Ocak 2026GÜNDEM
14 Ocak 2026UNCATEGORİZED
14 Ocak 2026EKONOMİ
14 Ocak 2026
1
Kayıp eşini otel odasında oğlunun arkadaşıyla bastı!
7363 kez okundu
2
Kamyonet Zap Suyu’na uçtu, 2 kişi hayatını kaybetti, 2 yaralı tedavi altına alındı
5848 kez okundu
3
Çanakkale’de çevre illerde de hissedilen deprem!
4618 kez okundu
4
Eski eşini feci şekilde dövdü, sevgilisini bıçaklayarak öldürdü!
3728 kez okundu
5
Şehzadeler’in yeni başkanı seçildi: CHP adaylar arasında kıyasıya yarış yaşandı
3274 kez okundu