Dahi teknik adam Jorge Jesus


Fenerbahçe - Galatasaray derbileri sonucu merak edilen ve en çok ilgi çeken bir spor/futbol müsabakasıdır.

Dünya ülkelerinde de haber özelliği olan bir Türkiye derbisi.

Her iki takım açısından galip gelmek şampiyonluk kadar değerlidir.

Bir sonraki maça kadar sonucu hep konuşulur, gündem oluşturur.

İşte böyle bir ortamda oynandı Türkiye’ nin derbisi.

Fenerbahçe, bu sezona Lig’ e ve Avrupa’ ya fırtına gibi girdi.

Lig’ in başında şampiyon ilan edildi.

Taki ki Dünya Kupası arasına kadar.

Dünya Kupası arasından bir türlü çıkamadı.
Fenerbahçe, gazı kaçmış gazoz gibi,
Önce Trabzonspor karşısında alınan mağlubiyet, sonrası bu gece sahasında Galatasaray’ a karşı alınan şok farklı mağlubiyet.

Türkiye’ ye geldiği günden beri birçok ezberi bozan tecrübeli teknik adam Jorge Jesus, Süper Lig’ in dişli takımlarına karşı iyi sonuçlar elde edemedi.

Önce Konyaspor’ a kaybetti, devamında Beşiktaş karşısında varlık gösteremedi, evinde ligin dar bütçeli takımı olan Giresunspor’ a, deplasmanda Trabzonspor’ a ve bugünde Galatasaray karşısında mağlubiyet yaşadı.

Bu beş maçta da “Fenerbahçe, sahada yoktu” denecek kadar kötü oynadı.

Dört maçını uzun süre 10 kişi oynamak zorunda kaldı.

Eksik kalmak Fenerbahçe için mazeret teşkil etmemeli.

Galatasaray, Fenerbahçe’ nin bütün geçiş yollarını kapattı.

Defansı ve orta sahayı kalabalık tuttu.
Kanatlarda geçiş imkanı vermedi.

Fenerbahçe baskı yapmaya kalktığı zaman ayağa paslarla, alan daraltarak olabilecek pozisyonları başlamadan bitirdi.

Bulduğu kontra pozisyonlarla da sonuca gitti.

Okan Buruk, şöyle takım kurdu, böyle taktik verdi. Geçelim bunları. Mağlup olsaydı bak o zaman zılgıta. “Böyle kadro mu çıkarılır” başlarlardı.

Fenerbahçe, olağanüstü olumsuz oynadı. Pozitif oynamaya çalıştı beceremedi.

Fenerbahçe’ nin rakipleri Fenerbahçe’ yi iyi analiz ediyorlar. 

Zaman zaman alan savunması, bazende adam adama oynayarak kilitliyorlar.

Fenerbahçe, rakiplerinin bu katı kilit oyununu çözecek, ters yüz edecek bir oyun planı kuramıyor.

Bunun en büyük nedenide rakip takımın iyi etüd edilmemesidir.

“Ben oyunumu oynarım, baskı kurarım, kanat ortaları yaparım, duran topları olumlu kullanırım, hızlı hücuma çıkarım ve sonuca giderim.” 

Papaz her zaman pilav yemiyor işte.

İstediğin hiçbir oyun düzenini sahaya yansıtmıyorsun.

Onun için her takıma ayrı oyun sistemin olacak ve farklı taktikle çıkacaksın.

Düz mantığın, eğri sonuçları çıkabileceği hesaplanmalı.

Mütevazi kadrosu olan Konyaspor, Giresunspor mağlubiyetlerinde hiç ders çıkarılmamış.

Ümraniyespor, Karagümrük maçlarında 7 gol yenildiği çabuk unutulmuş.

Defansın arkasına sürekli rakip oyuncu kaçıyor. Ofsayt takdiği ile oynandığı için ofsayttan kurtulan her oyuncu kaleci ile karşı karşıya kalıyor.

Bu büyük sorun sezon başından beri devam ediyor. Ve hiçbir tedbir alınmıyor.

Bir diğer konu ise, Fenerbahçe kadrosunda bulunan oyuncuların tamamına yakını düz oyuncu.

Oyunu ateşleyecek, takım sıkışınca öne çıkacak lider özelliği olan oyuncularında olmayınca işte böyle tıkanıp kalırsın.

Fileden top toplarsın.

Emre Mor, dikine gidebilen, adam eksilten, hızlı oynayabilen, rakip takım defansını karıştıran bir futbolcun var elinde neden oynatmazsın?

Arda Güler, genç yaşına rağmen teknik özelliği üst seviye olan, oynadığı her maçta takıma, skora katkı veren bir oyuncuyu ne zaman oynatacaksın dahi hocam?

Futboldan soğusun diye mi bekliyorsun?

Bu maç Avrupa maçları başlamadan, lig için iş işten geçmeden umarım son bir ders olur.

Saygılarımla.