Diyarbakır, Gaziantep ve Mardin gezisi…

FATMA BETÜL SAYAN KAYA

OLAYI…

Geçen hafta arkadaşlarımızla birlikte

Güneydoğu bölgemizden Gaziantep, Mardin ve Diyarbakır’ı gezme imkânımız oldu.

Gördüklerimiz beklediğimiz şeylerdi. Terörün bitmesiyle insanların yüzü gülüyor.

Esnaf, bilhassa yeme içme yerleri gecenin geç vaktine kadar açık

ve aileler çoluk çocuk çekinmeden o saatlerde yeme-içme yerlerini dolduruklarını gördük.

Eskiden akşam saat 8 dedi mi herkes evine kapanırdı.

Şimdi ise bilhassa merkezi yerler cıvıl cıvıl insan kaynıyor.

Genel hava bu şekilde gayet olumlu…

Ancak bundan dolayı Cumhurbaşkanımıza ve hükümete teşekkür beklerken en çok muhatap olduğumuz soru Fatma Betül Sayan Kaya’nın fondan yaptığı haksız kazançla ilgili olunca şaşırmadık desem yalan olur.

Bir tarafta can, mal ve namus emniyeti sağlanmış işleri açılmış esnaf harıl harıl çalışıyorken bunu halka anlatıp gündem yapacaklarına, teşkilat mensupları partide böyle bir şeyin olmasını kabullenemiyor “başımızı yere eğdirdi” diyerek bizden izahat istiyorlardı.

HUKUK DEVLETİNDE YAPILMASI GEREKEN YAPILDI

Sonra baktım ki, her yerde aynı hava var.

Kardeşlerimiz meseleye hissi olarak yaklaşıp devletin bir aile meclisi refleksiyle davranmasını ve Fatma Betül Sayan Kaya’nın gece yarısı evine baskın yapılarak ters kelepçe ile derdest edilmesi gerektiğini söylüyorlardı.

Hukuk devletinde ise böyle bir suça nasıl muamele edilmesi gerektiği açıktı ve o da uygulandı.

Parti disiplini olarak da istifası istendikten sonra partiden ihraç edildi.

Bu arada etkin pişmanlıktan faydalanmak için süresi içinde parayı iade etti.

Yargıdaki davası da devam ediyor.

Yani…

“BİZ BÜYÜK BİR AİLEYİZ” AMA ÇOK KIRILGANIZ

…Yani hukuk devleti ve parti tüzüğüne göre yapılması gereken ne varsa yapıldı.

Bundan sonrası yargının işi. Bu böyle…

Bizi soru yağmuruna tutanlar

Ak Parti’nin 12 milyona yaklaşan büyük bir kitleolduğunu unutuyorlar.

Haliyle bu kadar büyük bir camiada ara sıra çürüklerin de çıkacağı kaçınılmaz ama kardeşlerimiz bunu bir türlü kabullenemiyorlar.

FARKIMIZ?

Halbuki şöyle düşünmeleri gerekirdi:

Eski CHP ve şimdiki Yeni Parti gibi biz bu çürüklere sahip çıkmıyoruz.

Anında disipline sevk edip partiden ihraç ediyoruz?

Onlar belediyecilik tarihinde en büyük hırsızlık ve yolsuzluğunu yapan adamı cumhurbaşkanı yapmak için gayret ederken, biz ahlaksızlık yapanı kolundan tuttuğumuz gibi partiden atıyoruz.

Farkımız bu.

EN UFAK BİR PATIRTIDA TESLİM OLMAYACAĞIZ

…Ancak

Karşı taraf yolsuzluk ve ahlaksızlık çamuruna bu kadar batmışken bile pes etmeyip hırsızına sahip çıkarken,

biz kovduğumuz bir partilinin ayıbı karşısında pes edip ne yapacağımızı şaşırıyoruz.

Halbuki karşı taraf o kadar çok çamura batmış ki, savunacakları en ufak bir şeyleri yok.

Yapmadıkları hırsızlık, yolsuzluk,  ahlaksızlık kalmadı.

Eğer biz yaptıkları bu hırsızlık ve namussuzluklarını yüzlerine vurmasak o zaman onlar da Fatma Betül Sayan Kaya deyip bize ahlak dersi vermeye kalkarlar.

Demek istediğim şudur:

İmamoğlu’ndan Muhittin Böcek’e…

Havlusuyla yakalanan ve işlettiği pavyonun konsomatrislerini belediyede işçi olarak gösteren Uşak Belediye başkanından, uyuşturucu ve yolsuzluklardan yakalanan Ankara Etimesgut belediye başkanı ve diğer yöneticilerine…

İmamoğlu’nun Murat Gülibrahimoğlu vasıtasıyla sadece Cebeci’deki kaçak döküm sahasından aldığı yıllık 150-200 milyon dolara ve bu paraların özel jetlerle İsviçre ve Londra’ya kaçırılmasından, Menderes Belediye başkanının “Ben parasız iş yapmam, ben yürüyen parayım bebeğim!” demesine ve en son Mustafa Sarıgül’ün Şişli’den elde ettiği muazzam servete kadar (5 Milyar $… TL değil dolar) kamuoyunun bildiklerini yüzlerine mitralyöz gibi vurmalıyız ki, üste çıkıp bizlere ahlak dersi vermeye kalkmasınlar.

SÜREÇ DEVAM EDİYOR

Bu arada bu fon mevzusu kısa sürede çözülecek bir mevzu değildir.

Bu aynen 15 Temmuz benzeri bir kalkışmadır.

Eğer başarmış olsalardı arkasından bankaların bile battığı iflaslar gelecek ülkemiz büyük bir kaosla karşı karşıya kalacaktı.

Ama şükür ki, erken fark edildi.

DEFANS MI HÜCUM MU?

Hal ve şerait böyleyken maalesef bizim camia 28 Şubat’tan beri hep savunma yapıyor.

O günlerde şartlar öyle olduğu için buna mecburduk.

Devletin tüm dinamikleri eski CHP’ye hizmet ediyordu.

Burada tekrar etmeye gerek yok. Askeriyeden yargıya, üniversitelerden medyaya, sermaye çevresinden meclise ve cumhurbaşkanına kadar hepsi bizim aleyhimizeydi.

Ama şimdi öyle mi?

Neden hala hücuma geçmeyip savunmada kalınıyor anlamıyorum.

BİZLERİ KİMLER SAVUNUYOR

KİMLER HÜCUMA GEÇMİŞ

Dikkat edilirse bizi bizim camiada yetişmemiş Nedim Şener’den Fuat Uğur’a, Zafer Şahin’den Emin Pazarcı’ya hatta Deniz Baykal’ın kızı Aslı Baykal’a, Tamar Tanrıyara’a kadar yazar çizer ve sosyal medya kullanıcıları eski CHP şimdiki Yeni Parti’nin adeta ipliğini pazara çıkarıp rezil rüsvay ediyorlar.

Bu arada bizim camiadan da hatırı sayılır çok değerli kardeşlerimiz var

Ama bizim camiadan olmadıkları halde medeni cesaretleri ile bu saydığım yazarlar karşı tarafı top ateşine tutarken bizim Anadolu insanı Fatma Betül ismini duyar duymaz ne diyeceğini bilemeyip hemen yelkenleri suya indiriyor.

Nitekim GENAR araştırma şirketine göre AK Parti oyları %3 azalarak %33’e gerilemiş.

Bu sağlıklı bir gidişat değil.

Halbuki bizler yolsuzluk, hırsızlık vb. ahlaksızlık yapanlara sahip çıkmıyoruz ki, savunma pozisyonunda olalım.

Netice-i kelam;

Organize bir şekilde Fatma Betül Sayan Kaya mevzusunu ön plana çıkartarak, yaptıkları büyük vurgunlar perdelenmek isteniyor.

Aman ha dikkat!