Tüm dünya da ve ülkemizde Alzheimer hastalığını ve yıkıcı etkilerini azaltmak, farkındalık oluşturmak ve hastalığın erken dönemde teşhis edilmesini sağlamak amacıyla
21 Eylül “Dünya Alzheimer Günü” olarak belirlenmiştir.
Alzheimer hastalığı, demans (bunama) grubu hastalıklarından biridir.
Halk arasında da bunama diye anılmaktadır.
Hayatı ciddi şekilde etkileyen bir hastalık olan Alzheimer İlk kez 1906 yılında Alman psikiyatrist
Alois Alzheimer tarafından tanımlandığından hastalığa ilk tanımlayanın ismi verilmiştir.
Daha çok 65 yaş üstü kişilerde görüldüğünden yaşlılık hastalığı olarak kabul edilmesi erken teşhis edilmemesine sebep olmaktadır.
Nörolojik bir rahatsızlık olan Alzheimer, beyin dokularında hasara sebep olmaktadır.
Hastalığın halâ etkili ve istenilen seviyede bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır.
Ancak erken teşhis edildiğinde hastalığın ilerlemesi geçiktirilebilmektedir.
Çok erken teşhis edildiğinde hastalığın daha uzun bir süre için geçiktirilebilmesi sağlanmaktadır.
Konunun uzmanları hastalığı hafif, orta ve ağır olmak üzere üç evreye ayırmaktadırlar.
Ancak aşamalar üst üste de gelebileceğinden hastayı belirli bir katagoriye koyabilmenin bazen zor olabileceğinden bahsetmektedirler.
Hastalığın hafif evresinde kişi bağımsız olarak çalışabilir.
Sosyal etkinliklerini sürdürebilir. Ancak arada bir bazı belirtiler ortaya çıkabileceği için bu durumdan ailesi, arkadaşları ve bireye yakın olan kişiler dikkat ettiklerinde farkında olabilirler.
Kişinin bu evrede doktora başvurması erken teşhis ve tedavi için önemlidir.
Alzheimer hastalığı olan kişilerde bir şeyleri sık sık kaybetmek, yön duygusunu yitirmek, kafa karışıklığı, yapılan işi yapmakta zorlanmak, davranış ve kişilikte değişiklik, açıklamaları anlamada güçlük çekmek, iletişim kurmada zorlanmak, dikkat eksikliği, uyku düzeninde bozulmalar, hafıza kaybı, kişisel bakıma özen göstermemek, konuşmada ve görüntüleri anlamada güçlük çekmek, öğrenim güçlüğü ve öğrendiklerini çok çabuk unutmak gibi belirtiler ortaya çıkmaktadır.
Hattâ daha ileri durumlarda kişinin şahsi bilgilerini ve adresini hatırlayamaması da yaşanmaktadır.
Hastalığın, hasta yakınları için en zor ve üzüntü verici yanı da hastalığın ileri evresinde kişinin kendi kimliğini bilememesi ve yakınlarını tanıyamıyor hale gelmesidir.
Hastanın en çok desteğe ihtiyaç duyduğu bu dönemde ailesinin sabır ve anlayış göstermesi çok önemlidir.
Konuyla ilgilenen sağlık ve sivil toplum kuruluşları her yıl bu günde toplumun farkındalığını artırmak için çeşitli etkinlikler düzenlemektedirler.
Dünyanın birçok ülkesinde sağlık uzmanları ve bilim adamları hastalığın tedavisinde ilerlemeler kaydetmek için aralarında bilgi alışverişi ve çalışmalar yapmaktadırlar.
Henüz kesin tedavi yöntemi bulunmamaktadır.
Şu an yürütülen tedavi yöntemleri hastalığın ilerleyişini durdurmak ve azaltmak amacına yöneliktir.
Erken teşhis edildiğinde tedaviyle hastalığın ilerleyişi az da olsa durdurulmakta ya da çok yavaş ilerlemesi sağlanmaktadır.
Bu şekilde hasta hayatını tek başına sürdürebilmektedir.
Fakat tedavi edilmeyen ilerlemiş Alzheimer hastalığında ise bireyin tek başına yaşaması mümkün değildir.
Mutlaka birilerinden yardım alması gerekir.
Hasta yakınlarının bazıları durumu çabuk kabullenmekte, bazılarının da kabullenmesi zaman alabilmektedir.
Lâkin tedavi esnasında aşama kaydedebilmek için hasta yakınlarının olumlu davranışlarda bulunması hastaya bir bebeğe yaklaşır ve iletişim kurar gibi davranmaları gerekmektedir.
Alzheimer hastası yalnız bırakılmamalı, evde onun için uygun bir ortam oluşturulmalı ve ona
yardım edecek birileri bulunmalıdır.
Bunun sebebi de Alzheimer hastalarının kişisel bakıma özen gösterememeleri, beslenme konusu dahil kendi kendine yeterli olamamaları, evden habersiz çıkıp gitmeleri ve eve dönememeleridir.
Evden çıkıp dönememesi ihtimaline karşılık hastanın her daim üzerinde kimliğini, adresini ve gerektiğinde bilgi verilecek telefon numarasını belirten bilgileri içeren bir şeylerin olması gerekmektedir.
Alzheimer hastasıyla sürekli iletişim halinde olunmalı ve onun anlayabileceği basit cümleler kurulmalıdır.
En önemlisi de hastaya sevgi, şefkat, anlayış, sabır gösterilmeli, soğuk, kınayıcı ve yıpratıcı davranışlardan kaçınılmalıdır.
Alzheimer hastaları zaman zaman iyileşmiş, hafızaları yerine gelmiş gibi davranıp konuşabilmektedirler.
Bu durumda “Bak nasıl da her şeyi gayet iyi biliyor. Bazı şeyleri bize inat, eziyet olsun diye yapıyor.” denilmemelidir.
Dünyanın önde gelen sağlık kuruluşları dünya da ileriki yıllarda yaşlı nüfusun artacağı ve Alzheimer hastalarının çoğalacağını belirtmektedirler.
Daha şimdiden bazı tedbirlerin alınması, kişi ve yakın çevresini etkileyen ve yıpratan zor bir hastalık olan Alzheimer hakkında toplumsal farkındalığın artırılması, hasta ve yakınlarının hastalığı en az hasarla geçirmeleri için resmi ve sivil kuruluşlarının ve toplumun her bir ferdinin çalışmalar yapması gerekmektedir.
Yüce Rabbimden bizlere sağlıklı, bereketli, hayırlı ömürler nasip etmesini niyaz ederim.
Cumamız hayra vesile olsun.
Selâmlarımla.
GÜNDEM
14 Ocak 2026SPOR
14 Ocak 2026GÜNDEM
14 Ocak 2026GÜNDEM
14 Ocak 2026GÜNDEM
14 Ocak 2026UNCATEGORİZED
14 Ocak 2026EKONOMİ
14 Ocak 2026
1
Kayıp eşini otel odasında oğlunun arkadaşıyla bastı!
7363 kez okundu
2
Kamyonet Zap Suyu’na uçtu, 2 kişi hayatını kaybetti, 2 yaralı tedavi altına alındı
5848 kez okundu
3
Çanakkale’de çevre illerde de hissedilen deprem!
4618 kez okundu
4
Eski eşini feci şekilde dövdü, sevgilisini bıçaklayarak öldürdü!
3728 kez okundu
5
Şehzadeler’in yeni başkanı seçildi: CHP adaylar arasında kıyasıya yarış yaşandı
3274 kez okundu