Dünya iki kuma misali gibidir

Dostlar;

Rabi bin Kâ’b el-Eslemî (r.a.): “Ben geceleyin Resûlullah’a (s.a.v.) hizmet ederdim. Bir gün bana, “Benden iste!” buyurdu. Ben de,  “Senden, cennette sana arkadaş olmayı istiyorum.” dedim. Resulullah (s.a.v.)  “Bundan başka bir isteğin var mı?” buyurdu.

Ben, “Hayır, isteğim budur.” dedim. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Öyleyse çok secde ederek (çok namaz kılarak) bana yardımcı ol.” (Müslüm)

Bu hadis de Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Rabia’ya istediğini isteme fırsatı vermiş; Rabi da dünya malı yerine cennette Peygamber’e komşu olmayı dilemiştir.

Efendimiz de bunun yolunun Allah’a çokça ibadet etmek, özellikle namaz ve secdeyi artırmak olduğunu bildirmiştir. İstikametimiz böyle olmalıdır.

Kullarına, yeryüzünü her şeyi ve tüm nimetleriyle serilmiş bir sofra misali amade kılan Yüce Allah olunca, kul nasıl olur da Allah'ın şükrünü ihmal eder unutur ve ahde vefa göstermez?

Çoban bütün sürüye hakimiyeti sağlamak için bir keçiyi kendine alıştırır

O’na süt verir, ekmek verir, keçi artık çobana bağlıdır ve bir işareti ile gelir sürü onun peşine takılıp gelir. Çobanın bir işareti ile gider yine sürü onun peşine takılıp gider.

Bu keçi, bu çobandan bir miktar menfaat gördüğü için ona bağlanır ve işaretini bekler ve emirlerini yerine getirir.

Peki kulların Yüce Allah'tan menfaatleri bu keçinin çobandan olan menfaatından daha mı aşağı ki kulların bir kısmı şükrü ihmal edip aksatıyolar? Veya unutuyorlar veyahut da nakörlük ediyorlar!

Yüce Allah ile insanlar arasında en büyük vasıta olan Resulullah Efendimizi, Resulullah Efendimiz ile aramızda vasıta olan bu dini ve tüm güzellikleri yaşayarak bizlere ulaştıran selef âlimlerini nasıl unutur insan? Vefalı bir insan ve vefalı bir toplum olmak ne güzel bir şeydir.

Yüce Allah, Resulullah efendimizin icabet ve hidayet ümmetinden bir fert olmayı bizlere ve bütün mü’minlere nasîb eylesin.

Davet ümmetinin de hidayet bulması için gayret göstermeyi bütün insanlığı ve davet ümmetini özellikle icabet ve daha sinsi planlarla hidayet ümmetini hedef alan bütün oyunları ve tuzakları akîm kılıp, tarumar eylesin!

Hem Allah'ı, hem de aşağılık olan dünyayı istiyorsun yani tabir caiz ise bir koltukta iki karpuz taşımak istiyorsun öğle mi?

Böyle bir durum hayal ürünüdür ve mümkün değildir, hatta deliliktir.

Allah, bir kişinin göğüs boşluğuna iki tane kalp yerleştirmemiştir.” (Ahzâb,4)

İki kuma misali olan dünya ve ahireti kalbinde taşıyacak, dilinden düşürmeyecek ve ikisinin hayalini kuracak ve bunlar biri diğerine zararda vermeyecek bu mümkün değildir.

Resulullah Efendimiz bir Hadis-i Şerif'te şöyle buyurdu: "Kim dünyasını severse ahiretine zarar verir, kim de ahiretini severse dünyasına zarar vermiş olur. Siz baki (ve ebedi) olanı (ahireti), fani olanı (ve geçici olan) dünya (hayatına) tercih edin.” (Hakim, Müstedrek, 8110)

Tevhid yolunda iki tane kıbleye dönmenin hiç imkanı yoktur.

Ya dostun Allah'ın rızası gerekir ya da nefsin saptıran hevası ve arzuları…

Durum bu olunca mü'min ne tarafa ve neye daha çok meyletmeli en azından kararını vermeli.

İnancını diri ve canlı tutarak ibadetini ihlas süzgecine ve mihengine tabi tutmalı.

Yönünü, konumunu belirlemeli gelişi güzel ve müsvedde yaşamamalı.

Zira bu zahmetlerle dolu ortamda ve bu kısa hayatta temize çekme fırsatı bulamayabilir.

Allah’ım!

Bizlere ve bütün mü'minlere kamil iman, faydalı bilgi ve çokça salih amel işlemeyi nasib eyle. Amîn.