Emanet
Emanet, sözlük olarak " Birine, geri alınmak üzere,
geçici olarak bırakılan, teslim alan kişice korunması gereken eşya, kimse vs." anlamına gelmektedir.
Ayrıca, bir kimse aracılığıyla birine gönderilen para, eşya vs. anlamına da kullanılmaktadır.
Emanetin maddî bir yönünün bulunması yanında dinî, ahlâkî ve ictimaî bir yönü de bulunmaktadır.
Kur'an'ı Kerim' de: " O müminler üzerlerindeki emanetleri gözetirler, verdikleri sözleri tam tamına tutarlar." ( Müminun suresi, ayet; 8) diye
emanete riayet müminlerin başlıca özellikleri arasında sayılmaktadır.
Peygamberimiz (s.a.v) " Münafıklığın alâmeti üçtür: Konuştuğunda yalan söyler, söz verdiğinde sözünde durmaz, kendisine bir şey emanet edildiğinde ona hıyanet eder." (Buhârî, iman; 24)
buyurarak emanete hıyanet etmeyi münafıklık alâmetleri arasında saymıştır.
Kur'an'ı Kerim ve sünnet bizlere emanettir.
Müslümanlar olarak, Allah'ın (cc) emir ve yasaklarına Peygamberimiz'in (s.a.v) sünnetine uyarak görevimizi yerine getirmiş, emanete riayet etmiş oluruz.
Yüce Rabbimiz; " Ey iman edenler! Allah ve resülûne karşı hainlik etmeyin. Emanetinizdeki şeylere de bile bile hıyanet etmeyin." ( Enfal suresi ayet; 27) diye emrederek emanetin önemine dikkatimizi çekmiştir.
Bedenimiz de bize verilen bir emanettir.
Bedenimizi temiz tutmak, yediğimiz ve içtiklerimizin temiz ve helâl olmasına dikkat etmek, bedenimize, akıl ve ruh sağlığımıza zararlı olan ve dinimizce de haram sayılan her türlü zararlı olan şeylerden kaçınmak, bedenimizde bulunan bütün organlarımızı yüce Rabbimizin rızasına uygun bir şekilde kullanmak, onları yasaklanmış ve haram edilmiş eylemlerde kullanmamakla emanete riayet etmiş oluruz.
Son zamanlarda " Beden benim dilediğim gibi kullanırım, kime ne?" sözünü dillendirenlere
birçoğumuz şahit olmuşuzdur...
Böyle bir sözü maalesef bedenini dinimizin yasakladığı bir şekilde kullananlar/ kullanmak isteyenler, kötü alışkanlıklar edinerek bedenlerine zarar verenler dillendirmektedir.
Kişilerin, çoğunluğu müslümanlardan oluşan toplumumuzda böyle bir düşünceye sahip olmaları ve utanç duymadan dile getirmeleri ne kadar üzücü ve bize verilen beden emanetine hıyanet demek değil midir?
Toplumda üstlenilen görevler, makam ve mevkiler de birer emanettir.
Görevleri üstlenenler makam, mevki ve konumları nispetinde kendilerine verilen emanetlere riayet etmekle sorumludurlar.
Emanetleri ehline vermek, başlı başına bir öneme sahiptir.
Bu önemden dolayıdır ki kendisine emanet verilenlerin hakkıyla emanete riayet edip hıyanet etmemeleri gerekir.
Yüce Rabbimiz " Allah (cc) size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor.
Allah (cc) her şeyi hakkıyla işiten ve görendir." (Nisa suresi, ayet; 58) diye buyurarak bizleri uyarmaktadır.
"Emanet zayi olduğunda kıyameti bekleyiniz"
(Buhârî, ilim; 2) diye beyan eden Efendimiz (s.a.v)
emanetin ehline verilmemesinin ve hangi türden olursa olsun emanete hıyanetin yaygınlaşmasının, toplumda güven ve huzur ortamının ortadan kalkmasına, toplumsal bir felâketin oluşmasına sebep olacağına dikkat çekmiştir.
Evlâtlar anne ve babaya emanet olduğu gibi anne ve baba da evlâtlara emanettir.
Yüce Rabbimiz "Rabbin kesin olarak şunları emretti: Ancak kendisine ibadet edin. Anne ve babaya iyilik edin. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın onlara "Öf" bile deme ve onları azarlama. İkisine de tatlı ve güzel söz söyle." ( İsra suresi, ayet; 23) diye buyurarak
çocukluğumuzda anne ve babamız nasıl bizlere kol kanat gerdiyse bizlerde yaşlandıklarında onlara güzel söz ve davranışlarda bulunmamızı istemektedir.
Çocuklarımız ve eşimiz de bizlere emanettir.
Onların haklarına riayet etmek, maddî ve manevî ihtiyaçlarını karşılamak, onları zararlı olan her şeyden korumak, onlara iyilik ve güzellikleri öğütleyerek doğru yolu göstermek, Allah'ın (cc) razı olacağı işleri yapmalarını teşvik etmek görevimizdir.
Allah (cc) "Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında gayet katı ve şiddetli, Allah'ın (cc) kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildikleri şeyi yapan melekler vardır." (Tahrim suresi, ayet; 6" diye sorumluluğumuzu yerine getirmemiz için uyarıda bulunmaktadır.
Vatanımız bizlere emanettir.
Ecdadımızın kanlarıyla suladıkları, canlarıyla bedel ödedikleri, alın terleriyle ürettikleri eserlerle donattıkları ve bizlere emanet olarak bıraktıkları bu toprakları emanete riayet edip imar ederek, bizden sonraki nesillere bırakmak görevimizdir.
Yaşadığımız doğa ve içinde yaşayıp kendisinden istifade ettiğimiz çevremiz de bizlerle bir emanet olarak sorumluluk alanımız içinde yer almaktadır.
Yüce Rabbimizin bizlere vermiş olduğu mal, servet, sağlık ve bu dünya hayatımızda ihsan edilen çeşitli nimetler de birer emanettir.
İnsanoğlu olarak bizlerin bütün bu nimetlerden hesap vereceğimizi Tekâsür Suresi'nin 8. ayetinde " Nihayet o gün nimetlerden elbette sorguya çekileceksiniz." diye haber verilmektedir.
Fakirler, yetimler, kimsesizler müslüman bir toplumun fertleri olarak bizlere emanettir.
Zekât müessesesi onlar içindir ve sorumluluğu da bizlerin omuzlarına yüklenmiştir.
Zekât konusu Tevbe suresinin 60. ayetinde beyan edilmiştir.
İslâm literatüründe kapsamlı bir kavram niteliği taşıyan emanet, kısa bir yazıya sığdırılamayacak kadar geniştir.
Yüce Rabbimden, bizlere verilen beden, Kur'an, akıl, mal, mülk, görev, aile, vatan vs. gibi emanetlere sahip çıkmamızı nasip etmesini niyaz ederim.
Cumamız hayra vesile olsun.
Selamlarımla.