Emekli maaşları ve belediye başkan adayları…
EMEKLİ MAAŞLARI ŞEHREMİNİ/ BELEDİYE BAŞKANLARI KAMUYA AÇIK MAL BEYANINDA BULUNMALI
Emekli maaşları “ölmeyecek gibi yaşayın” maaşıdır.
Olmadı bu iş!
Adil olmayan, bırakın hükümeti devlet yaşamaz.
Bizim devletimizin milletimizin önemli vasıflarından birisi hatta en önemlisi adalettir.
SGK emeklilerinin maaşı 2002 yılında 257 TL, iken asgari ücret ise 184 TL idi. Yani emekli maaşları yaklaşık asgari ücretin bir buçuk katı mertebesinde iken şimdi asgari ücretin dörtte üçü mertebesine düşmüştür.
İşçi emekli maaşları geçmişteki orana göre yirmi beş bin TL civarın da olmalı.
Son bir kaç yıl için de on liraya alınan bir meta yüz liraya alınabiliyorsa, burada sorun paranın alım gücü ve para konusun da bir operasyon var demektir.
Emekli vatandaşlarımıza kriter getirmek lazım mesela;
1- En düşük emekli maaşları asgari ücretin altında olmayacaktır diye bir kural getirebilirsiniz.
2-Emekli maaşları, Milletvekillerinin aldığı emekli maaşının üçte birinden aşağı olamaz diye bir kriter getirebilirsiniz.
Başka bir ifade ile milletvekilleri, işçi emeklilerinin maaşlarının üç katından fazla olamaz diye bir kural getirebilirsiniz.
Bu kriteri getirin bir daha emekli maaşı tartışması yapılmaz.
Hodri meydan buyrun yapın da görelim!
Sayın vekillerimiz kanun yapma yetkisine sahipsiniz.
Buyrun emekli işçiler sizden gelecek haberleri beklemektedirler.
Merhum Necmeddin Erbakan başbakanlığı sırasında gerek çalışan, gerek emekli, gerek işçi, gerek memurlar için birikmiş oran yanlışlıklarını düzeltebilecek miktarda maaş artışları yapmış ve bununlada yetinmeyip EŞEL MOBİL SİSTEMİ getirmişti.
EŞEL MOBİL SİSTEMİ, maaşların artışını yıldan yıla değil her ay enflasyon artışına göre artırılması idi.
Başbakanlığı sırasında böyle uyguladı.
Sonra ne oldu biliyor musunuz?
Merhum halkçı Bülent Ecevit hükümeti Devlet Bahçeli ve Mesut Yılmaz’ın içinde ortak olduğu hükümet, ilk iş olarak EŞEL MOBİL SİSTEMİNİ kaldırdı.
Buyrun adaleti sağlayın.
Emekli maaşlarını emekli milletvekillerinin maaşlarına orantılayarak belirleyin.
Yapamayacağınızı, yapmayacağınızı biliyorum ama benden vebal gitsin diye öneriyor ve hatırlatıyorum.
Ayrıca emeklilerin köye dönüş projesi geliştirilmeli, emeklilerimiz büyükşehirlerin yükünden kurtarılmalı, şehirlerde bir miktar boşalacağı gibi emekliler ömürlerinin son yıllarını köy ve kasabalarında geçirmeliler.
Aksi halde emeklileri büyükşehirler de özellikle İstanbul’da yokluk içinde bir hayat bekliyor.
Şehremini, belediye başkanları,
Belediye başkan adayları seçimine kilitlenmiş durumda. Partiler, ittifaklar adaylar derken işin özünü nerede ise kimsenin konuştuğu malesef yok.
Belediye başkanı demek ŞEHREMİNİ demektir.
Yönettiği beldenin, şehrin yerel hizmetlerini yapmak gibi görevi yanında, yönettiği şehirde güven için de huzurlu ortam meydana getirmekde görevidir.
Ama nasıl?
Bir belediye başkanı zırhlı makam arabasına biniyorsa yönettiği şehir de güvenlik sorunu var demektir. Ayrıca yerel yönetici bir insan neden zırhlı makam aracına yüzbinlerce dolar karşılığı astronomik kiralar öder ve zırhlı araca binme ihtiyacı duyar?
Ve bu durumu mahzurlu görmüyor, hatta hak görüyorsa bu işte bir sorun var demektir.
Batılı ülkeler de belediye başkanları, hatta bakan ve başbakanların bisikletle makamlarına gittikleri, kasap, manav, pazar ihtiyaçlarını halkın içinde yaptıklarını çok defa gördük.
Ve hayıflandık.
Ülkemiz de bu görüntülere birkaç istisna dışın da rastlamak nerede ise mümkün değil.
Belediye başkanlarının birçoğu neden yönettiği belde de, mahalle de yaşamazlar?
Başkanlıklarının ilk yıllarında ilk işleri evlerini, mahallelerini konfor alanlarını değiştirmek olmaktadır.
Bulunduğunuz ilçe de, mahalle de belediye başkanlığı yapmış bir şahsı görüyor musunuz?
Elbette buna hayır diyeceksiniz. İstisnalar kaideyi bozmaz.
Hodri meydan! Var mısınız?
Şeffaf mal beyanını halka arz etmeye.
Var mısınız belediye başkanı adayları seçildikten sonra kapalı zarflarla mal beyanı vermek yerine kamuoyuna açık mal beyanı versinler.
Belediye başkanlık süreleri dolunca tekrar mal beyanı versinler hem kendileri töhmet altında kalmamış olurlar hemde vatandaşların gönlü rahat olmuş olur.
Sayın Ahmet Davutoğlu, başbakalığı döneminde parti yöneticileri ve kamu yöneticilerinden mal beyanı isteyeceğini seçimler sırasında vadetmesine rağmen bunu gerçekleştiremedi.
Kendisine bu vadinin sorulduğun da “Maalesef gerçekleştiremedik, siyaset yapacak insan bulamazsın denilerek itiraz edildi” demişti.
Kamu görevi yapan insanların, buna milletvekili, bakan, belediye başkanı da dahil göreve geldiklerinden sonra mal varlıkların da izahı mümkün olmayan artışlar olmuşsa eğer bu işin içinde bir bit yeniği var demektir. Onun için şeffaf bir şekilde mal beyanı hem kanuni olarak hem vicdani olarak sorumluluk olmalıdır.
Belediye başkan adaylarına önerim; adaylıkları açıkladıklarında ayrıca; israf ve lüks harcama yapmayacaklarına, kimseye haksız kazanç yolu açmayacaklarına liyakatin esas alacağına, kayırmacılık yapmayacaklarına dair kamuoyuna deklare etmeliler.
Haaa, bir de sokak köpekleri meselesini halledeceklerini ilan etsinler.
Vesselam.