En zararlı ticaret hangisidir?

Dostlar;

Dinlerine uymadıkça Yahudiler de, Hristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır.

“De ki: Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur.

Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.” (Bakara: 120)

Batı medeniyeti, İslam dünyasına karşı çoğu zaman “sen bizim gibi olursan biz seni kabul ederiz” anlayışına sahiptir.

Siz bizim kültürümüzü, ahlakımızı, siyasetimizi benimseyin o zaman sizi ‘uygar’ sayarız” diyen anlayışa karşı Allah, Müslümanlara diyor ki: “Doğru yol onların değil, Allah’ın gösterdiği yoldur.”

Vahiy merkezli hakikat bilincini kaybedersen, Allah’tan sana ne dost kalır, ne de yardımcı.

“Sizin dostunuz ancak Allah, O'nun peygamberi ve namaz kılan, zekât veren ve rükû eden müminlerdir.” 

Kim Allah'ı, Resulünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar şüphesiz Allah'ın tarafını tutanlardır.”(Maide: 55-56)

Ayetlerin bütünsel mesajı başkalarının rızasını değil, Allah’ın rızasını merkeze al.

Dış güçlerle değil, iman kardeşliğiyle dayanış.

İmanla kurulan birlik, ilahi yardımın önünü açar.

Kimliğini kaybeden ümmet, hem itibarını hem de Allah'ın yardımını kaybeder.

Hidayeti verip dalaleti satın alan millet için hayret verici, dinini verip dünyasını alan daha hayret vericidir.

Bir millet dinini başkalarının dünyasına karşılık verip satmaları ise ikisinden de daha hayret vericidir.

Hz. Ömer (r.a), Ahnef  b.Kays'a soruyor: “İnsanların en kalitesizi kim?

Ahnef şöyle cevap veriyor: “İnsanların en düşüğü ve kalitesizi dinini kendi dünyasınına değiştirendir.”

Bunun üzerine Hz Ömer şöyle buyurur: “Sana daha kalitesiz olanını söyleyeyim mi? Dinini başkasının dünyasına değiştiren kimsedir.”

Daha hayırlı ve baki olan ahireti, geçici ve fani olan dünyaya değiştiren, dünyada ebedi yaşayacakmış gibi davranırlar.

Bazı insanlar, “Allah vardır” demekten çekinmezler; fakat hayatın yasasını, ahlak ölçüsünü, ekonominin sınırını, siyasetin ilkelerini Allah’ın belirlemesini istemezler.

Tevhid, sadece “Allah’a inanıyorum” demek değil; O’nun belirlediği tüm değerlere teslim olmaktır.

Sizin de kendileri gibi inkar etmenizi istediler ki onlarla eşit olasınız.” (Nisa: 89)

Seyyid Kutub der ki: “İman bir duruştur; küfür de bir duruştur. İki taraf asla barış içinde olamaz. Kafir, mü’minin varlığını kendi batıl düzenine tehdit olarak görür.”

Resulullah efendimiz den:

"Arzu ve istekleri benim getirdiklerime tabi olmadıkça mü'minin imanı tamam olmaz".(Sünen)

İman, kalbin Allah ve Resûlü’ne gönüllü teslimiyetidir; hevâ, bu teslimiyetin en büyük düşmanıdır.

Ey iman edenler!

Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin ve amellerinizi boşa çıkarmayın.”

(Muhammed: 33)

Hevasını Resûlullah’a tabi kılmayan, Resûlullah’a itaat etmeyen, hem imanını kemale erdiremez, hem de amellerini koruyamaz.

Allah'ım!

Bizleri ve bütün mü'min kardeşlerimizi ahiretin daha hayırlı ve ebedi olduğuna iman eden rahmetini ve rızanı uman rahmet ettiğin ve razı olduğun kullarından eyle.

Amin!