Erdoğan kazandı, AK Parti kaybetti
AK Parti seçimlerde aldığı yüzde 35 oyla başladığı yere geri döndü.
Dönemsel eksilme yaklaşık 15 puan.
2002’de girdiği ilk seçimde de yüzde 35 civarında bir oy almıştı.
Refah Partili Belediyelerdeki başarı ve arı gibi çalışan teşkilat yapısı ile iktidara gelen Sayın Recep Tayyip Erdoğan, iktidarda birçok başarılar elde etmiş ve partisinin oy oranı yüzde 50’lilere kadar taşımıştı.
1994 yılından beri verilen kredi hızla eriyor.
Millet takdir edip, hakkını da veriyor, ikaz edip, ihtarda da bulunuyor.
Milletin mesajını iyi okuyup, öncelikli sorunlarına çözüm bulunduğun da ise desteğini yineleyerek devam ettiriyor.
Bu aziz milletin ekseriyetinin vefası üst düzeydedir.
Tamam Sayın Erdoğan’ın bir karizması ve başarı hikayesi var.
Kabul edelim ki milletin büyük bölümünün gönül dünyasında makes bulmuş ve teveccühünü kazanmış.
Peki, kendisi yüzde 50’nin üstünde bir karşılık bulurken, partisi neden düşüşte?
Bir seçmen olarak öncelikle hala Erdoğan’a güven duyan seçmenin AK Parti’ye son ikazını yaptığını ifade edelim.
“Sana mecbur değilim, karşı tarafa da güven durmuyor oy da veremem ama…” mesajının altında yatanı anlamak lazım.
Ama…?!
“Seni iktidar ediyorum, belediyelerine ve partine güvenmiyorum, bana bunlarla gelme” yeterince anlaşılır değil mi?
İstanbul üzerinden seçimleri okuyacak olursak; AK Parti’nin oy deposu olarak bilinen birçok ilçede oylar düşerken, bazı ilçelerde ise yıllardır sürdürdüğü üstünlüğünü muhalefete kaptırmış durumda.
AK Parti’den kaçıp, Erdoğan’a destek veren seçmen yine oyunu Cumhur İttifakı yönünde kullanarak MHP, YRP, BBP’yi tercih etti.
Bu tercihler artarak devam edecek gibi görünüyor.
Partisinin kan kaybettiği gören teşkilatçılığı ile mahir olan Sayın Erdoğan acil müdahale etmeli.
Nasıl yeni Bakanlar Kurulu’na oy veren, vermeyen seçmen saygı duyuyorsa; belediye başkanları, meclis üyeleri ve teşkilatlara da aynı saikle nazar edebilmeli.
Büyükşehirlerdeki oy kaybının en büyük müsebbibi ekonomi ve altından kalkılmaz hale getirilen kiralar ve çalışıyormuş gibi görünen teşkilatlardır.
Yalnız bu zaviyeden okuma yapılırsa sonuç yine hüsran olur.
AK Parti bu teşkilat yapılarını mazbut hale getirmez, ehliyet, liyakat, vefa ve aidiyeti önceleyerek yeniden oluşturmazsa yerel seçimlerde daha çok kan kaybeder.
Ehliyet, liyakat denince AK Parti yetkilerinin ilk aklına gelen akademik kariyer oluyor.
Öyle olmuyor işte. Teşkilatçılık ayrı bir uzmanlık alanı, bunun için akademik kariyerin hiçbir karşılığı yoktur.
Ahbap çavuş ilişkileri ile nepotizmle, hemşehri körlüğü ile kurulan yapılardan bünyeye fayda gelmeyeceği gibi, ağacı içten kemiren kurtlara dönüşürler ve dönüştüler.
Teşkilatlarda ki bu süreci gören Sayın Erdoğan, “metal yorgunluk” dedi, “Ömer’leri bulacağız” dedi.
Farkında mısınız? AK Parti teşkilatları ile tabanı tamamen zıt kutuplar haline geldi.
Sonrasında hiçbir şey olmamış gibi eski tas eksi hamam devam edildi.
AK Parti teşkilatları ego tatmin ofislerine dönüştü.
AK Parti’nin iyice bozulan ekonomik dengeleri rayına oturmak gibi vatandaşa karşı bir borcu var.
Kurumsal yapınız ne kadar güçlü ise o kadar başarılı olursunuz.
Parti açısından bakıldığında; tıpkı bozulan ekonomik değerler gibi, gelir dağılımdaki yadsınamaz adaletsizlikte olduğu gibi teşkilat yapılarıda bozulmuş ve çürümeye yüz tutmuş durumda.
Çürüme vücudun bir uzvuna sirayet edince yeterli önlem alınmadığı takdirde tüm bünyeyi sarar ve kaçınılmaz sonla yüz yüze kalırsınız.
Neşteri öyle bir vuracaksın ki komplikasyonlara mahal vermeyeceksin.
AK Parti yakasına yapışan kıymetini kendinden menkul, tabanda karşılığı olmayan sülüklerden ivedilikle kurtulmalı.
İş takipçilerinin, komisyoncuların, hafriyatçıların, emlakçıların, müteahhitlerin adresi olmamalı.
Millet her şeyin farkında ve son ihtarını yaptı.
“Ya öze dönersin ya da küle döner sönersin.”
Gayri durumda bu iş gitti gidiyor.
Anavatan Partisi’nin, Doğru Yol Partisi’nin akibetinden hiç dersler çıkarılmamış.
“Sürekli kimi koysak kazanıyoruz, kimse yerel yöneticilere bakmıyor” gibi yerleşik bir anlayışın sonu uçurumdur.
Seçimler de gördüğüm bir diğer arizi durum da, çoğu yerel yöneticilerin sosyal medya hesaplarını tedbir olarak (Ya karşı taraf kazanırsa) seçim süresince kapatmaları veya hiç lehte gönderi, paylaşım yapmamaları olmuştur.
Sosyal medya tamamen muhalefete terk edilmiş durumda.
Cevapları şimdiden duyar gibiyim; “şifremi kaybettim, hesabım çalınmış.”
Önce bu isimler tespit edilerek partiyle ilişiği kesilmeli.
Aidiyet duygusu olmayanlar manadan uzaklaşır, madde hırsının kurbanı olur.
Yerel yöneticiler il il, ilçe ilçe, belde belde her yönüyle araştırılmak suretiyle ayrık otları temizlenmeli.
AK Parti ne kadar merkezde olursa olsun bir misyon partisidir.
Misyon olarak tabanla, seçmen arasına sınırlar örülmüş ve dil yabancılaşmıştır.
Teşkilatlatın faydası mı var, zararı mı?
AK Parti atalet kuyusuna düşen teşkilatlarını lav etse, seçimden seçime gönüllülük esasıyla çalışma ekipleri oluştursa en az birkaç puan daha fazla oy alır.
Refah Partisi İl Başkanı olarak Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kurduğu sistem ile seçmenle bire bir temas kurabilen, hane hane dolaşan, kovulduğu kapıya defalarca giden, sorun çözen ve ikna kabiliyeti yüksek teşkilatlar Erdoğan’ı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı yaptı ve diğer siyasi partilere de model oluşturdu.
Ne medyası vardı nede sosyal platformu.
Milli manevi değerlere bağlı, inanç kriteri yüksek, rant kaygısı olmayan insanlar topluluğuydu.
“İnanıyorsan üstünsün” düsturunu yol haritası olarak kanıksamışlardı.
Şimdi ki teşkilat yapısı ile kıyas dahi götürmezdi.
Tamam o günlerini ruhunu bugün de aramak belki zor ama kırıntısıda mı yok.
Refah Partisi ile başlayan vefa abidesi, ülke vatan millet sevdalısı teşkilatçılık, AK Parti ile caka satmaya, hava atmaya, rant kapısı olarak görülmeye evrildi.
“Nasıl olsa Reis bir şeyler yapar ve seçimi kazanırız.” Gelsin çaylar - kahveler…
Tam karşılık böyle.
Zengin babanın servetini har vurup harman savuran faydasız evlatlar topluluğundan ne mensubu olduğu kuruma, nede ülkeye yarar gelmez.
Ülkeye hizmet siyah gözlük takarak, ceketinde mendil sallayarak, millete tepeden bakarak, demdebeli teşkilat koltuklarından kahve yudumlayarak yapılmaz.
Emek ister, zahmet ister, sevgi ister, özveri ister daha da önemlisi Sayın Erdoğan ve arkadaşları gibi yürek ister.
“Vatan sevgisi imandandır.”
Vatan sevgisi söylem değil, eylem gerektirir.
AK Parti, Ankara’da da, İstanbul’da da her türlü olumsuzluğa karşı milletvekili seçiminin birinci partisi olmuştur.
Aidiyet duygusu yüksek, ehliyet, liyakat sahibi bir yapı ve kabul görür adaylar ile iki ilde de seçimleri AK Parti adayları kazanabilir.
Ama önce temizlik.
Halının altında yer kalmadı.
Öze, fabrika ayarlarına dönüş elzem.
Bu dönüşüm için ehil insanlardan eskisiyle, yenisiyle, tecrübesiyle, genciyle komisyonlar oluşturulmalı, enine boyuna ilçe ilçe süzgeçten geçirilmeli.
Bir kuyumcu titizliği ile.
Bir iki kişiye inisiyatif verilerek bozulan dişlileri yerine oturtmak pek mümkün görünmüyor.
Zira arıza büyük.
Bizden söylemesi. Aklın yolu birdir.
AK Parti tünelden önceki son çıkışta.
22 yıllık iktidar hazin sonla bitebilir.
Siyasi tarihimiz en büyük derstir.
Seçimlerin sonucu; Erdoğan kazandı, AK Parti kaybetti.
NOT: Yaptığı sorumluluğun, aldığı görevin fevkinde olanlar tenzih edilmiştir.
Saygılarımla.