Evlatlarını büyüttü, yaşlandı, şimdi ne yapacak?
Türkiye'de nafaka konusu yeniden gündemde.
Ancak bu tartışmayı yalnızca rakamlar ve yasal düzenlemeler üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Konunun bir de insan hayatına dokunan yönü vardır.
Bir kadın düşünün...
Gençlik yıllarını ailesine adamış. Çocuklarını büyütmüş, evini ayakta tutmuş, eşine destek olmuş…
Çalışma hayatında ilerlemek yerine ailesinin geleceğini öncelik haline getirmiş.
Yıllar geçmiş, çocuklar büyümüş, kadın yaş almış.
Sonra bir gün evliliği sona ermiş.
Artık genç değildir.
İş bulması, hayatını sürdürmesi kolay değildir.
Kariyer yapma fırsatını yıllar önce ailesi için geride bırakmıştır.
Peki şimdi ne yapacak?
Geçimini nasıl sağlayacaktır?
Yıllarca verdiği emeğin karşılığı ne olacaktır?
Nafaka tartışmaları yapılırken unutulmaması gereken gerçek budur. Çocuk yetiştirmek, aileyi ayakta tutmak ve bir yuvayı korumak da emektir.
Bu emekler görmezden gelinemez.
Elbette her konuda olduğu gibi nafaka konusunda da adalet gözetilmelidir. Ancak yıllarını ailesine veren, ekonomik güvencesi olmayan kadınların mağdur edilmemesi de toplumun ortak sorumluluğudur.
Türk toplumunun en güçlü dayanağı ailedir.
Aile kurumunu korumak, sadece evlilikleri değil, o evliliklerin içinde verilen emekleri de korumaktan geçer. İnsanlar geleceğe güvenle bakabildiği sürece evlilikler güçlenir, çocuklar daha güvenli ortamlarda büyür.
Bugün sorulması gereken soru şudur:
Evlat büyüten, yaşlanan ve çalışma imkânı kalmayan kadınlar için nasıl bir sosyal güvence oluşturulacaktır?
Çünkü adalet; sadece bugünü değil, yıllar boyunca verilen emeği de görebilmektir.