Göçmenler…

Şairin dediği gibi..

Su serperler ya
Gidenlerin ardından.
Dün askere
Hind`e Yemen`e,
Bu gün ekmeğe
Yaban ellere

Kimi savaşlardan düşmüş yollara, kimi ekmek için.

Belirsiz; nereye varacağını ne olacağını kestiremeyen yığınlarca insan.

Anadolu’nun ana kucağına sığınmışlar. Adeta tarih tekerrürden ibaret.

Bu coğrafyanın kaderi bu  olsa gerek..

Bin, onbin değil milyonlarca insan, akın akın ve sonucunu düşünmeden..

Belirsiz bir hayata koşuyorlar.

Türklerin; Avrupa yolculuğuna kıyasla daha zorlu bir adaptasyon.

İkinci kuşak Suriyeli’lerin bile büyük oranda dil ve kültür sorunlarıyla boğuştuklarını aradan geçen yıllara direnemediklerine şahit olmaktayız.

Her şeyden önemlisi toplum kabullenemiyor.

Belki de kabullenmek istemiyor.

Zaten anketlerde bunu açıkça okuyabiliyoruz.

Bırakın komşu olmayı aynı şehirde yaşamaya tahammülleri yok..

Aynı din kültüründe olsak dahi..

Ensar olma, muhacir kucaklaşması günümüz dünyasında pek yer bulacağa benzemiyor.

Buna rağmen akın akın geliyorlar..

Pakistanlısı, Afganistanlısı, Surinamlısı, Türkmeni,  Kazağı. Afrikalısı…

Hem onlar hem biz şaşkınız.

Paraları yok. Kalacak yerleri yok.

Sokaklarda pimi çekilmiş bomba gibi bekleşip duruyorlar.

Her gün yeni olay yeni bir vaka…

Sonu nereye varır bilende yok.

Daha da vahimi “Bizim adımıza Avrupa’dan para alıyorsunuz, bakmak mecburiyetindesiniz” anlayışına kendilerini inandırmışlar.

Öyle görünüyor ki pek yakın zamanda çözülecek gibi görünmüyor mülteci sorunu.

Sosyal dokuya yapabileceği tahribatta cabası.