Gül ve Kılıçdaroğlu adaylık yarışında


Seçimler yaklaştıkça siyasi ortam gerginleşiyor.

Kemal Kılıçdaroğlu, her yerde artık açıkça aday olduğunu saklamıyor.

Diğer taraftan Sedat Peker’in ifşaları siyaseti etkilemeye devam ediyor.

Doğalgaz ve elektrik zamları gündemi etkileyen faktörler.

Seçmen, EYT’li, Ek gösterge beklentisi, emekli ve memur maaşlarına kilitlenmiş durumda.

TÜİK enflasyon da yüzde 80’i aşamadı hala. 80’de takılı kaldı. Bağımsız gözlemciler bu rakamın piyasada iki katının yaşandığına dikkat çeliyor.

En büyük muhalefet ekonomi.

Seçimlere ne ölçüde etki eder, yön verir şimdilik muamma.

Sandığı görmek lazım.

Herkes kendi mevzisini koruma, kollama peşinde.

A Haber ve yancıları ülkenin büyüdüğünden dem vuruyorlar. 

Her şey günlük gülistanlık. İzleyince insanın morali düzeliyor.

Halk Tv. ve türevleri ‘Battık, bittik’ bir enkaz edebiyatı aldı başını gidiyor.

İzleyince insanın psikolojisi bozuluyor. Dışarı çıkası gelmiyor.

O taraf bu tarafı, bu taraf o tarafı dövüyor. Herkes kendi mevzisinde ne görüyorsa onu ortaya döküyor. Seçmende mevzi değiştirmeye pek niyetli görünmüyor. Özellikle de 35 yaş üstü.

Pencerelerin açısı ne kadarsa o kadar berrak her şey.

Sayın Kılıçdaroğlu,nun TEKNOFEST ziyareti kayda değer. Her şeye rağmen Şelçuk Bayraktar karşılamalıydı.

Kılıçdaroğlu’nun tüm parti içi dayatmalara rağmen Baykar’dan övgü dolu sözleri, milli teknoloji hamlesine yaklaşımı öneme haiz.

Milllik, yerlilik vurgusu CHP’nin alışılagelmiş politikalarını arkaikleştirmiş görünüyor.

Kemal bey, Cumhurbaşkanı adayından öte, Cumhurbaşkanı gibi davranıyor.

Bu durum dillendirilmese de altılı masa liderlerini geri plana itiyor.

Özellikle Akşener ve ekibi bu defaktodan rahatsız. Sayın Akşener diline dolamıyorsa da sözcüleri geri durmuyor.

Önceki Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün, CHP’li bir vekille arasında geçtiği iddia edilen diyalog gündeme oturmasada kartların yeniden karıldığının emaresi.

Sayın Abdullah Gül, yüksek ve duyulacak ses tonuyla, “Ben varım ve burdayım” diyor.

Gazeteci Şaban Sevinç’in TV100’de Gürkan Hacır’ın proğramında açıkladığına göre, Gül’ü ziyaret eden CHP’li vekilin Gül’e, “CHP tabanı sizi istemiyor” ifadesine karşılık Gül, ağzındaki baklayı çıkararak, “Beni istemiyorsa Tayyip’i istiyor. Kılıçdaroğlu ile seçimin kazanılma şansı yok.
CHP hangi kadroyla bu ülkeyi yönetecek. Cumhurbaşkanlığı çoluk çocuk işi değil.” çıkışı ve yayımladığı video adaylığının sıcak tutulduğunun bir ifadesi olarak algılandı. 

Sayın Kılıçdaroğlu’nun  Sayın Abdullah Gül’e elçi göndermesi “Aday benim, sorun çıkarma ve beni destekle, altılı masa liderleri dahil bütün muhalif kanat beni destekliyor” terennümüdür.

Gül ve Kılıçdaoğlu’nun adaylık yarışında olduğu aşikar. Gül, Kılaçdaroğlu’na rağmen aday olur mu?

Siyasi riski pek göze alacağı kanaatinde değilim. Gül garantiye oynuyor. ‘Cümbür cemaat beni aday gösterin.’

Altılı Masa’da Abdullah Gül ismine Ali Babacan ve Temel Karamollaoğlu’ndan başka sıcak bakan olmaz.

Kılıçdaroğlu, adaylık yolunda bütün duvarları örmek, taşları eksiksiz yerine koymak ve konsensüsle seçmenin karşısına çıkmak istiyor. Hata yapmak istemiyor.

Seçim sathı mahalinde çatlak ses istemiyor. Sürekli altı partinin tek parti olduğunu açıklama ihtiyacıda burdan kaynaklanıyor.

Kılıçdaroğlu, adaylığını öncelikle kendisi sindirmiş ve seçimi kazanacağından son derece emin.

Saygılarımla.