Günümüzde Ensar olmak

Her şeyden önce İslam'ın ilk yıllarında yaşanan, "dünyaya en büyük sosyal dayanışma örneği de olan Ensar - Muhacir Kardeşliği" sosyal bir devrimdir. 

Bugünkü sorunları dört başı mamur bir şekilde yönetip çözsek de tarih ve kültürümüze yeni bir ensar - muhacir kardeşliği eklemiş olamayız. İlkiyle aralarında mukayese bile yapılmamalı.

Ensar; hiçbir karşılık beklemeden sahip olduğunuz tüm mal varlığınızı kardeşinizle bölüşmektir. Başka bir deyişle her şeyini geldiği yerde bırakarak size sığınan kimseyle alacaklı olmaksızın malını bölüşmek... Şimdi al kullan, sonra borcunu ödersin kuralı yok.

Bugün tartışılan nedir peki ?

“Göçmenlere yardım ediyorsunuz, bizi sıkıntıya düşürüyorsunuz, bundan vazgeçin, bu insanları behemehal geri gönderin.”

Bu anlayışın ensarlık ile uzaktan yakından alakası yoktur.

Mülteciler ve hicret edenlerin dinde ve güncel hukukta yerleri, hakları ve statüleri elbette farklıdır, farklı değerlendirilmelidir. 

Fakat mülteciler arasında da can, ırz, mal, inanç tehtidiyle başka ülkelere sığınanlar az değildir. Mülteciler arasında refah seviyesi daha iyi, yaşam standardı daha yüksek ülkelere kapağı atanlar olabileceği gibi; hicret edenler arasında da pekala Münafıklar bulunabilir. Bu ekstrem durum birini diğerine tercih etme yetkisini hiç kimseye sunmaz. 

Biz hepsine güncel ifadesiyle "göçmen" tanımlaması ile yaklaşım göstererek, sözümüzü zülf'ü yare dokundurup sorgulayacak şekilde, (sırf karşı cenahı eleştirme amaçlı değil de durumun kendi iç bünyemizde nasıl algılandığı, göçmenlere hangi gözle bakıldığı noktasına) teksif edelim. Zira bütün söylem ve yazılar hep karşı cenaha gönderme yapma kurgusu üzerinde devam ediyor, hiç kimse ' bu konuda bizim düşüncemiz nedir?' demiyor, eleştirel yaklaşmıyor. İlgili konuda önce 'bizim mahalleyi' test edelim.

"Bizden merhamet toplumu olur mu/çıkar mı ?" diye soralım.

Geçmişte 'merhamet toplumu' varsa günümüzde niçin olmasın ?

Bugün "Merhamet Toplumu" adaylarına bakınca şahit olduklarımız yüreğimizi burkar, ye'se düşürür bizi.

Kadir Has Üniversitesi'nce yapılan araştırmaya göre "Türkiye'de namaz kılma oranı % 24.4" olarak tespit edildi. %99'u Müslüman diye bilinen ülkede bu oran çok şey anlatır insana...

Hezeyanlarımız saymakla bitmez, isterseniz biraz değinelim.

Saadet Lideri, "Suriye'yi en çok Türkiye karıştırdı" diye demeç verebiliyor. Demeç sahibinin geçmişine bakınca; normal vatandaşı bir tarafa bırakıp İslami hassasiyetleriyle maruf güruhtaki 'merhamet toplumu olma inancının yerlerde süründüğü gerçeğini inkar edemezsiniz.'

Tespit şahsımıza ait olup sorumlusu da biziz. Ve tespitimizi eleştirme cesareti büyük gaflete işaret eder' deriz.

Herhangi bir parti olsun diye kurulmayan Ak Parti'ye Milletimizin teveccüh gösterdiği kadar Sn. Davutoğlu ve Babacan'da aynı düşüncelerle sahiplenmiş, zaman içinde üst düzey makamlara bile gelmişlerdi. Bize 'merhamet toplumu olma bilincini' onlar öğretmiş, tavsiye etmişlerdi. Bugün hangi adreste olurlarsa olsunlar, merhamet toplumu olmaya ya hiç inanmadılar ya da inançlarından çoktan vazgeçmiş noktadalar. Bize göre bu ikisi de doğru.

Aksi olsaydı göçmen karşıtlığı ve provokasyonlarına karşı şu ana kadar çok söz söylemiş olacak, 'Kdv'si içindeki altılı masa'yı çoktan devireceklerdi.

CHP'li Canan Kaftancıoğlu kadar dahi erkek (siyaseten) olamadılar. Amacı şerre hizmet olsa da Kaftancıoğl'unun açıklaması "göçmenlerin zorla gönderilemeyeceği" yönünde. Bunlar ise Türkiye'nin taraf olduğu antlaşmalara göre göçmenlerin zorla gönderilemeyeceğini dahi söyleyemediler.

Bu tespitleri yaparken iktidar cenahını sabunla yıkayıp arıttığımız düşünülmesin. Onların içinde de azımsanmayacak miktarda 'kıblesi belirsizler' var. 

Ensar'lık için 'günümüzde ensarlık olmaz' diyerek konuyu elbette rafa kaldırmayacağız. Güncel konjonktür neyi icbar ediyorsa ona göre yol, yöntem belirlenmeli ve durum ona göre yönetilmeli.

Müslümanların hiçbir tarihte arsız misafirini dahi evlerinden kovdukları duyulmamış, görülmemiştir.

Adını anmayı arzu etmesem de art niyetli olsa da Kaftancıoğlu'nun söylemi aklın ve mantığın kabul ettiği yoldur diyerek bitirmeliyiz. Çünkü gerçek bir tanedir, tektir.

Selam ve sevgi ile.