Güzel ahlak nasıl olur?

Bir gün her şey geride kalacak.

İnsanların senden iyilikle bahsetmesi ise kalacı olacak, durum böyle olunca da ne istersin diye muhayyer bırakılırsam güzel ahlakı seçerim.

Güzel ahlakın hasretleri çok olmakla beraber birkaçını saymak mümkündür.

Sadık olmak, doğru sözlü olmak, vefakar olmak, emanete riayet etmek, insanlarla iyi geçinmek, sana yapılan kötü bile olsa iyilikle karşılık vermek, misafiri ağırlamak komşulara iyi davranmak, muhtaç olana yardımcı olmak, sana sığınan bir kimseyi koruyup kollamak, cesaret ve fedakarlıkta önde olmak gibi hasletleri saymak mümkündür.

Bu hasletlerin içinde belki en önemlisi doğru sözlü olmaktır.

Doğru sözlü olana sadık özünde de doğru olursa buna da sıddık denir.

Yüce Allah sadıklarla olmayı emretmiştir.  (Tevbe: 122)

Yüce Allah'ın fermanlarına kulak verip aklını kullanan ve bu mübarek fermanları anlayan bir mü’min, sözlerinde doğruluğu amellerinde ihlası ve hallerinde saf olmayı asla bırakmaz.

Böyle olan bir kimse ebrar denilen iyilere yetişir, Gaffar olan Allah'ın rızasına ulaşır.

Yüce ahlak edinmenin yolu, sürekli bir istikamet göstermek ifrat ve tefritten kaçınmaktır.

O halde elinden geldiği kadarıyla itaat etmek ve Allah'ın sevmediği kötü amellerden kaçınmakla Allah’a yakın olmaya çalış!

Küçük veya büyük hiçbir şeyde müsamaha etmeyip işini ciddiyet temeli üzerine kur.

Her ne kadar senin nazarında küçük bile olsa, hayır bildiğin, hayır olduğu malum olan her işi yapmayı kendine amaç et!

Bunun aksine her ne kadar senin nazarında küçük bile olsa, kötü bildiğin her şeyi de terkedip ondan kaçınmayı kendine bir vazife bil. Küçük olsun, büyük olsun, işlerinde asla gevşeklik ve müsamahaya yer verme!

Aksine her zaman işini itkan ve dikkat temeli üzerine kur.

Asla çok amel yaparak işlerindeki itkan ve sağlamlığı kenara atma! İstenildiği gibi sağlam bir şekilde yapılan bir hayırlı amel, dikkatsizlikle yapılan binlerce amelden daha hayırlıdır.

Gerektiği şekilde dikkatle yapılan tek bir amelin bile sonucunu veremez.

Hatta hikmet ve marifet sahiplerinin nezdinde bunlar asla birbiriyle mukayese edilemez.

Maksadım; sizde en küçük hata bile vuku bulmasın, demek değildir ki, bu işin zorluğunu düşünerek kendi kendine: "Ben bu halimle böyle ağır bir şeye nasıl katlanırım?" diyesiniz.

Maksadım odur ki; işinizi gevşeklik ve müsamahaya terk etmeyin ve müsamaha ve gevşeklik yüzünden en küçük bir hatanın bile sizden görülmesine müsaade etmeyin. Ama eğer heva ve hevesin galebesi veya şeytanın ve nefsin aldatması sonucu sizden bir hata görülürse bu ayrı bir şeydir.

Masum olmayan insanlarda bu olabilir.

Başka bir tabirle maksadımız, şeriatın cüz-i sayılan işlerinde bile önem verip nefsinizi

müsamaha göstermeye alıştırmanızdır.

Bu ise yüce makamlara ulaşmaya yol açar.

Allah Teala kendi izniyle bunu, o yüce makamlara ait hazinelerin anahtarı kılmıştır.

Allah'ın hazinelerinin anahtarını alan ise gani olup büyük saadete ulaşır.

Dostlar asil kişi azmaz, bal da kokmaz derler.

Ondandır ki; görgüyle büyüyen insan asla şımarmaz.

Ayıp bilir, edep bilir, kendini bilir kendini de bilen Rabbini bilir.

Ey alemlerin rabbi olan Allah’ım!

Bizlere ve bütün mü’min kardeşlerimize asil olmayı, sıdkı, ihlası, nasip eyle, dünya ve ahirette sadıklarla beraber olma şerefini lütfeyle.