Hırsızlar bugün mü türedi?…
HIRSIZLAR ESKİ HIRSIZ
AMA…
…Operasyonlar yeni.
Bazıları zannediyor ki, bu hırsız ve yolsuzluklar eskiden yoktu da şimdi böyle birdenbire ortaya çıktı.
Hayır!
Bu işler eskiden de vardı. Hem de daha fenası vardı.
Mesela; bir zamanlar “Bankerzedeler” diye mağdur olmuş bir kitle vardı.
Aslında bunlara “mağdur” demek ne kadar doğru bilmiyorum.
Bunlar haramın ve aç gözlülüğün kurbanı olmuş bir kesimdi.
Bankerlerin yani tefecilerin yüksek ama çok yüksek faiz vaatlerine tamah edip paralarını kaptırmışlardı.
Aynı şekilde bir de “Bankazedeler” vardı.
Onlar da özelbankaların yüksek faiz vaatlerine kanıp paralarını kaptırmış.. daha sonra sersefil bir şekilde batan bankaların kapısında bir umut için aylarca nöbet tutmuşlardı.
ASKERİ DARBE DÖNEMİNDE YAPILAN YAĞMALAR
Sultan Abdülhamid Han, devrildikten sonra Yıldız Sarayı’nı İttihatçılar yağmalamış ama o sırada kimse itiraz edememişti.
Çünkü iktidarı ellerine geçiren İttihatçılar öyle bir terör estirmişlerdi ki, Padişah bile bunlara karışamıyordu.
Sonra ülkeyi batırıp yurt dışına kaçtıklarında kimin ne çaldığı o günkü gazetelerde yayımlanmıştı.
27 MAYIS 1960…
Aynı soygunu 27 Mayıs darbesini yapanlar da yaptı.
Ülke 50 yıl geriye götürdüler ama onlardan hesap sorulamadı yaptıkları yanlarında kâr kaldı.
12 EYLÜL 1980…
12 Eylül darbesini yapanların mal varlıkları açıklandığında onların da deveyi hamudu ile götürdükleri görüldü.
F-16’ların alınmasında o kadar büyük rüşvetler dönmüştü ki, dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı için “Dünyanın en zengin generali” deniyordu.
28 ŞUBAT 1997…
28 Şubat post modern askeri darbesinden sonra 25 banka batmış yükü halkın sırtında kalmıştı.
Bunlar kamuoyuna yansıyan büyük bataklardı.
Bunların dışında hazinenin boşaltılması, Topkapı Sarayı’ndaki mücevherlerin yağmalanması vb. gibi hadiseler fısıltı halinde kulaktan kulağa yayılıyor…
Ama bunları araştırmaya kimsenin gücü yetmiyordu.
Öyle ya; 12 Eylül darbesini veya 27 Mayıs 1960’ta darbe yapıp Başbakanı idam edenlerin yaptığı hırsızlıkları kim sorgulamaya cesaret edebilirdiki.
“DEVLETİN BAĞINDAN ÜZÜM ÇALAN TİLKİDEN…
…Devlet o üzümü pekmez olarak alır”
150 yıldır hırsızlardan kimse hesap sormaya cesaret edemedi.
Zannediliyor ki, futboldan, borsaya, şans oyunlarından, meyve-sebze hallerine kadar her şey kurallarına göre işliyor zinhar yalan dolan sahtekarlık falan yapılmıyordu.
Hayır! Öyle değil.
Bu saydığım yerlerde bugünkünden çok daha fena işler yapılıyordu.
Şu Haliç’in dili olsa da Hal, Unkapanı ile Eminönü arasında iken ucuzlamasın diye bol bol gelen meyve ve sebzelerin nasıl Haliç’e boca edildiğini bir anlatsa…
Öyle bir hal mafyası vardı ki, ne belediye ne hükumet bunların üstüne gitmeye cesaret edemiyordu
Ama şimdi üstlerine gidilebiliyor.
Hükumet bu işin üstüne gidip açığa çıkarınca, “teşekkür” edileceğine “Bugüne kadar neden bekledin?” diyerek bir de hesap sormaya kalkanlar, Cumhurbaşkanımızın
2002 yılında nasıl bir ülke devraldığını unutuyorlar.
HANGİ HÜKUMETE GÜVENİP DE…
…Hangi dosyayı hazırlayabilirsiniz ki.
Ak Parti iktidara gelinceye kadar hükumetlerin ortalama iktidar süresi 1.5 yıl bile değildi.
Ciddi bir dosyanın hazırlanması ise en az 1 yıl sürer.
Böyle bir durumda hangi bürokrat hangi hükumete güvenip de dosya hazırlayabilsindi?
NEDEN GEÇ KALINDI?
Çünkü dışarıdaki tüm namlular bize çevrilmişken hükumet kalkıp da hal yasası, fon yasası vs. ile uğraşamazdı.
Uğraşması gereken bürokratlar da görevini yapmayınca işler bugüne kadar sarktı.
Yani harp sanayi gelişmeden, terör bitmeden, Suriye, Karabağ, Libya kurtulmadan, Somali’ye askeri üssümüzü kurup Donanmamız Hint Okyanusu’nda bayrak göstermeden ve bize diş gösterenlerin haddini bildirmeden enerjimizi mezkûr yerlere harcamak beyhude bir iş olup netice alma ihtimali de sıfırdı.
Bugün ise hükumet netice alabilecek bir güce erişti ki, altımızı oymak isteyenlerin üstüne gidebiliyor.