İlahi taksimat ve rızık…
Nice güçlü kuvvetli insanlar vardır, tuttuğunu koparıyor (taşı sıksa suyunu çıkaracak tipten), aklı ve tedbiri, muhakemesi de yerinde fakat rızkı kıt, geçimi sıkıntılıdır. Bir gölge gibi sahibini takip eden rızık, zahire göre ve görünürde sanki onu görünce yol değiştiriyor).
Nice zayıf, cılız ve tedbiri eksik insan da vardır ki, rızk bol ve sanki ırmakta rızkı akıp geliyor.
İşte hayatta görünen, birçoğunun yaşadığı bu gerçekler gösteriyor ki rızık akla göre
değildir.
Akla göre olsa idi böyle olmaz, hayvanlar da aç kalırdı.
Peki neye göredir rızık?
"Biz onların maişetlerini dünyada aralarında taksim ettik." (Zuhruf: 32)
Hakikatına ve fermanına göredir.
Kimse kimsenin rızkını yiyemez, hiç kimse kendisine taksim edilen rızkı yemeden ölmez ve hiç kimse rızkından fazlasını yiyemez.
"Semada rızkınız ve va'dedildiğiniz başka şeyler vardır.” (Zariyat: 22)
"Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki bu vaad konuşmanız gibi kesin ve gerçektir.” (Zariyat: 23 )
Yani nasıl insan başkasının diliyle konuşamıyorsa, aynen böyle kimse kimsenin rızkını yiyemez.
Helal olana da, haram olana da rızık denir, nimet ise sadece helal olana denir.
Alimler iki çeşit rızkın olduğunu söylüyorlar.
Biri seni arayan rızık, öbürü senin aradığın rızık; seni arayan rızık mutlaka sana ulaşır ve ulaşacak, senin aradığın rızık ise, belli sebeplere ve vesilelere bağlıdır. Ararsan ve çalışıp çabalarsan gelir, aramazsan, çalışmazsan gelmez.
Bir insan bir sefere çıkıyor, evinde her şey var dolap dolu, kiler dolu belki altı aylık yiyecek var, hiç dışarıya çıkmaya ilave masrafa da gerek yok, evdekiler rahat, ev sahibi hanımına beşbin lira veriyor, “çocuklardan isteyen olursa verirsin, isteyen olmazsa zaten her şey evde var.” diyor.
Çocuklardan biri annesinden mesela bin lira istiyor.
Annesi ona bin lirayı veriyor.
İşte evde mevcut her şey seni arayan rızık gibi, bin lira isteyen çocuğun istediği ve aldığı o bin lira insanın arayıp bulduğu rızık olmuş oluyor.
Bazı insanların içine düştükleri inanç zayıflığı çoğunlukla onları vadedilen gerçekten uzaklaştırır.
Onlarla hakikatın arasını açar ve Allah'ın vaadinden rızıkların dağıtımının yalnızca Allah'ın elinde olduğundan hiç kimsenin bunlar üzerinde bir
hükmünün bulunmadığından gafil olurlar.
Birde ne görelim, onlardan biri kendisi gibi bir beşerin önünde eğilir ve alçalır.
Yağcılık yapar ve ona methiyeler düzer.
Bu şekilde hiç de haketmediği ve layık olmadığı halde onu neredeyse sıddıklar mertebesine, salihler ve ıslah ediciler makamına yükseltir. Sonra bu sözlerine birçok yalan katabilir ve birçok gerçeği dile getirmeyebilir.
Bu davranışın sonucu, o kul üzerine bir vebal olur ve bu Rabbinin öfkesini ve gazabını doğurur. Mü'minlerin annesi Aişe radıyallahu anha'dan gelen bir hadiste Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurur: "Kim insanları kızdırma pahasına Allah'ın rızasını ararsa, Allah ondan razı olur ve insanları da ondan razı eder. Kim de Allah'ı kızdırma pahasına insanların rızasını ararsa Allah ona kızar ve insanların da ona kızmasını sağlar." (Tirmizi)
Allah’ım!
Rızkımızı başkalarına da yardımcı olacağımız miktarda bol ve helal eyle, haramdan bizleri muhafaza eyle.