İlk domino taşı düştü…
İLK DOMİNO TAŞI DÜŞTÜ...
PEKİ SIRADAKİ TAŞLAR NE ZAMAN DEVRİLECEK?
Fatma Betül Sayan Kaya hakkında verilen tutuklama kararıyla birlikte fon soruşturması yeni bir aşamaya girdi. Savcılık, Kaya'yı "SPK Kanunu'na muhalefet ve suç örgütüne üye olma" suçlamalarıyla mahkemeye sevk etti; mahkeme ise tutuklama kararı verdi.
Sevk yazısında dikkat çekici iddialar yer alıyor.
Dosyaya göre tasfiye işleminden bir gün önce satış kararı veriliyor.
Normal şartlarda takasta beklemesi gereken para ise aynı gün içerisinde TERA tarafından virman yoluyla hesaba aktarılıyor. Savcılık, bu işlemleri içeriden edinilen bilgiye dayalı işlem şüphesinin göstergeleri arasında değerlendiriyor.
Soruşturma dosyasında, TERA yöneticileriyle kurulan temaslara da yer veriliyor. Ancak bütün bu hususların yargılama süreci tamamlanmadan önce savcılığın iddiaları niteliğinde olduğu unutulmamalıdır.
Bununla birlikte kamuoyunun dikkatini çeken başka bir nokta daha var.
Bugün soruşturma dosyasında yer alan kimi iddiaların ve şüphelerin yeni olmadığı uzun süredir konuşuluyor. AK Parti eski MKYK üyesi ve milletvekili gazeteci Şamil Tayyar da yaptığı paylaşımda, bazı bilgilerin geçmişte TERA ve SPK kayıtlarına yansıdığını, hatta TERA içerisinden SPK'ya şikâyetlerde bulunulduğunu ileri sürdü. Ancak bu iddiaların bağımsız kaynaklarla doğrulanması ve soruşturma dosyasıyla net biçimde ortaya konulması gerekiyor.
Eğer gerçekten yıllardır ortada dolaşan işaretler ve uyarılar vardıysa, yalnızca bugün soruşturulanların değil, geçmişte bu iddialarla karşılaşmasına rağmen gereğini yapmayanların da sorgulanması gerekir.
Dosyanın hukuki boyutu kadar dikkat çeken bir başka husus ise süreç yönetimi oldu.
Fatma Betül Sayan Kaya ifadeye çağrıldı.
Çağrıldı ve geldi.
Ne bir şafak operasyonu vardı.
Ne ev baskını.
Ne de kamuoyuna servis edilen gözaltı görüntüleri...
Savcılığın çağrısı üzerine adliyeye geldi, ifadesini verdi. Ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi ve tutuklandı.
Tam da bu noktada insanın aklına şu soru geliyor:
Madem bir kişi çağrılarak ifadesi alınabiliyor, geçmişte neden bazı insanlar evlerinden alınarak kamuoyunun önüne çıkarıldı?
Neden bazı gözaltılar kamuoyu gösterisine dönüştürüldü?
Neden bazı isimler daha soruşturmanın başında teşhir edildi?
Suçlu olabilirlerdi, olmayabilirlerdi.
Bu ayrı bir tartışmadır.
Ama suç isnadı altında bulunmak, hiç kimsenin onurunu ortadan kaldırmaz.
Eğer bugün uygulanan yöntem hukukun gereğiyse, dün neden aynı yöntem uygulanmadı?
Eğer çağrıyla ifade almak mümkünse, neden bazı dosyalarda şafak operasyonları tercih edildi?
Adaletin gerçek sınavı tam da burada başlıyor.
Çünkü hukuk, kişiye göre değişen bir muamele biçimi değildir.
Fakat bu dosyada cevap bekleyen sorular yalnızca bunlar değil.
Eğer savcılığın iddiaları doğruysa ve bazı kişiler içeriden bilgiye erişerek avantaj sağladıysa, aynı dönemde TERA üzerinden veya bağlantılı kanallar üzerinden işlem yapan diğer isimler kimlerdir?
Bu süreçten yararlanan bürokratlar var mıydı?
Siyasetçiler var mıydı?
İş insanları var mıydı?
Nüfuz sahibi başka isimler aynı bilgi akışının bir parçası oldu mu?
Kamuoyunun beklentisi birkaç ismin yargı önüne çıkarılması değil, ilişkiler ağının tamamının ortaya konulmasıdır.
Kimlerin hangi tarihlerde işlem yaptığı...
Kimlerin hangi avantajlardan yararlandığı...
Kimlerin birbirleriyle bağlantılı olduğu...
Kimlerin hangi bilgiye ne zaman eriştiği...
Bütün açıklığıyla ortaya çıkarılmalıdır.
Çünkü adalet seçilmiş birkaç halkaya uzanıp diğerlerini görmezden gelemez.
Ve unutulmaması gereken çok önemli bir gerçek daha vardır.
Ortada yalnızca birkaç kişinin hikâyesi bulunmuyor.
SPK tarafından açıklanan verilere göre tasfiye edilen fonlarda bin tekil yatırımcı bulunduğu iddiası var.
Bu rakam, birçok ilin nüfusundan daha büyüktür.
Dolayısıyla mesele yalnızca birkaç isimden ibaret değildir.
Bu mesele, yüz binlerce yatırımcının güveniyle ilgilidir.
İnsanlar artık yalnızca kimin tutuklandığını değil, resmin tamamını görmek istiyor.
Kim aldı?
Kim sattı?
Kim önceden biliyordu?
Kim kazandı?
Kim sustu?
Kim görmezden geldi?
Kim korundu?
Ve belki de en önemlisi:
Bu iddialar ilk ortaya çıktığında neden gereği yapılmadı?
Eğer bugün ağır suçlama konusu yapılan hususlar yıllardır biliniyorduysa, o dönemde görev ve denetim sorumluluğu taşıyanların da açıklama yapması gerekir.
Çünkü adalet yalnızca suç işlediği iddia edilen kişilere değil, görevini yapmayanlara da ulaşmalıdır.
Bugün hakkında tutuklama kararı verilen isim Fatma Betül Sayan Kaya oldu. Ancak kamuoyunun merak ettiği şey yalnızca bu karar değildir.
Asıl merak edilen, soruşturmanın ulaştığı isimlerden çok henüz ulaşmadığı isimlerdir.
Çünkü asıl soru artık şudur:
Cumhurbaşkanımızın verdiği talimat harfiyen uygulanacak mı?
Allah'a emanetsiniz
Vesselam.