İnsan olmak

TDK ahlakı, bireylerin toplumda uyması gereken yazılı olmayan, diğer bir tabir ile, bireyin çevresine ve yaşadığı topluma zarar vermeden uyum sağlaması olarak tanımlamış.

Ahlaki değer ve özellikler doğuştan geldiği gibi yaşamı boyunca çevresinden etkilenerek sonradan edindiği huy ve özellikler ile de şekillenir. 

İlk olarak haliyle toplumun temel yapı taşı olan, en küçük birimi ailede şekillenir.

Ahlaki değerlerimizi olumsuz etkileyen yüzlerce faktör sayabiliriz. Bu faktörlerden etkilenip ahlaken yozlaşan toplumda infial oluşturacak hadiselerin içerisinde olan bireylerde gözlemleyebiliriz. Toplum ahlakını bozmaya yönelik oluşturulan bu faktörlerden kimilerin etkilenip, kimilerinse etkilenmemesinin asıl ve birinci sebebi ise bireyin aile içindeki aldığı ahlaki özelliklerindendir.

İşte bu durum ailenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha bize gösteriyor. 

Bireysel veya toplumsal olarak yaşadığımız her olumsuz vakadan her birimizin sorumlu olduğunu bir kez daha hatırlatmak isterim.

Eleştiri çok kolay, bir başkasının hatasını görmek ve bu hatadan dolayı eleştirisel ve hatta bazen kırıcı ifadelerde bulunmak her birimizin kolayca yaptığı bazen de bu durumdan keyif aldığı haller olabiliyor.

Peki ya aynaya neden bakmak istemeyiz?

Kişi okuyarak öğrenebilir,

doğru ve yanlışı, iyi ve kötüyü okuyarak öğrenebilir fakat sadece okuyarak öğrendiği bu bilgileri içselleştirmeyebilir, yani doğrunun ne olduğunu bilmesi onun yanlış yapmasına engel olmaz.

Konulara dair fikir ve kararlarımız bilgiden daha fazla olarak tecrübelerimiz ile oluştururuz. 

Bir başkasının tecrübesi de yetmez bazen bize, illa ki kendimiz tecrübe etmek isteriz.

Toplum içerisinde ayıpladığımız, doğru bulmadığımız herhangi bir olayda vakayı içselleştirerek kendi yaşamımızda tecrübe ettiğimiz zaman inanın ki bir daha aynı olay yaşanmayacaktır. 

Yani bir başkasının yanlışını kendi üzerimizde doğru olarak kabul etmemeliyiz.

Yanlışı bir olarak görmek ve bu olayın toplumla birlikte her birimize zarar vereceğini düşünmemiz kadar doğal bir şey olmamalıdır.

Her duyumu doğru kabul etmek.

Bir de böyle bir problemimiz oluştu, sürü psikolojisi mantığıyla bir kişi tarafından ortaya atılan her bilgiyi herhangi bir belgeye bağlı tutmadan inanır ve karşı tarafa vereceği zarar düşünülmeden hep bir ağızdan bağırır olduk.

Hatayı bireyselleştirmekten ziyade bir topluluğa, bir gruba bağlar olduk. Evvelden de gelen özelliklerimizden kaynaklanan bir durum aslında örneğin; bir kişinin yanlışını bir memlekete bağlardık biz hep…

Hep genellemeler yapmadık mı ?

………. Memleketliler kötü olur

………. Memleketliler kurnaz olur

Gibi ifadeler ile hep kişinin özelliklerini bir gruba aitmiş gibi gösterdik.

Bu durumla toplum içerisinde ayrışmalara yol açtık, farklılıklarımızı arar olduk.

Halbuki bir ortak özellik yetmez mi bize ve hatta en büyük ortak özellik…İNSAN OLMAK!