İzmir’in dağlarında çiçekler açar…
GEL BAKALIM AHBAP!
- Yedin, içtin, eğlendin bunu anladık. Peki, milletin duygularıyla neden oynadın? Sende hiç utanma, sıkılma arlanma yok mu?
- Walla ben masumum Hâkim Bey. Bu kitlenin gazına geldim. Benim yerimde Abdülkadir Geylani Hazretleri’nin evladı olsa bile bunlar onu da yoldan çıkarırlardı.
- Mevzuya şıhları mıhları karıştırma... Sadede gel! Anlat bakalım bu iş nasıl oldu?
- Efendim ben karı-kız ve içkinin bol olduğu mekanların eğlence figürlerinden biriydim.
Kazancım fena değildi ama bu sesim ve gençliğimin neticede bir sonu olacaktı. Ayrıca o zamanlar kazandığım sadece günlük eğlenceme yetiyordu.
- Tamam geç bunları! Dernek..para..kumar..özel jetler.. yurtdışına para kaçırmalar.. Kızılay gibi milli bir yardımlaşma derneğimizi ‘deprem sırasında çadır satıyor’ diyerek itibarsızlaşma vs. gibi iftiralara baş vurdun. Bunları anlat bakalım.
- Efendim ben bu sorumsuz eğlenceler içinde mest olmuşken rüyamda şeytan beni dürttü.
MADEN
- Bırak şimdi bunları! Buraya senin rüyalarını dinlemeye gelmedik…
- …Ama efendim her şey bu rüyadan sonra başladı anlatmam lazım!
- Le havle vele… Hadi anlat bakalım neymiş bu rüya!
- Rüyamda büyük bir maden görüyorum ama bu bildiğiniz madenlerden değil, insan madeni.
- Eee…
- Bu madende insanların elleri cepleri para dolu etrafa saçıyorlar. Biri hoşlarına giden bir slogan mı attı.. paralar hemen oraya yığılıyor. Ben de denemek için;
“İiizmirin dağlarında çiçekler açaaaar…”
Der demez aman Allah’ım! üstümden altımdan paralar yağmaya başladı.
Malum benim sesim bas bariton olduğu için ve o anda tam ayarlamadığım için ‘aaa’ ağzımdan yayılmış ‘şey’ sesine benzer şekilde çıkmıştı.
- Merkep sesi…
- Haşa huzurdan efendim öyle diyenler oldu ancak “para her şeyin üstünü örtüyor” derler ya.. aldırmıyorum.
- Sonra?…
- Baktım benden başka birileri daha para topluyor. Bana avuçla verilirken diğerleri çuvalla götürüyor
UYANIKLAR!
- Kimmiş bunlar?
- Efendim bunlar benden daha uyanık geçinenlermiş.
- Bunlar senin suç ortağın mı?
- Eh! Sayılır…
- Anlat o zaman!
- Baktım biri kitap imzalıyor, daha doğrusu satıyor. O günkü fiyatıyla tanesini 500 dolardan satıyor ama baktım insanlar sıraya girmiş kitabı kapışıyor. Açıp bakayım dedim ne yazıyormuş da kitap böyle kapışılıyor.
Baktım ki, okumaya değer hiçbir şey yok.
Her yerde bulunabilecek fasa fiso şeyler.
Yok liderimiz leblebiye havaya atıp ağzıyla yakalmışmış da.. yok sabah kalkarken önce sol ayağına sonra sağ ayağına çorabı giyermiş gibi ıvır zıvır şeyler.
- E, sana ne bundan? Alan razı veren razı!
- Ama efendim iş bununla bitmiyor ki! Arkasından göz göre göre çuvalla paraları sırtlamış kaçıran adamı da bu ‘maden’ insanları çılgınca alkışlıyor.
Ve ona; “Ne olur başımıza geç de istersen cebimizdeki son kuruşuna kadar verelim. İstersen banka cüzdanlarımızı da al! Sana kurban olsun.. feda olsun!” diyorlar.
- Bundan sana ne?
- Efendim ben bir kendime baktım bir de onlara… Baktım ki, benim onlardan eksiğim yok fazlam var.
Onlar Laik- Kemalist ise ben de öz hakiki Kemalistim. Onlar CHP’li ise ben de CHP’liyim!
- Peki, fazlan ne?
- Benim bas bariton sesim var! Üstelik ben onlardan daha akıllıyım…
AHLAK - AHBAP!
- Bunun için mi derneği kurdun?
- Hayır! Ama çevremin bu kadar mebzul para dağıttığını ve benden daha az akıllıların çuvalla parayı götürdüğünü görünce dayanamadım şeytana uydum.
- Be ahlaksız adam! Hem Laik-Kemalist CHP’li olduğunu söylüyorsun, hem de sana güvenip parasını teslim eden Kemalistlerin parasını özel jetlerde karı-kızlarla çatır çutur yiyiyorsun! Kendi ahbaplarını soymaya utanmıyor musun?
- Efendim benim derneğimin adı Ahlak Derneği değil… Ahbaplar arasında böyle ufak tefek paraların lafı mı olur? Hem bu paralarla Hacca gidecek değildim ya! Para nereden kazanılmışsa oraya harcanır. Paralarını bana verenlerin de…
- Kes kes! Ne ahlaksız adamsın ya hu! Utanmasan “Bugün yine para isteyeyim gözlerini kırpmadan verirler” diyeceksin.
- Wallahi de verirler, billahi de verirler. İnanmıyorsanız deneyelim mi Hâkim Bey?
- Yıkıl karşımdan utanmaz!
Bu sırada Hâkim mübaşire seslenir:
- Görevlilere söyle bunu alıp götürürken ağzını da bantlasınlar.
Bu arada ceplerine de mukayyet olsunlar.
NOT: Hâkim Bey huzurundan kovduğu için CHP’nin kendisine teklif ettiği Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığını neden kabul etmediğini ve
Paketini 100 dolar gibi mütevazı bir fiyata satacağı ‘Tayyipsavar’ adlı hapın üretimi ve ne safhada olduğunu artık kendisinden sorup öğreneceğiz. Öğrenebilirsek…