Kentsel dönüşüm mü, rantsal bölüşüm mü?
Ülkemiz Kahramanmaraş merkezli iki büyük depremin yaralarını sarmaya çalışıyor.
Bu travmayı yaşayanlar için ömür boyu sürecek bir acı.
Ülkemize Allah başka acılar göstermesin.
Deprem birlikte zirve yapan bir konuda dezenformasyon ve tezviratlar…
İşte bazıları;
-Suriyeliler yardım tırlarının önünü kesiyor, yağma yapıyor.
-Afganlılar depremde hayatı kaybeden kadınların kolunu kesiyor, ziynet eşyalarını alıyor.
-Kuyumcular, marketler yağmalanıyor.
-Suriyeliler hırsızlık yapıyor.
-Bölgedeki bankaların kasaları soyuluyor.
-Kapılar açıldı Türkiye Suriyeli ve diğer ülkelerden yeni mültecilerle dolduruldu.
-Enkazdan önce AK Partililer çıkarılıyor.
-Deprem yardımları yerine ulaşmıyor.
-Deprem yardımları dağıtılırken kayırmacılık yapılıyor.
-CHP’ li belediyelerin yardım araçları, ekipleri bölgeye sokulmuyor.
-Barajlar patladı şehirleri sel bastı.
-Binlerce asılsız ihbar ve duyurular.
Böylece uzayıp gidiyor.
Sanki devlet otoritesi bitmiş, asayiş sağlanamıyor.
Devleti acziyet içinde gösterme çabaları.
Yapmayın bunları kardeşim!
Bu devlet hepimizin. Bu devlet düşerse hepimiz düşeriz!
“Siyasi rant elde edeceğiz” diye akla hayale ziyan iftiralardan, kafa taşçı zihniyetten arınalım lütfen.
Sizler önce kendinize zarar veriyorsunuz.
Birde Allah diyenlerden, besmele çekenlerden, tekbir getirenlerden rahatsızlık duyanlar var.
Onlarada hidayetler diliyorum.
YIKILAN BİNALAR VE MÜTEAHHİTLERİ
Depremin şiddetini ve yıkıcı etkisinide göz önünde tutarak;
depremde yıkılan binaların yüzde 98’ i eski yapı.
Yani 1999 depremi öncesi yapılar.
“Bir konutun ömrü çoğrafi şartlara göre 40 ila 60 yıl arası” diyor uzmanlar.
Aşağı, yukarı çekilebilir.
Dere yataklarına konut yapılmamalı.
Fay hattı üzerine zinhar yapılmamalı. Yumuşak zemin üzerine de yapılmamalı. (Bataklık gibi)
Dikey yapılaşmadan itina ile kaçılmalı.
Malzemeden sarfı nazar edilmemeli, bozuk, hatalı malzeme kullanılmamalı.
Bozuk ve şüpheli zeminler fore kazık sistemi ile güçlendirilmeli.
Deprem anında meydana gelen zemin sıvılaşması yıkımları katladı.
Eğer konutlar fay hattının üzerine, yakınına yapılmışsa hangi sistemle yapılırsa yapılsın depremler yıkar geçer.
Mevzuatta herhangi bir problem görünmüyor. Japonya’ da depremle ilgili hangi kanun ve yasa varsa bizde de aynı.
Bütün sorunlar uygulamada yaşanıyor.
Günlerdir konunun uzmanlarını dinliyoruz.
Hepsi hem fikir.
TOKİ 10 ilde yaklaşık 140 bin konut inşa etmiş. Konutlar depremde yıkılmadığı gibi, yapısal bir zararda görmemiş.
Ne buyuyordu inancımız; önce tedbir sonra tevekkül.
İki çeşit dua vardır; fiili dua, kavli dua.
Fiili dua, işini doğru yapmak, af buyurun eşeğini sağlam kazığa bağlamaktır.
Kavli dua ise, işini sağlam ve tam yaptıktan sonra Allah’a yönelmektir.
Velhasılı önce işimizi sağlam ve hakkını vererek yapacağız.
inşaatta dünya lideriyiz ama kendi ülkemizde çürük yapılar üretiyoruz.
Nasıl olsa yapanın yanına kar kalıyor.
KENTSEL DÖNÜŞÜM MÜ, RANTSAL BÖLÜŞÜM MÜ?
Hiç kimse kusura bakmayacak.
Herkes kendine düşen görevi bihakkın yapacak.
Devlet iyi niyetle (Bir takım suistimallerle birlikte) eski yapıları dönüştürmek istiyor.
Buna eyvallah.
Fakat muhalefet kentsel dönüşümün adını çoktan “rantsal bölüşüm” olarak kayda geçirdi bile.
Bir takım insanımız kentsel dönüşüme inanmıyor veya zor zahmet bir daire almış evi dayanıksız olsada evinden kiraya çıkmak istemiyor.
Nasıl çıksın?
30-40 yıllık 2+1 dairenin kira bedeli 10 bin liradan başlıyor.
En iyimser şekilde dönüşüm süresi en az 2 yıl.
Asgari ücret daha yeni 8,500 lira, en düşük emekli maaşı 5,500 lira, ortalama emekli ise 7 bin lira maaş alıyor.
(Sosyal patlamaya doğru giden fahiş orandaki kira mevzuunu başka bir yazımızda konu edeceğiz.)
Hadi bu şartlarda evinden kiraya çıkta kira öde ve geçin!
Bu şartlarda kentsel dönüşüm mü olur?
Takiki olmaz.
Devlet bu çetrefilli konuyu çözmek zorunda.
“Ölürümde evimden çıkmam” diyen vatandaşın serzenişini devlet duymak ve çözümler üretmeli.
Biz bu asrın felaketini 3 ay konuşur sonra unutur ve bildiğimizi okumaya devam ederiz.
Ders alma, dersler çıkarma gibi özelliğimiz yok maalesef!
TOKİ yaklaşık 10 yıldır sosyal konut üretmiyor.
Öncelik sosyal amaçlı ve makul ödeme şartlarıyla sosyal konutlar olmalı.
Bu şekliyle kentsel dönüşümü vs. unutun.
Bu ülke de kiracı kavramı artık tarih olmalı.
ONBİNLERCE CAN KAYBININ SORUMLULARI KİM?
Öncelikle şunu ifade edeyim ki; yürürlükteki mevzuatlarla asla gerçek suçluları bulamayız.
-Müteahhit mi?
-İmara izin veren, kontrol eden mi?
-Yapı Denetim firmaları mı?
-Siyaset mekanizması mı?
Hadi görelim hatası, kusuru, yanlışı ve hatta kastı olanları ara, bul ve adaletle yargıla.
Tam bir metastaz durumu.
Kesinlikle bu yıkımların öncelikli sorumlusu ve suçlusu siyaset kurumudur.
Bu ülkede siyasi ayağı olmayan hiçbir iş yürürlükte dolaşamaz, hayat bulamaz.
Önce siyasetten başlayarak, imar yetkisi ivedilikle belediye başkanlarının keyfiyetinden kurtarılmalı.
Parası olan herkesin müteahhit olmasının önüne geçilmeli.
Mülki idare amirliklerinde tam yetkili birer imar komisyonu oluşturulmalı.
Başında Vali ve Kaymakamların olacağı komisyonlara belediyeler ve STK temsilcilerinin yanı sıra üniversitelerin teknik bölümünden hocaların bulunacağı…
Belediyeler asli görevlerini bir yana bırakmış, hepsi müteahhit, inşaatçı, emlakçı olmuş durumda.
İmar mevzuatı, yetkisi müteahhit kafalı, rant müptelası bir belediye başkanı ile üç-beş yetisi olmayan meclis üyesinin uhdesinde alınarak, tamamen bilime teslim edilmeli.
Bu kuruldan çıkacak imarla ilgili bütün karaların tamamı oy birliği ile alınmalı.
Bizi bu noktaya getiren siyasi suistimal, istismar ve partizanlıktır.
Birçok insanın perdesini araladığınızda altındaki korkunç servetlerin imar kaynaklı haksız kazanç olduğu görülecektir.
Bu acı milad olsun.
Yoksa biz daha çok ölür ve çok enkaz altında kalırız, çabukta unuturuz.
Saygılarımla.