Kur korumalı faiz

Anlaşılır bir ifade ile kur koruma; vade sonunda dövizin faiz oranından fazla artması durumunda aradaki farkın sağlandığı bir güvence.

Burada amaç; dövizin uzun süre piyasada dolaşmasını engellemek merkez bankasının ihtiyacı durumunda kolay ulaşılabilir olması düşünülmüştür.

Böyle bir çalışma Türk Ekonomi Sisteminde ilk defa uygulanmakta.

Bunun bir gereksinim olduğu görülüyor. 

Açıkçası devletin kısa vadede dış ödemelerinden dolayı döviz sıkıntısı yaşanmaması iktisat diliyle bir nebze “Yedek akçe”  gibi ifadelendirilebilir.

Yani ekonomi yönetimi şunu yapmak istiyor: Dış ödemeler döviz cinsinden olacağından Türk lirası ihtiyacı bu aşamada bulunmamakta. 

Bunun yerine elimizdeki hazır dövizi kaçırmadan piyasa tabiri ile bloke edelim. 

Aksi durumda yapılacak bir döviz ihalesinde hazinenin daha fazla oranda döviz borçlanması kaçınılmaz olacaktır.

Bu altı aylık sürede kamuya olan altmış milyar liralık yükün hesaplanması ve planlanması muhtemelen olmuştur.

Bir nebze kısa vadeli dış borç ödemeleri gerçekleşmiş olsa da iç piyasaya değişik oranlarda yan etkileri görüleceği tahmin edilmektedir.

Bu yan etkilerin başlıcaları arasında; iç piyasadaki nakit akışı daralması, işletmelerin yatırım ve istihdam planlarını sekteye uğratacağı, Türk Bankalarının döviz transferlerinin sekteye uğrayacağı gibi olumsuz yanlarıda görülecektir.

Kısa vadede ciddi oranda faiz getirisi olabilecek her türlü yatırım dünyanın her yerinde caziptir. Bizdeki kur koruma sistemi de bundan farklı değil.

Sadece iç piyasayı ilgilendiren bu uygulamanın sürdürülebilmesi mümkün değildir:

Zaten sistemin bugüne kadar olan kısmında dövizi kontrol altına alınmamış olması da bu sistemden vazgeçileceği izlenimi vermiştir.

Hiçbir iş insanı parasını bloke edilmesine razı olmaz. 

Kısa vadeli dahi olsa bu sistem; önü tıkalı, hamle engelleyici ve belirsiz oluşu yatırımcıyı  endişeye sevk eder.

2001 krizinin en belirgin uygulaması olan sabit kur uygulaması da bundan pek farklı değildi. 

Sonuçta ülkeyi felaketin eşiğine getirdi. 

Kimi iktisatçıların “Elma şekeri” benzetmesi durumun vahametini de göstermektedir.