Kur’an Kerim ve sünnetullah yolunda olmak…
Dostlar;
“Şüphesiz bunda basiret sahipleri için mutlak bir ibret vardır.” (Nur, 44)
Basiret; arınmış kalbin, vahyin ışığında hakikati doğru okumasıdır.
Hakikati doğru okumak içinde göze değil, temiz kalbe ihtiyaç vardır.
Feraset de, bilgi değil, arınmış idraktir. “Onların kalpleri vardır ama onunla idrak etmezler.” (Araf, 179)
İmam Gazali şöyle dedi: “Kalp bir ayna, günahlar ise onun pasıdır.
Paslı bir kalp, Allah’ın nurunu ve doğruyu göremez.
Kul bir hata ettiğinde kalbinde siyah bir iz meydana gelir.
Eğer kişi, o hatadan nefsini uzaklaştırır, af talep eder ve tövbede bulunursa kalbi cilalanarak leke silinir.
Bilâkis, aynı günahı işlemeye devam ederse kalpteki leke artırılır.
Hatta bir zaman gelir, kalbi tamamen kaplar.”
İşte bu durum Yüce Allah’ın: "Bilakis, onların işlemekte oldukları kötülükler kalplerini paslandırmıştır." mealindeki ayette zikrettiği pastır." (Tirmizi)
Hasan el-Basri der ki: “Allah, kimin rızkını genişletir de kendisinin imtihan edildiğini görmezse; onun sıhhatli bir görüşü yoktur.”
“Allah, kimin rızkını daraltır da o kişi kendisine yardım edildiğini görmezse; onun da sıhhatli bir görüş ve aklı yoktur.
Yüce Allah bu nuru, imanının kuvvetlendiği ölçüsünde kulunun kalbine koyar.
İmanı kuvvetli olanın bakışı ve anlayışı daha keskindir. “Ben kulumu sevdiğim zaman, onun işiten kulağı, gören gözü olurum.” (Buhari)
“Mü’min akıllı, anlayışlı ve tedbirlidir. Mü’min aynı delikten iki defa sokulmaz.” (Müslüm)
Ondandır ki, Allah'a manen yakınlık sadece aşağı inmek denizlerin derinliğine dalmak gibi.
Mesela; veya yukarı çıkmak, göklere yükselmek gibi mesela ile değildir.
Yüce Allah'a yakınlık "ben’i” ve "benliği" aşmaktır. Ben varım aha buradayım, ben şunu bunu yaptım dememektir. (Yüce Allah'ın azameti karşısında kendini hiç görmektir veya kendini görmemektir.)
İmam-ı Şafii (r.a) şöyle buyurmuştur: “Yok olmak ben ve benlikten sıyrılabilmek kurtuluştur.”
Yüce Allah'a nisbetle mesafe ve uzaklık, mekan ve zaman mefhumu mevzubahis değildir.
Mesafeyi, zamanı ve mekanı yaratan O'dur.
Gerek fiziki ve gerek manevi uzaklık ve yakınlık insanoğluna göredir.
Bir Kudsi hadiste şöyle buyurulmaktadır: "Kulumun kendisine farz kıldığım şeyleri yaparak bana yaklaşmasından bana daha sevimlisi yoktur. Sonra (kul) nafileleri yapar ve ben onu severim." (Buhari)
Yakınlık farzları ve nafileleri yaparak Yüce Allah'a manen yaklaşma, Allah'a farzlarla yaklaşmak ve yine nafileleri yaparak Yüce Allah'ın sevgisini kazanmak.
Kur'an'a ve sünnete sarılmadan, imkan dahilinde farzları ve sünnetleri yerine getirmeden, Rasulullah Efendimize ittiba etmeden Yüce Allah'a yaklaşmanın ve onun tarafından sevilmenin imkansızlığı da ortadadır Çin Seddi'ne benzeyen ve Yüce Allah'a mânen yaklaşmaya en büyük engel olan nefsi ancak fazlar, sünnetler islam adabı ve gönül erlerinin seyr ve sülüku terbiye eder.
İşte o zaman manevi yakınlığı ve kokusu alınabilir.
Allah’ım!
Tadını bizleri ve bütün mü'min kardeşlerimizi sana manen yakın olma çabası ve gayreti içinde olan bahtiyar kullarından eyle. Amin.