Muhalefete iktidar yolu açık mı?

2002 yılında başlayan AK Parti’ nin iktidar serüveni, muhalefet bloğu açısından ilk kez kendini bu denli güçlü ve kazanacak konumda görüyor.

Bunda yeni yönetim modelinin farklı denklemleri bir arada tutması, siyasi yelpaze taraflarını ortak paydada birleştirmesi neticesinde yıllardır süren açık, farklı seçim sonuçlarını da minimize etti.

Bu süreci iyi okuyabilen ve başarılı strateji geliştiren muhalefet, artık seçimlerin hiç kolay olmayacağını iktidara kabul ettirdi.

Kuşkusuz bu sürecin en başarılı ismi Cumhuriyet Halk Partisi lideri oldu. Farklı görüşleri ve farklı tabanlara hitap eden siyasi oluşumları ortak noktada birleştirip ve bunu hanesine “artı” yazabilen Türk siyasi tarihinde pek görülmüş değil.

Yapıyı oluşturan altılı masa iyi veya kötü, olumlu veya olumsuz kendilerini ülke gündeminde tutmayı, konuşturtmayı başardı.

Öyle ki, hükümete yakın medya organlarında dahi günlerce konuşuluyor ve tartışılıyor. “Reklamın kötüsü olmaz” anlayışının en belirgin özelliği bu olsa gerek.

Yine toplum tarafından yakından takip edilen anket firmaları da olabilecek bir seçimin her iki taraf açısından kolay olmayacağını gelgitlerin seçimin son gününe kadar yaşanacağını da söylemekteler.

Oysa geçmiş seçimlere bakıldığında sonucun günler öncesinde belirlendiğini, kamuoyunun ve piyasaların planlamalarını bu yönde yaptıklarına şahit olduk.

Yirmi yıllık süreç içerisinde iktidarın yıpranma payı dikkate alındığında gelinen noktanın aslında fena olmadığı da bir gerçek.

Bu denli çalkantılı ve kitaplara konu olabilecek bir süreç yaşayan hükümetin öncelikle gençlere vaat edebileceği farklı alternatifler bulma ve bunu hayata geçirme zorunluluğu olmalı.

Aynı söylem ve eylem planlarıyla artık seçim kazanmanın mümkün olmadığı gibi yirmi yıl önceki taleplerin bugün ile kıyaslandığında aradaki uçurumu da görüyor olmalılar.               .