Muhsin Yazıcıoğlu, Madımak Oteli, Başbağlar ve Bakan Akın Gürlek…

Muhsin Yazıcıoğlu Suikast” dosyası tekrar Açıldı.

Şimdi sıra “Sivas Madımak Oteli”provakasyonu dosyasında.

Adaleti ararken bak şu İşe!

Türkiye’de neler olmuş neler!…

Muhsin Yazıcıoğlu Dosyası” tekrar açıldı.

Hayırlı olsun!

Sivas Madımak Oteli Davası”da  hiç vakit kaybedilmeden tekrar açılmalıdır.

Merhum Muhsin Yazıcıoğlu ile 12 Eylül 1980 Askeri müdahalesinde tutuklandığım da Mamak Ceza ve Tutukevi’nde ben B blokta 6. koğuşta, merhum Muhsin Yazıcıoğlu da 5. Koğuşta kalıyordu.

Koğuşlarımız karşılıklı ve volta alanlarımız da bir idi.

Meşhur mamak işkenceci savcısı Nurettin Soyer’in C-5 işkence hanesinde de yolumuz kesişmişti.

Bir bakıma “mahpushane arkadaşlığımız” var denilebilir. Çileli başlayan hayat kimileri için çileli devam ediyor vesselam!

YAPANIN YANINA KAR KALMASIN!

Bu yazımız üç ayrı örnekle Türkiye’de adaletin işleyişine provakasyonlar ve entrikalara örneklik teşkil edecektir.

Birincisi merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümü ile üzerindeki sis perdeleri kalkmadan ortadan kalkan dosya Türkiye’de “yapanın yanın kalıyor” algısını besleyen kritik ve önemli davalardan birisi olarak tarihte yerini almış ve Türkiye üzerinde “kara leke” olarak kalmışken şimdi adalet sistemimiz içinde, “Temizeller Operasyonu”nu Türkiye’de hayata geçirilmesi idi.

Tamda burada çok şaibeli olan dava dosyaları kapatılan ve yeniden açılan bazı cinayet dosyalarında olduğu gibi Muhsin Yazıcıoğlu dosyasının tekrar açılması, bundan böyle “yapanın yanına kar kalmayacağı” hatta organize ve muhtemelen arkasında karanlık ellerin olduğu halkın kahır ekseriyeti tarafından düşünülen ve milletin vicdanında derin yara bırakan, merhum Muhsin Yazıcıoğlu, dosyanın tekrar açılması gönüllere su serpmiş devlete güven yoluna adeta işaret olmuştur.

Gerçeğin ortaya çıkacağına inancımız tamdır!

FAİLİ MEÇHUL, ŞÜPHELİ DOSYA KALMASIN

Faili meçhul ve üzerinde sis perdesi olan cinayet davalar sağ, sol demeden bütün vatandaşlar için adalet prensibi ile yürütülmelidir.

İlhan Erdost’un, Uğur Mumcu’nun ölümlerindeki sis perdesi aileleri ve halkın bir kesimine göre aralanmamıştır. Her iki davanın “günah keçisi” ilan edilen ve üzerlerine suç isnat edilen “Erdost Davası” sanıkları ile 12 Eylül 1980 askeri darbesinde Mamak ceza ve tutukevi’nde tutukluluğum sırasında aynı koğuşta kaldım.

Kanaatim: suçlu ilan edilenlerin suçsuzluğudur!

Öyle olaylar ve öyle davalar var ki akıl alır gibi değil!

İşte bir örnek, “6 yaşında çocuk evliliği” gibi akıl dışı propagandaya kurban gitmiş Yusuf Ziya hoca nihayet tahliye edildi.

Bir zulme daha böylece son verilmiş oldu!

Darısı gene aynı şekilde propagandaya kurban edilmiş “Sivas Madımak Oteli Davası’na.”

İnanıyoruz ki bu davanın da yeniden açılması halinde gerçek suçlular, provokatörler ortaya çıkarılacaktır.

Halen tutulular arasında da gerçek suçlular varsa onlarda tescil edilmelidir.

MADIMAK VE BAŞBAĞLAR

Sivas’ta Türkiye’yi karıştırmak isteyenler operasyon yapmıştı!

Otel yakmışlar ve içinde insanlar yanmıştı.

Olanlar akıl, vicdan alır gibi değildi!

Sivas’ta yaşananlar katliamdı ve vicdanları yaralamış ülke üzerine karabulut gibi çökmüştü.

Bu olayları tertip edenler katliam yapanlar katliamlarına Erzincan Başbağlar’da (Madımak’tan 3 gün sonra) 5 Temmuz 2993 yılında 33 masumu yakarak devam etmişler, vatandaşlarımızı katletmişlerdi!

2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'taki ‘Madımak Oteli'nde meydana gelen katliamda; aralarında yazar, sanatçı ve şairlerin bulunduğu 33 kişi ile 2 otel görevlisi olmak üzere toplam 35 kişi katledildi!

Türkiye tam bir operasyonel provakasyon yaşamıştı.

Akabinde ise Erzincan Başbağlar kasabasına da saldırılmış, kasaba kalkından otuzüç vatandaş katledilmişti.

Türkiyeyi karıştırmaya, kardeş kavgasının içine çekmeye azmetmişlerdi!

Canlarımız gitti belki ama ülkeyi birbirine düşürmeyi, daha fazla kardeş kanı dökmeyi başaramadılar, başaramayacaklar!

YENİ MARAŞ, ÇORUM, TOKAT TERTİPLENDİ

Türkiye’yi karıştırmak isteyenler, yeni Maraş, Tokat, Çorum kanlı olaylarını tezgahlayarak Türkiye’yi kardeş kavgasına çekmek isteyenlerin organize ettiği kanaati milletimizin zihnine yer etmiş SİVAS MADIMAK olaylarıdır.

Yazımıza örnek, üçüncü bir büyük davaya örnek olan SİVAS MADIMAK OTELİ KATLİAMI! davası sanıkları da “hukuk garabeti” ne davayı takip edenlere görede; propagandaya kurban gitmişlerin davasıdır.

Sivas Madımak Oteli Davası” sanıkları ile ilgili Akit Tv. de hazırlayıp sunduğum “Vizyon” programımda konuyu hem hukuk açısından ve hem de sosyal yönü itibarı ile ele almıştım. Tabiatı ile sanık yakınları ile de temasa geçmiş ve Sivas olaylarının hukuki seyrini onlardan ve avukatlarından dinlemiştim.

Sivas Madımak Oteli Davası hakkındaki genel kanaat gibi benimde aynı: “sanıkların kurban seçildiği” idi.

Bu dava öylemidir böylemidir işin aslı nedir ortaya çıkarmak katliamda hayatını kaybedenler ve aileleri açısından da mağdur sanıklar açısından da Türkiye de hukukun işleyişi bakımından tarihi sorumluluktur.

MASUMLARIN ÖMRÜ HEBA EDİLMİŞTİR!

Dava dosyasının hazırlanış hikayelerinden bize anlatılanlara iki örnek verelim.

Şöyleki:

Avrupa’dan torununun sünnet nerasimi için gelen gurbetçi vatandaşın, sünnet için gereken alışverişleri yapmak üzere Sivas’a geldiği sırada provakatif “Sivas Madımak Oteli” olayları cereyan eder.

Eder etmesine de olaylardan bihaber olan bu zat ve diğerleri bazı mahallelere koyulan levhalara “ madımak olaylarında kimi gördüyseniz ismini bu listeye yazınduyuruları ile kimilerinin hasım veya başka saikle yazdığı isimler yıllarca Sivas’ta ceza ve tutukevinde ömürleri bitmektedir.”

Otuzlu, kırklı yaşlarda hapsedilmiş bu şahıslar bugün seksenli yaşlara gelmişler ve ömürleri bitirilmiştir.

Sivas Madımak Davası’ bir örnekte: “kamyon şöförlüğü yapan ve Sivas olaylarının yaşandığında Sivas’ta olmayan ve Malatya yöresinde trafik cezası da alan bir kamyon sürücüsü de bu operasyondan nasibini almış ve ömrü cezaevinde bitirilmektedir.

Bu davaların dosyaları hiç vakit kaybedilmeden açılmalı ve Alevi yurttaşların yoğun olarak yaşadığı ve kardeş kavgası için özellikle seçilen “Türkiye’ye Sivas Madımak Oteli” olayı ile yeni Maraş, Çorum, Tokat olaylarını tezgahlayanlar ortaya çıkarılmalıdır!

TOKAT PROVOKASYONU

Tokat’ta 1975 yılı 15 Şubat günü tertip edilen provakasyonu bizzat yaşamış birisi olarak ders alınmak maksadı ile sizlerle paylaşmak isterim.

1974/1975 öğretim yılında Tokat Milli Türk Talebe Birliği Başkanlığı yapmaktaydım.

Tokat valilik binasına yakın olan Ali Paşa Camii’sinde cuma namazı çıkışı caminin hemen avlusunda bulunan bir çınar ağacının yükseltilmiş kısmına çıkan ve o güne kadar Tokat’ta kimsenin görmediği, tanımadığı bir şahıs camiden çıkan cemaati “Bulvar Sineması”nda (Sol Görüşlü) Öğretmenler Sendikası (TÖS) tarafından tertip edilen bir toplantıya işaretle:“Komünistler Bulvar Sineması”nda toplantı yaparken siz cuma namazı kılıyorsunuz, ‘Bulvar Sineması’na yürüyün, toplantıyı başlarına yıkalım…!” gibi lafları peş peşe sıralıyor, etrafında gene kimsenin tanımadığı daha sonra ortaya çıkan birkaç kişi camiden çıkan halka ‘kol kola’ girmelerini ve kimsenin ayrılmasına müsade edilmemesi talimatını yağdırıyor.

Ve birbirlerinden habersiz cemaati ‘Bulvar Sineması’ önüne yığmayı başarmış ve gene o günden sonra bir daha Tokat’ta görülmeyen şahıslar, önce emniyetin araçlarını yakıyor,  yakamadıklarını ise ters çeviriyordu!…

Toplantının yapıldığı ‘Bulvar Sineması’na girmeye çalışılırlarken bir yandan da ‘Bulvar Sineması’ ateşe verilmişti.

Neyse ki yangın hemen söndürülmüş ve maksatlarına ulaşamamışlardı.

Olaylar ikinci günde devam etti. Tokat’ın maruf şahsiyetlerinden dörtyüz civarında kişi gözetim altına alındı.

Kırk civarında şahıs tutuklandı. Tutuklananların da suçsuzlukları anlaşılınca da serbest bırakıldılar.

Provakatif yürüyüş sırasında topluluğun içinde kalmıştım.

Bulvar Sineması’na ulaşıncaya kadar topluluğun arasından çıkamadım.

Bu hikayeyi anlatmaktaki maksadım: Sivas, Çorum, Maraş kanlı katliamlarının, provakasyonlarının anlaşılmasına örnek olması içindir.

Maraş olaylarının bir hafta sonrasında ise Maraş’a gittim ve olayları yerinde gözlemlemek istedim.

O sıra da Akıncı Sporcular Genel Başkanlığı yapmaktaydım.

Kahramanmaraş Akıncılar başkanımızdan kan donduran olayların hikayesini yerinde dinledim. Çorum, Maraş, Sivas, Tokat olayları ile ilgili olarak gerek makalelerimle ve gerekse de ‘Mamak Zindanlarında Bir Akıncı Tarihe Notlar’ kitabımda yer verdim.

Adalet gecikmiş olsada ‘Sivas Madımak Oteli Davası’ sanıkları olarak bilinenler ve büyük ihtimalle de suçsuz kişiler tarihe ve gelecek nesillerine “katil” olarak anılmamak isterler.

Bu gerçeği ve gerçekleri ortaya çıkarmak devletin asli görevidir.

Merhum Muhsin Yazıcıoğlu Davası ve ‘Sivas Madımak Oteli Davası’ Türkiyede hukukun işleyişi ve Türkiye’de yerli ve yabancı mihraklar tarafından tertip edilen Türkiye için adeta “kara leke” olan davaların vuzuha kavuşması Türkiye’nin bağımsızlığının mücadelesi içinde yerini alacaktır.

Her iki dava da tarihidir.

Sivas Madımak Oteli Davası’ ile ilgili siyasiler: “Alevi vatandaşlar incinir” gibi bir endişeye kapılmaları son derece yersizdir. Alevi vatandaşlarımız hakkaniyeti ve adaleti şiar edinmiş vatandaşlarımızdır.

Yeter ki mesele bütün çıplaklığı ile ortaya konulsun!

BEYAZ ET VE KAYYIM

Bir başka konu da geçtiğimiz hafta beyaz et üreticisi şirketlere kayyım atanması hususudur.

Bir hukukçu dostum bu konudaki endişesini benimle paylaştı ve: “mülkiyet kakkı kutsaldır” genel hukuk kuralını hatırlattı.

Bu konuda bir bilgim olmadığını ifade ederek, “Devletin vardır bir bildiği” genel kanaati üzerine hareket ettiğimi ama bu konuda şayet bir yanlışlık varsa haklı tarafın, hukukun mülkiyet hakkının kusallığı tarafında yerimi alacağımı ifade ettim.

Bu konuda kamuoyu bilgilendirilmeli devlet ve hukuk sistemimiz yıpratılmamalıdır.

SAYIN BAKAN AKIN GÜRLEK

Sayın Adalet Bakanı Akın Gürlek,   kamuoyunu umutlandırmıştır. Netameli, karanlıkta kalmış, faili meçhul konu/olayların geçmişte verilmiş kararlara veya sonuçsuz davalara bigane kalmamış “neme lazım, ağrısız başım, kaygısız aşım” dememiş ve taşın altına elini koymuş millete umut olmuştur.

Marifet, itiltifata tabidir.

Doğru işler yapanın her zaman yanında yer almaya devam edeceğimizden, yanlışların da karşında olacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın.

Karanlık, üzeri kapatılmış, faili meçhul dosya ve dava kalmasın!

Türkiye’nin adalet yolcuğu aydınlık olsun!

Vesselam.