Nasıl bir rızık isteriz?
Rızık; geçici ve kalıcı olarak iki bölümdür.
Geçici rızık, şu anda sahip olduğun rızıktır.
Allahu Teala her an onu senden geri alabilir.
Sağlıktır, paradır, mutluluktur, başarıdır, iştir ve bütün imkanlardır.
Daimi rızka gelince, o kıyamete kadar senin devamlı dostun olacak olandır.
Bu sana hem dünya da, hem ahirette faydalı olacaktır.
Allah'ın sana, uykudayken uyanma kabiliyeti vermesi, böylece Allah'a iki rekat namaz kılmandır.
Akşam vakti Duha Namazı bir berekettir
Ebeveynlerinize hizmet etmek ve itaat etmek bir nimettir
Kuran'ı ezberlemek ve okumak bir nimettir.
Dürüstlüğün bir lütuftur.
Senin iyi huyun bir lütuftur.
Allahu Teala seni bir nimet olarak ansın.
Akrabalarınızla olan ilişkiniz bir lütuftur.
Tevhidiniz, Yüce Allah'ın lütfudur
Gıybetten kaçınmak bir lütuftur.
Geçici rızkınız sizi unutturmasın ve kalıcı rızkınızı sizden alıkoymasın.
Gerçek rızık ibadet edebilmektir.
Çünkü bu senin gerçek hayatın
Cennet ve cehennem tüm müşterilerini aldıktan sonra bir münadi şöyle seslenir.
Sonra bir münadi nida eder: "Ey ehl-i cennet! Artık ebediyet var, ölüm yok! Ey ehl-i nar! Artık ebediyet var, ölüm yok!"
İşte insan, bu temel esaslara hakkıyla iman etse; deist, ateist, komünist, laik vb. beşeri ideolojilerin peşinden asla gitmeyecektir.
“Fakat ahirete inanmayanlar, ısrarla yoldan sapmaktadırlar”.
(Müminun: 74)
Ahirete imanı, günlük hayatın içinde mutlaka canlı ve diri tutmak lazımdır. Ayette açıkça ifade edildiği gibi, ahirete inanmayanlar doğru yoldan ayrılıyorlar.
“Ahirete iman etmeyenler için kötü sıfatlar var.” (Mahşer: 60)
Ahirete inanmayanlar kötülük örneğidirler. Noksanlık (eksiklik) ancak onlara nisbet edilebilir.
“Kıyamet mutlaka gelecektir. Onda şüphe yoktur. Ve Allah bütün kabirlerde olan kimseleri tekrar diriltecektir”. (Hac:7)
İnsan hayatını doğru düzenleyen; ibadet ve taatleri yerine getirip, helal ve harama dikkat ettiren ahiret inancıdır.
Bu asrımızda en büyük dinsizlik, (ilhad)’dır. İlhad şudur; Bu kâinatın bir yaratıcısı vardır. Ben ona inanıyorum. Fakat o yaratıcı, insanların durumuna karışmıyor, peygamberler göndermiyor, kitaplar indirmiyor ve ahiret gününde de insanları amellerine göre cezalandırmak için bir araya toplamıyor. Bu inanç, vahyi, nübüvveti ve semavi dinlerin hepsini inkârdır, küfürdür.
"Hakkı iptal etmek için, bâtıla tutunarak mücadele edip durdular." (mü’min: 5)
“Hayır, doğrusu âhirete inanmayanlar, derin bir sapıklıkla azab içindedirler”. (Sebe: 8)
Allah subhanehu rızkı ve eceli sadece kendi elinde tutarak kullarının kalplerine huzur vermiş, onlardan bu iki korkuya sevkeden faktörleri kaldırmıştır. Kulların beklentilerinin kendisine bağlanması, kalplerinin O'na yönelmesi ve ihtiyaçlarını O'ndan istemeleri için kendisinin dışında hiç kimse için rızık ve ecel konusunda bir pay kılmamıştır. Kullar bu inançla, hayatın devrelerini Allah'dan başka kimseden korkmadan güven içinde katederler.
Nefisler yücelir ve Allah'dan başka kimseye boyun eğmez. İnsan da beklentiler yükselir ve Allah'dan başkasına eğilmez.