Ne mutlu ADİL olanlara!

Dün Geldik, Bugün Gidiyoruz Bre Oğul O güne!

Yaşı kemale ermiş, bir ayağı da baston olmuş, uzun ömürlü olmak kendilerine lutfedilmişlerin hemen hepsinden duyduğumuz sözdür: “Dün geldik, bugün gidiyoruz!”

Peki değer mi;

Paranın, zenginliğin, ünvanın çare olmadığı hatta yük olduğu günde çaresiz kalmaya!

Ey Bürokratlar,

Ey Siyasetçiler,

Ey Hakimler,

Ey Savcılar,

Ey Valiler,

Emniyet Güçleri,

Ey Belediye Başkanları,

Ey Gücü elinde tutanlar!

Değer mi isminizi bile götüremeyeceğiniz yere hesabını veremeyeceğiniz servet biriktirmeye?

Ey Adalet dağıtanlar!

Adalet, ekmek gibi, su gibi, hava gibi; insanı yaşatan devleti yaşatandır.

Adalet hayattır.

Adalet umuttur.

Adalete olan güveni yok etmek, umutları yok etmektir.

Adil olun!

Adalet, dağıtılırken rüşvetten kayırmacılıktan söz edilemez!

Adalete gölge düşürülemez! Haklının hakkının başkasına vermeyeceğine dair inancı zedelenemez!

Adalet; devletin şiarı, milletin ahlakı olmalıdır.

Ne mutlu ADİL olanlara!

Ey siyasetçi! Sözüm geçiyor, hükmüm sürüyor diyerek millete ait mülkleri şahsınıza, etrafınıza yandaşlarınıza aktarmaya değer mi?

Siyaset kurumu; milleti yönetme, millete hizmet etme kurumudur.

Ne mutlu millete hizmet edenlere!

Şehremini olması gereken belediye başkanlarının bazılarının hikayelerine bakar mısınız!

Rüşvet, fuhuş, adam kayırma, hırsızlık ne ararsanız var!

Ahlaksızlık zirvede!

Felaket!

Utanmazlar!

Ne mutlu “şehremini” olanlara!

Ey insan!

O gün geldiğinde, yaptıkların ve yapmadıkların önüne konulduğunda son pişmanlığın fayda etmeyeceği günde “halim nice olur” diyor musun?

Ne mutlu sorumluluk alanlara!

Ey insan!

Ömür denilenin çok kısa olduğunu ne zaman anlayacaksın?!

Ne mutlu ömrün, ahiretin tarlası olduğunu bilenlere!

Toprağın altında binlerce, belki milyonlarca, belki milyarlarca yıldır yatanlardan, dünya hayatının sayılı günlerden ibaret olduğu, ahiretin ise sonsuz olduğu gerçeğine ne zaman uyanacaksın?

Ne zaman uyanacaksın da Allah’ın razı olduklarından olma gayreti ve endişesi ile yaşayacaksın?

Ne mutlu ahiret hazırlığı yapanlara!

Adalete güveni zedeleyip,

siyaseti zenginlik, üstünlük aracı olarak kullananlar, gücü eline geçirdiğinde zülmedenler,

Hastasına merhameti esirgeyen hekimler, öğrencisine gereken ihtimamı ve eğitimlerinde gereken özeni göstermeyen öğretmenler!

Camiye gelen cemaate vaaz ve nasihatleri günün sorunlarına cevap teşkil edecek hazırlıklarla sunmayan ve insan ilişkilerinde örnek olmak gayretini göstermeyen cami görevlileri/imamlar!

İffeti terkeden kadınlar, ölüm gerçeğinin bile ders ve ibret veremediği bedbahtlar!

Ne zaman derin gafletten uyanacaksınız?

Ne mutlu idrak sahibi olanlara!

Unutmayın!

Güvendiğiniz gençliğiniz sizi terk edecek!

Böbürlendiğiniz zenginliğiniz sizinle gelmeyecek!

Ey insan!

Üvanlarınız: “er kişi, hatun kişi”ye, isminiz: “mevta”ya dönecek!

Böbürlenmeye,

Kibirlenmeye,

Haksızlık yapmaya,

Adaletsiz hükmetmeye,

Adamcılık, kayırmacılık yapmaya,

Haksızlık karşısında susmaya,

Bana değmeyen yılan bin yaşasın demeye,

İffetsiz yaşamaya,

Milletin malına çökmeye,

Hazine arazilerini vakıf/dernek hizmet gerekçeleri ile yağmalamaya değmez!

Hayat denilen ne ki?

Bugün geldik, yarın gidiyoruz”dan ibaret!

Ne mutlu,

Adaletle hükmedenlere,

Ne mutlu,

Gücü hak sebebi saymayıp, hakkı hak sebebi sayanlara ne mutlu!

O gün geldiğinde yüz akı ile huzura çıkan; Adalet, siyaset, ticaret, eğitim, yönetim, asayiş ve insana dair ne varsa erdemli insanlara!

Ne mutlu!…

Ne mutlu insanların hoşnutluğunu ve Allah’ın rızasını kazananlara…

Vesselam.