Pamuk Dede ile sohbet (2)
Daha önceki yazılarımda gençler ve çocuklar tarafından çok sevilen Pamuk Dedemiz'den sizlere bahsetmiştim.
Yaşadığı mahalledeki gençler aralarında anlaşarak birkaç gündür göremedikleri acaba hastamıdır diye merak ettikleri Pamuk Dede'yi
evinde ziyaret etmeye karar verdiler.
Boş elle gitmemek için de mahalle bakkalından bir paket kesme şekeri ve bir kutu çay alarak evinin kapısına varıp zili çaldılar.
Kapıyı açan dedemiz gençleri karşısında görünce çok sevindi ve içeriye buyur etti.
İçeriye giren gençlerin çay ve şeker ikramlarına teşekkür eden dedemiz; "Zahmet etmişsiniz gençler size hemen çay demleyeyim birlikte içeriz"
deyince içlerinden biri "Siz zahmet etmeyiniz dedeciğim ben demlerim yine birlikte içeriz"
demesi üzerine Pamuk Dede "Olur mutfak bu tarafta, ocağın yanındaki rafta çakmak da var"
deyip yol gösterdi.
Gençler, "Pamuk Dede birkaç gündür görünmüyorsunuz nasılsınız?" diye hal hatır sorunca Pamuk Dede " Üzerinize afiyet şiddetli bir grip geçirdiğimden biraz zorunlu istirahate çekildim" diye cevap verip sözlerine devam etti
"Malumunuz gribal enfeksiyonların sık ve yaygın olarak görüldüğü mevsimdeyiz eskiden gençliğimizde gripleri daha kolay geçiriyor ve daha kısa sürede toparlanıyorduk.
Şimdi ise
Yaşlandığımızdan mıdır? Yoksa bu zamanın gripleri daha mı güçlü? Daha zor geçiriyor ve
Uzun süreli rahatsızlık yaşıyoruz" diyerek sözüne
devamla "Daha önceki sohbetimizde içinizden biri " Maddî hastalıkların neler olduğunu az çok biliyoruz. Bize manevî hastalıklarımızdan biraz bahseder misiniz?" Diye soran bir genç vardı.
Onu aranızda göremiyorum.
Ondan haberiniz var mı? " diye sorunca gençler "O da sizin gibi grip olmuş hasta yatıyor" dediler.
Pamuk Dede "Doktora gidip ilaç kullandı mı? Gerçi eskiler "Doktora gidersen bir haftada, gitmezsen yedi günde geçer." demişler.
Ama bu sözleriyle doktora gitmenin önemsiz olduğunu belirtmeyi değil, gribin kolay kolay bir haftadan önce geçmediğini anlatmak istemişler" dedi.
Bu arada görevi üstlenen gencin çayın demlendiğini haber vermesi üzerine dedemiz evde bulunan kahvaltılık türlerinden ne varsa masaya getirdi.
Hep birlikte çaylar içilirken sohbet daha da koyulaştı.
Gençlerden biri "Pamuk Dede önceki sohbetimizde manevî hastalıklarımızdan bahsederken" cennete inanıyoruz.
Ama ona girmek için çalışmıyoruz. Cehennemden korkuyoruz.
Ama günahlardan kaçınmıyoruz."
demiştiniz.
Bu günkü sohbetimizde başka manevî hastalıklarımızdan bahseder misiniz?"
Diye sorunca; Pamuk Dede "Sevgili gençler bugün anlatacağım manevî hastalığımız: Peygambere inanıyoruz.
Ama sünnetine uymuyoruz hakkında olacaktır."
Dedemiz sözlerine devamla "Değerli gençler! Peygamberimiz'in (s.a.v) sünnetine uymuyoruz demem sünnetine hiç uyulmuyor anlamında anlaşılmamalıdır.
Sünnet deyince müslümanların aklına genellikle Peygamberimiz'in (s.a.v) kıyafet, adap ve ibadetlerindeki müstehaplarla ilgili uygulamaları gelmektedir.
Böylesi uygulamaları küçümseme hakkına sahip olamayız.
Lâkin bunların yanında Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) yüksek ahlâkına dair meziyetlerinin, iktisadî, hukukî ve sosyal uygulamalarının da ilk akla gelenler arasında sayılması gerekir.
Sünnet, Peygamberimiz'in (s.a.v) hayat tarzıdır.
Temelinde O'nun hayat anlayışı vardır.
Bu hayat anlayışını kavrayabilirsek şuurlu bir şekilde sünneti yaşayabilir, sünnetin inanç ve zihniyet boyutunu yani imanımızın, hayat gayemizin ve hayata verdiğimiz anlamın Peygamberimiz'in (s.a.v) anlayışı gibi olmasını benimsemiş ve hayatımıza tatbik etmekle de icra
etmiş oluruz.
Asıl ve temel olan da sünnetin bu yönüdür.
O'nun güler yüzlülüğünü, merhametini, kolaylaştırıcılığını, alçakgönüllülüğünü, vefakârlığını, diğergamlığını, sözüne sadakatini, cesaretini, sabrını, azmini, şükrünü, inceliğini, zarafetini, hayasını, vakarını, izzetini, emanete riayetini, zulme karşı duruşunu, adaleti yerine getirme konusundaki titizliğini, ihtiyaç sahiplerini gözetmesini kul, yetim ve kamu hakkına göstermiş olduğu özeni, karakterimiz haline getirmeyi hayat gayemiz edinmeliyiz.
Sünneti gerçek anlamıyla doğru olarak belirleyip hayatımıza tatbik etmekle hem kendimizin kurtuluşuna hem de bizleri örnek alacak olanların
kurtuluşuna vesile olmalıyız.
Hastalığımıza şifa aramanın, tedavi olmanın da bir sünnet olduğunu unutmamalıyız." Diyerek sözlerine son veren dedemiz, gençlere sağlıklı, bereketli, hayırlı ömürler dilerken tekrar görüşmek dileğini geçlere söyleyince geçler de memnuniyetle inşallah deyip dedemize şifalar dileyerek vedalaştılar.
Yüce Rabbimden bizlere sünneti gerçek anlamıyla anlayıp hayatımıza tatbik etmeyi nasip etmesini niyaz ederim.
Cumamız hayra vesile olsun.
Selamlarımla.