DOLAR 33,1952 -0.11%
EURO 36,0226 -0.6%
ALTIN 2.548,96-1,98
BITCOIN 22143544,86%
İstanbul
31°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Pamuk Dede ile sohbetler (3)

Pamuk Dede ile sohbetler (3)

ABONE OL
Mayıs 5, 2023 16:51
Pamuk Dede ile sohbetler (3)
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Pamuk Dede’yi daha önceki yazılarımda sizlere tanıtmıştım.

Yaşadığı mahallenin sevilen, sayılan, sözüne itibar edilen biri olan Pamuk Dede ile daha sakin ve sessiz olan cami derneğinin işlettiği çay evinde buluşmak için sözleşmiş olan gençler, kararlaştırılan mekânda toplanmış Pamuk Dede’yi  bekliyorlardı.

Nihayet Pamuk Dede’nin geldiği görülünce ve kapıdan içeri girince hep birlikte ayağa kalkıp Pamuk Dede’ye yer verdiler.

Karşılıklı selâmlaşıp, hal ve hatır sorulduktan sonra içilen çaylar eşliğinde koyu bir sohbet başlamış oldu.

Sohbet esnasında gençlerden birinin Şevval orucu hakkında soru sorması üzerine Pamuk Dede: Şevval orucu müstehap olan bir oruç olup Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) hadis-i şerifiyle sabittir.

En’am suresinin 160. ayetinde bildirdiği gibi iyi güzel (sevap) işlerin mükâfatı en az on mislidir.

Bir iyiliğe on kat mükâfat verileceği hesabıyla ramazan ayı on aya Şevval ayında tutulan altı gün orucu da iki aya tekabül ettiğinden tutan kişinin bir yıl oruç tutmuş olacağı aşikârdır.

Gençlerden biri “Aramızda olmayı istemesine rağmen mazeretinden dolayı gelemeyen bir arkadaşımın selâmı var.

Kendisi nişanlı, nikâh ve düğün yapmayı istemektedir.

Ancak birilerinin “İki bayram arası nikâh ve düğün olmaz” demeleri üzerine kafası karışmış konuyu size sormamı istedi deyince Pamuk Dede: “Ve aleyküm selâm dedikten sonra; evet halk arasında böyle bir söz dillendirilmektedir.

Lakin bu sözün yanlışlığına Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Hz. Aişe annemizle yapmış olduğu evliliğinin Şevval ayı içerisinde (iki bayram arası) olması en kuvvetli bir delildir.

Bu sözün nereden kaynaklandığına dair bazı söylentiler vardır.

Bu söylentilerden birisi de; zamanın birinde 

nasıl ki bu yıl Ramazan Bayramı’nın birinci günü cuma gününe denk geldi ise  böyle bir yılda birinin cami imamına, “Hocam nikâhımız var gelip kıyarmısınız.” demesi üzerine ; hocanın şaka ile “İki bayram arası nikâh mı olur? sonra bakarız” demesinden ve bu sözünün yıllar içerisinde dilden dile dolaşmasından kaynaklandığı yorumlanmaktadır. 

Aslında hoca cuma günü bayram, Ramazan bayramı’da bayram iki bayram arası vakit dar benim işim de  çok, müsait vakitte kıyarız dese durum anlaşılacaktır.

Ama hoca  şakayla karışık böyle bir söz söyleyince durum ciddiye alınmış ve böyle bir yanlış inanışın toplumda yer etmesine yol açılmıştır.

Gençlerden birinin “Pamuk Dede tanıdığım birinin kız kardeşi hristiyan bir gence gönlünü kaptırmış ailesi ve çevresi karşı çıkmasına rağmen “İki insanın birbirini sevmesine hiçbir şey engel olmamalı aşk kutsaldır.

Geri kafalılık yapmaya gerek yoktur. Hangi çağda yaşıyoruz.” diyerek evlenmekte ısrar etmektedir.

Bu konu hakkında ne dersiniz.” diye sorunca Pamuk Dede: “Dinimizce müslüman bir kız veya kadının müşrik ve ehli kitap olan birisiyle evlenmesi yasaklanmış olup haramdır.

İllâ ki ben evlenmek istiyorum diyen kişi Rabbimizin emrine karşı gelmiş olur. Haram işlemiş olur.

Belki de bu kardeşimiz dinimizin hükümlerinden haberdar değildir. Veya kendisine ikna edici bir bilgi verilmemiştir.

Konu kendisine yumuşak bir dille ve güzelce izah edilip ikna edilmeye çalışılmalı ve hidayeti için dua edilmelidir.

Pamuk Dede sözünü  tamamlayınca gençlerden bir diğeri söz alarak “Pamuk Dede müslümanlar ilimde, fende, teknikte, mimarlıkta ve birçok dalda üstün olup, diğer toplumlara örnek bir medeniyet inşâ ettikten sonra gerilemelerinin ve bugünkü duruma düşmelerinin sebebi hakkında ne düşünüyorsunuz.” diye sordu.

Pamuk Dede: “Değerli gençler, bizler islâmı doğru olarak anlayıp tatbik ettiğimiz yıllarda yani kitabımızı ve sünneti doğru anlayıp, yorumlayıp, özümseyip, tatbik ettiğimiz yıllarda dediğiniz gibi her konuda ileriye gitmiş, yükselmiş ve insanlığa örnek bir medeniyet örneği sunmuştuk.

O yıllarda ilmin yegâne sahibi olan kâinattaki bütün dallarda kimya, matematik, mekanik, fizik, metafizik kanunlarının sahibi ve hakimi olanın Allah cc olduğu idrâkiyle ilimler arasında bir ayrım gözetmeden, anlamayı, öğrenmeyi ve sırlarını çözmeyi kendilerine bir ödev ve ibadet saydıkları ve bu uğurda büyük gayret gösterdikleri için müslümanlar üstün başarılar ve ilerlemeler kaydettiler.

O yıllarda tasavvufla uğraşanlar da tasavvufun özüne uygun tasavvufu, islâmı sevgiyle, aşkla yaşamanın bir aracı olarak değerlendirerek, hurafelerden arınmış bir şekilde yaşamaya çalıştıkları için âlimler arasında bir çatışma yaşanmamış elbirliğiyle islâmın yeryüzüne yayılması ve insanların hidayete kavuşması için çalışılmıştır.

Ne zaman ki ilimler dinî ilimler, fennî ilimler diye ikiye ayrıştırılmış, fennî ilimlere önem verilmeyip dinî ilimler de ehil olanlardan ziyade ehil olmayanların eline kalıp (ehil olanlar hariç) islâm dışı müdahalelere de uğrayınca, tasavvuf da yanlış yönlendirmeler meydana gelince müslümanlarda gerilemeler başlamıştır.

Bundan kurtulmanın yolu, ilerlemenin yükselmenin yaşandığı yılları iyi tahlil edip, gereğini yapmaktan geçmektedir.

Daha önce gerçekleştirimiş olanın tekrar gerçekleştirilebileceğine inanan, islâmı ehli sünnet âlimlerinin öğrettiği şekilde, Kur’an ve sünneti rehber edinerek dünya ve ahiret dengesini gözeterek, hurafelerden arınan bir inanç ve gayretle çalışan gençlerin müslümanlar adına güzel işler yapacağına inanmak ve onları desteklemek gerekir.” dedi.

Sohbetin bu şekilde sona ermesiyle vedalaşılıp tekrar buluşmak üzere sözleşildi.

Yüce Rabbim bizlere, dinimizi doğru anlayıp yaşayan ve milletimizin, islâm âleminin ve insanlığın yararına güzel işler yapan gençlere sahip olmamızı nasip etmesini niyaz ederim.

Cumamız hayra vesile olsun.

Selamlarımla.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.