Pamuk Dede ile Sohbetler (9)

Kışı memleketinde geçiren Pamuk Dede'nin mahalleye döndüğünü öğrenen gençler Pamuk Dede'yi ziyaret etmek dilediklerini bildirmek üzere kendisinden gün ve saat belirlemesi için aralarından birini Pamuk Dede'ye gönderdiler.

Pamuk Dede'nin belirlediği gün ve saatte ziyaret etmek için bir araya gelip Pamuk Dede'nin kapısına varıp zili çaldılar.

Pamuk Dede, kapıyı açıp "Buyurun gençler hoş geldiniz" deyince içeri girip Pamuk Dede'nin hal ve hatırını sordular.

Pamuk Dede, her birinin ayrı ayrı hatırlarını sorduktan sonra aralarında samimi bir sohbet başlamış oldu.

Sohbetin koyulaştığı bir anda gençlerden biri: "Pamuk Dede arkadaşlarımızdan biri düğün tarihi belirlemek isteyince, istediğin tarih iki bayram arasına denk geldiğinden ve iki bayram arası nikâh olamayacağından

başka bir tarih belirlemesini istemişler siz bu durum için ne diyorsunuz?" diye sorunca Pamuk Dede: "Dinimizde öyle bir şey yok. Nikâh bütün zamanlarda geçerlidir. İki bayram arasında nikâh olmaz."sözü halk arasında yaygın bir şekilde söylense de bunun geçerliliği yoktur.

İki bayram arası nikâhın geçerli olduğuna en sağlam delil Peygamber Efendimizin (s a.v), Hz. Aişe (r.a) annemizle Şevval ayında evlenmesinin (iki bayram arasında) gerçekleşmiş olmasıdır.

Peygamber Efendimizin (s.a.v), yapmış olduğu bu evlilik cahiliye dönemi Araplarının Şevval ayında evlenmeyi uğursuzluk saymalarına ve iki bayram arası nikâh olmaz anlayışının yanlışlığına verilmiş bir cevaptır.

Rivayetlere göre, iki bayram arası nikâh olmaz sözü yapılan bir şakaya dayandırılmaktadır.

Çok eskiden kurban bayramının cuma gününe denk geldiği bir bayram gününde nikâh kıymasını talep eden kişiye "iki bayram arası nikâh olmaz. Daha sonra kıyarız." demesinden ve bu sözün yaygın hale gelmesinden dolayıdır. Gün zaten bayramdır ayrıca cuma günü müslümanların haftalık bayramıdır. Hoca bayram namazından evine gelmiş Kahvaltı edecek, kurbanını kesecek, Cuma namazı için hazırlık yapacak vakit dar olduğu için  böyle bir espri yapmıştır. Bu söz günümüzde de bazılarınca dillendirilmektedir." diye cevap verdi.

Bir diğer genç: "Pamuk Dede bilindiği gibi kurban bayramı yaklaşmaktadır. Kurban konusunda nelere dikkat edilmesi gerekir." deyince Pamuk Dede: "İlk önce dikkat edilmesi gereken kurban edilecek hayvanda kurban olmaya mani bir halin olmamasıdır. Önemli olan diğer bir konu; sığır cinsi büyük baş hayvanın iki yaşını doldurmuş olması gerektiğidir. İki yaş, kamerî takvime göredir. Kamerî takvimde bir yıl 354 gündür. İki yaşını doldurmuş büyük baş hayvanın anlaşılması için halk arasında" kapak atması (iki ön dişinin çıkması) diye bilinen durumun gerçekleşmiş olması kabul edilebilir bir ölçü olarak sayılmaktadır.

Bu durum doğumu kesin olarak bilinmeyen hayvanlar içindir.

Kapak atma konusunda bilgi sahibi olmayan alıcının bilgi sahibi olan bir kişiyle kurbanını almasında yarar vardır.

İki yaşını bitirmiş olduğu kesin olarak bilinen büyük baş hayvanların kapak atmamış olmaları kurban olmalarına engel olmaz.

Büyük baş hayvanların iki yaşını  bitirmemiş olduğu kesin olarak bilinmesi durumunda kapak atmış olsalar bile kurban olarak kesilemezler.

Küçük baş kurbanlıklarda koyun cinsinde altı ayını doldurmış olup da bir yaşını doldurmuş gibi göstermesi halinde kurban olur.

Bu durum koyun cinsi için istisnaî olup keçi cinsi için geçerli değildir.

Bu konuda halk arasında "anası gibi gösterişli olması" hali değil, geçerli olan altı ayını doldurmuş olmasıdır. Çünkü anası çok zayıf olabilir.

Yine halk arasında "aile için sadece aile reisinin kurban kesmesi yeterlidir." sözü, aile içinde aile reisinden başka diğer aile üyelerinin içinde kurban kesmesi vacip durumunda olan kimseler için geçerli değildir.

Aile fertlerinin hepsi kurban kesmeleri vacip olacak nisap miktarı sahip olmaları durumunda hepsinin ayrı ayrı kurban kesmeleri gerekir.

Ailede eşlerin sırayla bir yıl birinin sonraki yıl diğerinin kurban kesmeleri ancak eşlerin her ikisinin de üzerlerine kurban kesmenin vacip olmaması halinde caiz olabilir.

Eşlerden birisinin üzerine vacip ise onun kesmesi gerekir. İslâmda ferdi mülkiyet esastır.

Kurban konusunda çok önemli bir diğer husus da ortak kesilecek kurbanlarda ortakların  birbirlerinden emin olmaları gerekir.

çünkü ortaklardan birinin niyeti kurban değil sadece et elde etmek olursa kurbanın tümü geçersiz olur.

Böyle bir durum kurban günleri içinde öğrenildiğinde zengin olanın başka bir kurbanlık alıp kesmesi gerekir. Fakir ise gerekmez.

Kurbanlık hayvanın kesiminde  kesen kişiye kurbanın derisi, sakatatı veya herhangi bir parçasının kesim ücreti olarak verilmesi caiz değildir. Kasabın kesim ücreti alması caizdir.

Daha önce yapılan kesimlerde  böyle bir uygulama yapıldıysa kesim ücreti olarak verilen parçaların kıymeti hesaplanıp muhtaç olanlara sadaka olarak verilmesi gerekir.

Kurbanlık olarak satın alınan hayvanda sonradan kurban olmasına engel bir durumun meydana gelmesi halinde zengin olan kimsenin yeni bir kurban alıp kesmesi gerekir. Fakirin ise gerekmez.

Ancak kesim esnasında kusur meydana gelirse zengin olsun fakir olsun böyle bir hayvanı kurbanlık olarak kesmeleri caizdir.

Değerli gençler, kurban konusu çok geniştir.

Sadece önemli olan bazı kısımları dile getirmeye çalıştım.

Dileyen ilmihal kitaplarından daha geniş bilgiler edinebilir." diye sözünü tamamladı.

Pamuk Dede ve gençler tekrar buluşmak dileğiyle vedalaştılar.

Yüce Rabbim yarınlarımızın teminatı olan gençlerimize sağlık, şuur, güzel ahlâk, ilim, edep nasip eylesin.

Cumamız hayra vesile olsun

Selâmlarımla.