Samimi tevbe nasıl olmalı?

Dostlar;

Allah'tan hakkıyla korkalım.

Çünkü Allah'tan hakkıyla korkmak

(takva), kazanç, kurtuluş, mutluluk ve başarıdır.

Kulun izzeti Allah celle ve alâ'yı en mükemmel şekilde sevmesi ve O'na boyun eğmesiyle olur.

Kulun aşağılığı ve değersizliği ise büyüklenmesiyle ve Allah'a karşı gelmesiyle; Allah'ın sevdiğine buğzederek ve Allah'ın hoşlanmadığını severek O'nun emir ve yasaklarına karşı çıkmasıyla olur.

Allah Teâla şöyle buyurur: “Kim izzet ve şeref istiyorsa, bilsin ki izzet ve şerefin hepsi Allah'ındır. O'na ancak güzel sözler yükselir (ulaşır). Onları da Allah'a salih emel ulaştırır. Kötülüklere tuzak kuranlara gelince; onlar için çetin bir azap vardır ve onların tuzağı boşa çıkar.” (Fâtır: 10)

Rabbimiz şöyle buyurdu: “Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.” (Mü'min: 60)

Bütün çeşitleriyle ibadet; Allah’a boyun eğmenin, itaatin ve muhabbetin gerçekleşmesidir.

İbadet çeşitlerinin en üstünlerinden biri de Allah'a tevbe etmektir.

Hatta en büyük tevbe, ibadetlerin en üstünü ve en gerekli olanıdır.

Buda, küfürden tevbe edip dönmektir. Allah Teâlâ, Hûd aleyhisselam'ın kavmine şöyle dediğini bildirir:

Ey kavmim! Rabbinizden bağışlanma dileyin. Sonra O'na tevbe edin ki, üzerinize gökten bol bol yağmur göndersin. Gücünüze güç katsın. Günah işleyip durarak yüz çevirmeyin.” Hûd: 52)

Yine Allah Teâlâ, münafıkları tevbeye çağırarak şöyle buyurur: “Tevbe ederlerse bu onlar için hayırlı olur. Eğer yüz çevirirlerse (nifaklarında ısrar ederlerse), Allah onları dünyada da, atirette de pek acı bir azaba uğratır. Onların yeryüzünde ne

bir velileri vardır, ne de bir yardımcıları.)

(Tevbe: 74)

Küçük ya da büyük her günahtan tevbe etmek, bütün mükellefler üzerine farzdır.

Ey iman edenler!

Allah'a topluca tevbe edin ki, felah bulasınız.”

(Nûr: 11)

Ve şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Allah'a samimi bir tevbe ile tevbe edin!” (Tahrim: 8)

Tevbe, küçük ya da büyük günahı terkederek Allah'a dönmek anlamındadır.

Günahların bilinenlerinden ve bilinmeyenlerinden Allah'a tevbe edilir. Allah'ın kulları üzerindeki nimetlerine şükürde eksiklik göstermekten Allah'a tevbe edilir.

Müslümanın hayatında, Allah'ı zikirden gaflette olunan anlar için tevbe edilir.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Allah'a tevbe edin ve O'ndan bağışlanma dileyin. Şüphesiz ben, günde yüz kere tevbe ederim."(Müslim)

İlim ehli şöyle der: “Günah kul ile Rabbi arasında ise, sahih tevbenin üç şartı

vardır: Birincisi, günahı terketmesidir. İkincisi, yaptığına pişman olmasıdır.

Üçüncüsü, bir daha o günahı asla işlememeye azmatmesidir.

Eğer günah kul hakkı ile ilgili ise, bunlara ilave olarak mutlaka aldığı mal ve benzerini iade etmesi, gıybet ettiyse helallik dilemesi gerekir.

Kul hakkını bağışlarsa, onun ecrini Allah verecektir.

Allah; tevbeye teşvik ederek, şartlarına uygun olarak yapıldığında tevbeyi kabul edeceğini vaat etmiştir.

Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Muhakkak ben; tevbe eden, iman eden ve salih amel işleyip hidayet üzere olana da çok çok mağfiret ediciyim.” (Tâ-Hâ: 82)

Nebi sallallahu aleyhi ve sellem, gecenin ve gündüzün bütün saatlerinin tevbe edenler için tevbe vakti ve Allah'a dönenler için dönüş vakti olduğunu haber vermiştir.

Ebu Musa el-Eş'ari radıyallahu anh, Nebi sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu rivayet eder:

Allah; gündüz hata edenin tevbe etmesi için gece elini açar ve gece hata edenin tevbe etmesi için gündüz elini açar. Güneş batıdan doğana kadar bu böyle devam eder.” (Müslim)

Rahman'ın keremi ne büyük!.

İhsanı ve kullarına iyiliği ne yüce!

Kulları O'na gece ve gündüz isyan ederler de O, onlara yumuşak davranır ve onları hemen cezalandırmaz.

Bilakis onlara rızık verir ve onları himaye eder.

Onların üzerine nimetlerini yağdırır.

Onları tevbeye ve ihmallerinden dolayı pişmanlığa davet eder.

Onları bağışlayacağını ve tevbelerinden dolayı sevap vereceğini vadeder.

Kulun tevbesine çok sevinir.

Kul, Rabbinin çağrısına kulak verir ve tevbe ederse, Allah'ın bu vadinin gerçek olduğunu görür.

Dünyada iyi bir hayat ve ahirette güzel bir karşılık kazanır.

Allah'ın mühlet verdiği vakitte tevbe etmezse, şehvetler ve arzular onu kandırırsa, Allah onu işlediklerinden dolayı cezalandırır.

Ve Rabbin kimseye zulmetmez.” (Kehf: 49)

Merhametlilerin en merhametlisinin rahmetine rağmen helak olan kimsede hayır yoktur!