Şam’ın açtığı kapıdan kimler girecek?

“Şam Kapıyı Açtı: Kapıdan Kim Girecek? Türkiye mi, İsrail mi?”

Geçtiğimiz çarşamba günü İlk Seçimde Mazlum Abdi Suriye Cumhurbaşkanı Olursa Şaşırmayın konulu bir yazı yazdım.

Bir kehanette bulunmadım; sadece Suriye’de yaşanan gelişmelerin nereye evrilebileceğini sorguladım.

Bana verilen cevap ise tanıdıktı:

Reis buna müsaade etmez.” “Türkiye bölgeyi kontrol ediyor.” “Hayal kuruyorsun.” “Çölde serap görüyorsun.”

Tartışmadım. Çünkü siyasette bazı soruların cevabını zaman verir.

Aradan çok geçmeden Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın Mazlum Abdi’yi danışman olarak atadığı açıklandı.

Daha önce eski YPG komutanı Sipan Hamo’nun Savunma Bakan Yardımcılığına getirilmesi ve SDF unsurlarının Suriye devletinin askeri yapısına entegre edilmesi yönündeki adımlar da zaten yeni dönemin işaretlerini veriyordu.

Şimdi mesele Mazlum Abdi’nin yarın Cumhurbaşkanı olup olmayacağı değil.

Suriye’de nasıl bir devlet kuruluyor?

İki İhtimal…

Türkiye’nin Suriye’de güçlü bir aktör olduğu tartışmasız bir gerçek.

Eğer bu atamalar Ankara’nın bilgisi ve stratejisi dahilinde gerçekleşiyorsa, tablo olumlu bile okunabilir.

Daha önce silahlı mücadele yürütmüş kadroların devlet mekanizmasına alınması, onları bağımsız bir güç olmaktan çıkarıp Şam’ın kontrolündeki sisteme dahil etme yöntemi olabilir.

Kürt gruplarının geçmiş açıklamalarında İsrail’e karşı mücadele iradesi ortaya koydukları da dikkate alınırsa, bu kadroların devlet yapısına alınması İsrail’in Suriye’deki hareket alanını sınırlayacak bir denge oluşturma hesabının parçası da olabilir.

Bu durumda Türkiye sürecin dışında değil, içindedir.

Fakat ikinci ihtimali de göz ardı edemeyiz:

Ya bu süreç Ankara’nın kontrolünde değilse?

O zaman Suriye’de başka aktörlerin şekillendirdiği bir düzen kuruluyor olabilir.

İsrail ve “Lübnan Modeli” Endişesi…

Benim görüşüm açık:

İsrail hiçbir zaman yanı başında güçlü bir devlet istemez.

Güçlü Suriye, güçlü Lübnan ve güçlü Ürdün; İsrail’in bölgesel hareket alanını sınırlar.

Golan Tepeleri hâlâ İsrail’in kontrolünde. Suriye’nin güneyindeki İsrail askeri faaliyetleri sürüyor.

Böyle bir ortamda Suriye’nin merkezi ve güçlü bir devlet olarak kurulmasıyla, farklı grupların kendi siyasi ve güvenlik ağırlıklarını koruduğu parçalı bir yapıya dönüşmesi aynı şey değildir.

Kürtler, Dürziler, Araplar ve diğer toplulukların kendi bölgelerinde güçlü olduğu; merkezî hükümetin ise sürekli pazarlık yapmak zorunda kaldığı bir Suriye ortaya çıkarsa, bunun adı güçlü devlet olmaz.

Benim “ikinci Lübnan” endişem tam olarak burada başlıyor.

Aylar Önce Sorduğum Soru?

Benzer bir soruyu aylar önce de sormuştum:

Silahlı hareketin yetkili kadroları yarın silahlarını bırakıp Avrupa’nın farklı ülkelerine giderse ne olacak?

Orada politik eğitim, örgütlenme tecrübesi ve uluslararası bağlantılar kazanıp birkaç yıl sonra Suriye’ye, Irak’a, Türkiye’ye veya Lübnan’a dönerlerse ne olacak?

Bu kez ellerinde silah yerine siyasi kapasite olursa?

Bunun gerçekleşeceğini söylemedim; bir ihtimal olarak sordum.

Bugün ise devlet mekanizmasına yapılan atamalar nedeniyle bu soru daha da anlamlı hale geliyor.

Çünkü silah bırakmak, siyasi mücadelenin sona ermesi değildir. Bazen sadece yöntemin değişmesidir.

Mazlum Abdi Yarın Cumhurbaşkanı olabilir mi?

Bugün bunu kimse kesin olarak söyleyemez.

İki, üç veya beş yıl sonra yapılacak bir seçimde Mazlum Abdi aday olur mu, olmaz mı bilmiyoruz.

Başka bir isim de aynı siyasi çizgiyi temsil edebilir.

Fakat bunu bugünden imkânsız ilan etmek de doğru değildir.

Çünkü Ahmed Şara örneği ortada.

Bir dönem Amerika tarafından terörist olarak tanımlanan ve hakkında 10 milyon dolar ödül bulunan bir kişi bugün Suriye Cumhurbaşkanı.

Uluslararası siyasette dün imkânsız görünen şeylerin bugün gerçekleşebildiğini artık biliyoruz.

Ben çarşamba günü “Mazlum Abdi kesin Cumhurbaşkanı olacak” demedim.

İlk seçimde olursa şaşırmayın” dedim.

Bugün hâlâ aynı şeyi söylüyorum:

İhtimali küçümsemeyin.

Asıl Soru: Türkiye Bu Dönüşümün Neresinde?

Eğer Türkiye’nin bilgisi ve stratejisi dahilindeyse, eski silahlı kadroların devlet çatısı altında toplanması güçlü bir Suriye oluşturma stratejisinin parçası olabilir.

Değilse, Suriye’nin başka güçlerin hesapları doğrultusunda şekillenme ihtimali vardır.

Bunu yeni atamalar, anayasa ve ilk seçim gösterecek.

Çarşamba günü “serap görüyorsun” diyenlere bugün cevabım basit:

Serap mı, gerçek mi olduğunu tartışmayalım.

Önümüzdeki adımlara bakalım.

Çünkü siyaset, bazen bugün imkânsız görünen ihtimalin yarın devlet kararnamesinedönüşmesidir.

Vesselam.