Spor yazarları Fenerbahçe – Galatasaray derbisini değerlendirdi
Spor yazarları Fenerbahçe’ nin evinde Galatasaray’ a farklı mağlup olmasının tek sorumlusu olarak Jorge Jesus görüldü.
Başarıda Okan Buruk’ a yazıldı.
İŞTE BAZI SPOR YAZARLARININ GÖRÜŞLERİ
Derbi için, "Galatasaraylı oyuncular özgüvenli ve psikolojik üstünlükle Kadıköy'e gidiyorlar. Lider olarak dönerler" demiştim ve yanılmadım. Kadıköy'deki muhteşem oyun, 3-0'lık skor Galatasaray'ın liderliği hak ettiğinin belgesiydi.
Okan Buruk akıl kokan bir oyun planıyla hem Jorge Jesus'u taktik olarak alt etti hem de yönetimiyle birlikte Galatasaray'a tepeden bakan Fenerbahçe'ye karşı Kadıköy'de dev bir zafere imza attı. Galatasaray ekolünde yetişen ve oyuncu olarak sayısız başarılara imza atan Okan Buruk'u camiaya yakıştırmayanlar, hatta "Hoca değil" diyenlerin şimdi yüzleri utançtan kıpkırmızı olmuştur.
Bu arada inanarak ve güvenerek Okan Hoca'yı göreve getiren başkan Dursun Özbek ile ekibini de kutlamak gerekir. Galatasaray taraftarının olmadığı derbide Galatasaraylı oyuncular maç boyu tribün baskısına kulak asmadan oyunun direksiyonunu elinde tuttular. Sarı-kırmızılılarda Muslera'dan tutun en uçtaki Barış'a kadar her oyuncu yüreğini ortaya koydu...
(Levent Tüzemen - Sabah)
Fenerbahçe’nin hocası Jorge Jesus’un, Galatasaray’ın hocası Okan Buruk’a oranla yaşıyla, birikimiyle, şampiyonluklarıyla haklı olarak daha önde, daha bilinen bir adı var... Ama gördük ki maçı Jesus’un adı değil, Buruk’un aklı kazandı...
Fenerbahçe’nin taş gibi ağır üçlü stoperle oynadığını artık ‘Sağır Sultan’ bile biliyor... Okan Hoca, bu ağır savunmaya karşı çok akıllı bir ön alan oluşturdu... Ağır Gomis’i, hatta Icardi’yi oynatmak yerine, Barış Alper, Kerem ve arkalarında Mertens gibi üç “uçurtmayı“ Fenerbahçe’nin ağır adamlarının üstüne saldı...
(Şansal Büyüka - Milliyet)
Maç öncesinde iki teknik adamı karşılaştırırken, "Jesus futbolu, Okan Buruk ise Süper Ligi biliyor" dedim. Çünkü büyük maçların "ruhu" vardır ve bu şifreleri en iyi çözen hoca da takımına istediğini yaptırır. Üçüncü yerliyi bulmak için uğraşan Okan Buruk, Kadıköy'e dört Türk ile geldi. Jesus takımın en değerlisi İrfan Can'ı kulübede oturttu.
Bu rekabetin ne demek olduğunu iyi bilen oyuncuların gösterdiği çaba veya reflekslerle dengeleri bozabiliyorsunuz. Barış Alper'in ön tarafta her yere koşturup, Kerem'i bek gibi oynatıp, hızlı atak başlangıcında görevlendirmesi bu yüzdendi. Bir 45 dakikayı Galatasaray'ın ne yapacağını seyrederek geçirdi Jesus...
(Gürcan Bilgiç - FotoMaç)
Maç öncesi yazımızda Fenerbahçe'nin en çok gol atan, Galatasaray'ın ise en az gol yiyen takımı olduğunu vurgulamıştık. Ancak çok gol atan takım olmak, defansının iyi olduğu anlamına gelmiyor.
Galatasaray'ın da az gol yemesinin, forvetinin kötü olması anlamına gelmediği gibi. Nitekim dünkü maçta ilk yarı boyunca çoğunlukla Fenerbahçe'nin orta saha eksikliği ve defans hatalarında, Galatasaray'ın ise ofsayttan attığı iki golün yanında, Fenerbahçe'den daha fazla girdiği gol pozisyonunu ve attığı golü dikkate alırsak, tablo daha net anlaşılır. Galatasaray ofsayt konusunda biraz daha dikkatli olsaydı ilk yarı çok daha avantajlı bir skor bulabilirdi...
(Engin Verel - Akşam)
Futbol her ne kadar ‘alan/zaman oyunu’ olarak bilinirse de ‘plan’ olmadan herhangi bir şeyin gerçekleşmesi ancak tesadüflerle mümkündür. İlk yarı gösterdi ki, bilindik santrfor düzeninden uzak oynayan Galatasaray, planladığı çoğu şeyi yapmadan devreyi önde kapadı. Bir gol attı, iki üç gol daha atabilirdi de. Özellikle başta Berkan olmak üzere orta alan kapatıcılarının yüksek etkisine Barış Alper de katılınca daha iyi işleyecek doğru plan, ‘yarı doğru’ işledi!
Fenerbahçe ise genel olarak dağınık, bilinçsiz dahası çaresiz görüntüdeydi. Atak yapmadı değil ama hücumlar daha öncekiler gibi organize olmaktan çok bireysel girişimler olarak parladı ve söndü...
(Cem Dizdar - Fanatik)
Karşılaşma öncesi Jesus, ”Bu maçın diğer maçlardan bir farkı yok” dedi ve sahaya da takımını inandığı oyuncular ve bildiği oyun planıyla sürdü. Fenerbahçe’nin nasıl oynayacağını bilen Okan Buruk da sahaya önemli yıldızlarını (Torreira ve İcardi) yanına oturtup, çok koşan, basit ve çabuk oynayan, rakibe baskı yapacak bir 11 sürmüştü.
Fenerbahçe’nin 3’lü defansının geride bıraktığı geniş alanları Galatasaray ani ataklarla çok iyi kullandı, pozisyonlar ve golü buldu. Serdar Aziz, Gustavo (Yine kafadan sarı kart gördü) ve Szalai her rakip atağında dağılıyor, kanatlarda oynayan Osayi ve Ferdi de sahada gelgitler yaşıyordu...
(Faik Çetiner - Fanatik)
Bir derbiden beklenmeyecek hızda başlayan sezonun temposunu yaparak süren maçın en başından belliydi Fenerbahçe açısından felakete döneceği. Çünkü Okan Buruk’un Fenerbahçe oyununu farklı bir şekilde çözdüğü ortadaydı.
Okan Buruk santrforları kulübede bırakmış Kerem, Barış Alper ve Rashica gibi hızlı adamları öne koymuş, takımı sadece Mertens’in, Oliviera’nın Fenerbahçe’nin arkasına atacağı toplara odaklamıştı...
(Ercan Güven - Milliyet)
Derbi maçlarında teknik adamların oyun tercihleri çok önemli. Bu tercihler beraberinde oyuncu seçimlerini de getiriyor. Dün akşamın sonucunu belirleyen, teknik direktörlerin bu kararları oldu.
Okan hoca kurguladığı oyun sistemi ile Fenerbahçe'yi saha içerisinde büyük bir şoka uğrattı. Fenerbahçe'nin öne doğru çıkarak oynayan savunma bloğunun arkasına o kadar etkili sarkmalar yaptı ki rakibinin oyun kimyası bozuldu.
Özellikle Barış Alper'in mükemmel performansı Fenerbahçe savunmasını zorlarken, Galatasaray adına da büyük etkinlik yarattı. Oliveira'nın golünden sonra kontrolü tamamen eline alan Galatasaray'ın oyununa karşılık Jesus çok bekledi. İlk yarı içerisinde de hem sistem hem oyuncu değişikliğini yapması gerekirdi...
(Ali Gültiken - Sabah)
Fenerbahçe, bu sezona Lig’ e ve Avrupa’ ya fırtına gibi girdi.
Lig’ in başında şampiyon ilan edildi.
Taki ki Dünya Kupası arasına kadar.
Dünya Kupası arasından bir türlü çıkamadı. Önce Trabzonspor karşısında alınan mağlubiyet, sonrası bu gece sahasında Galatasaray’ a karşı alınan şok farklı mağlubiyet.
Türkiye’ ye geldiği günden beri birçok ezberi bozan tecrübeli teknik adam Jorge Jesus, Süper Lig’ in dişli takımlarına karşı iyi sonuçlar elde edemedi.
Önce Konyaspor’ kaybetti, devamında Beşiktaş karşısında varlık gösteremedi, evinde ligin dar bütçeli takımı olan Giresunspor’ a, deplasmanda Trabzonspor’ a ve bugünde Galatasaray karşısında mağlubiyet yaşadı.
Bu beş maçta da “Fenerbahçe, sahada yoktu” denecek kadar kötü oynadı.
Dört maçını uzun süre 10 kişi oynamak zorunda kaldı.
Eksik kalmak Fenerbahçe için mazeret teşkil etmemeli.
Galatasaray, Fenerbahçe’ nin bütün geçiş yollarını kapattı.
Defansı ve orta sahayı kalabalık tuttu. Kanatlarda geçiş imkanı vermedi.
Fenerbahçe baskı yapmaya kalktığı zaman ayağa paslarla, alan daraltarak olabilecek pozisyonları başlamadan bitirdi.
Bulduğu kontra pozisyonlarla da sonuca gitti.
Okan Buruk, şöyle takım kurdu, böyle taktik verdi. Geçelim bunları.
Fenerbahçe, olağanüstü olumsuz oynadı. Pozitif oynamaya çalıştı beceremedi.
Fenerbahçe’ nin rakipleri Fenerbahçe’ yi iyi analiz ediyorlar.
Zaman zaman alan savunması, bazende adam adama oynayarak kilitliyorlar.
Fenerbahçe, rakiplerinin bu katı kilit oyununu çözecek, ters yüz edecek bir oyun planı kuramıyor.
Bunun en büyük nedenide rakip takımın iyi etüd edilmemesidir.
“Ben oyunumu oynarım, baskı kurarım, kanat ortaları yaparım, duran topları olumlu kullanırım, hızlı hücuma çıkarım ve sonuca giderim.”
Papaz her zaman pilav yemiyor işte.
(Resul Törer - Medya Radikal)