Vatan Şairi …
Vatan Şairi…
Değerini ne yaşamında anladık, ne vefatında.
Ömrü mücadele ve sıkıntılarla geçmiş bir isim.
İstiklal savaşımızın manevi komutanı.
Doğrularını, derdini şiirle anlatan, mazeret üretmeyen, şikayet etmeyen bir isim.
Mehmet Akif Ersoy
Vefat ettiği evi yani Beyoğlu’nda bulunan Mısır Apartmanında ki dairesi yıllarca eğlence mekanı olarak kullanılmış, bu süre zarfında bir kişi bile buna karşı çıkmamış. Peki ya yaşamında çektiği çileler…
Buna rağmen Akif’ in vatana kattıkları…
Çok şeyler söylenir hadi size vefatından bahsedeyim, yakın dostu Mithat Cemal Kuntay’ın bizzat o güne dair anlattıklarını seslendirelim.
1936 nın soğuk bir kış günü Aralık ayının 28’ i yer Beyazıt Camii, vakit öğle vakti.
Ortalık sessiz, avlu kimsesiz.
Bir tabut indiriliyor sanki sahipsiz…
O anı gören Mithat Cemal Kuntay, bu benim beklediğim cenaze olamaz diye düşünüyor.
Çıplak bir tabut üç beş insan…
Bir hüzün abidesi gibi duran adam artık, bu bir fukara cenazesi olmalı diye düşünmeye başlamıştır ki, birdenbire ortaya çıkan bir kişinin elinde bayrakla o çıplak ve çok yalnız tabuta doğru koştuğunu görüyor.
Kısa süren bir şaşkınlık anından sonra koşan adamı hemen tanıyor.
Bu Beyazıt’taki meşhur Emin Efendi Lokantası’nın sahibi Mahir Usta’dır.
Çıplak tabutu gözleri yaşlı, okşar gibi elindeki bayrakla sarmaya çalışmaktadır.
Onu bir anda yüzlerce gencin avluyu doldurması takip ediyor.
Tabut, Kabe örtüsü ile beraber üniversitenin bayrağı ile de örtülüyor.
Yüzlerce gencin coşkun bir sevgi ve heyecanla, gözyaşlarıyla kucakladıkları bu tabut, 33 yıllık dostu, arkadaşı, 18 yaşından beri sevmekten ve hayran olmaktan vazgeçmediği Mehmet Akif’in tabutudur.
Zannetme ki ecdadın asırlarca uyudu,
nereden bulacaktın o zaman eldeki yurdu.