Yardım, dua ve birlik zamanı
Pazartesi saat 04:17 merkez üssü Kahramanmaraş ili Pazarcık 7,7 ve ardından Elbistan 7,6 şiddetinde olan olan iki büyük deprem yurdumuzun 10 ilinde birçok yıkıma sebep oldu.
Depremin meydana geldiği bölgede yaşayanların can ve mal kaybına uğrayarak yaşadıkları acı milletimizin yüreğini yangın yerine çevirdi.
Sabaha ulaşmak niyetiyle uykuya dalan herkesin başka başka umutları vardı.
İlk ve orta öğretim için yarıyıl tatili sona ermiş, öğretmenler öğrencilerini, öğrenciler okul arkadaşlarını tekrar görecekleri saatleri ve ikinci yarıyılın ilk ders zilinin çalmasını heyecanla bekliyorlardı.
Kimileri yeni bulmuş oldukları işe başlayacaklardı.
Kimileri o günde almış oldukları nikâh saatinin heyecanındaydı.
Hastanede taburcu olmayı bekleyenler olduğu gibi değişik beklentiler içerisinde olanlar da vardı.
Umutlar bekleyişler, heyecanlar, hayaller çok büyük bir sarsıntıyla yerini çığlık, panik ve telâşa terk etti.
İnsanları gece, uykusunda yakalayan depremin etkisi daha da yıkıcı oldu.
İnsanlar sabaha karşı yaşadıkları depremin şaşkınlığını, heyecanını henüz üzerlerinden atamamış, sağ olarak kendilerini evlerden dışarıya atabilenler enkaz altında kalanları kurtarmanın yollarını ararken, yaralıları en yakın sağlık merkezine ulaştırma gayretiyle çırpınırken
Saat 13:24'te bu defa merkez üssü Elbistan ilçesi olan şiddeti 7.6 büyüklüğünde ikinci bir deprem meydana geldi.
2.deprem 1. deprem dolayısıyla yorgun ve hasarlı binaların da yıkımına sebep olduğundan felâketin büyüklüğü katlanmış oldu.
İki depremin etkilemiş olduğu illerin sayısı 10'un üzerine çıktı.
Depremin bir yandan Suriye ve Mısır' a diğer yandan Gürcistan' a kadar olan çok geniş bir alanda hissedildiğini haber veren televizyonlar depremin
çok büyük bir etkiye ve yıkıma da yol açtığını haber vermiş oluyorlardı.
Deprem uzmanlarının bildirdiklerine göre meydana gelen bu iki depremin diğer deprem ivmelerine benzemediği, deprem tarihinde böyle bir olayın ilk defa yaşandığıydı.
Şiddet bakımından 1939 Erzincan depreminin şiddetine yakın, 1999 depremlerinden daha şiddetli olarak büyük bir yıkıma sebep olduğundan ve iki deprem arasında 9 saat gibi çok kısa bir sürenin bulunmasından dolayı uzmanlarca asrın depremi diye isimlendirildi.
1999 yılında iki büyük deprem yaşamıştık.
Lâkin biri Ağustos diğeri Kasım ayında gerçekleşmiş, aralarında üç ay gibi bir zaman vardı.
Şimdi ise iki deprem arası sadece 9 saat…
İnsanlara âdeta insanın ve diğer canlıların ikizi olduğunu biliyorduk meğer depremlerinde ikizi olabiliyormuş dedirtti.
110 kilometre kare alanı 13.5 milyon insanımızı ve 10 ilimizi etkileyen bu deprem milletçe yüreğimizi yaktı. Ciğerimizi dağladı.
Canımızı acıttı.
Şimdi yardım, dua ve birlik zamanı diyen âlicenap milletimiz, ülkenin her bir yanından yardımlarıyla, dualarıyla, ellerindeki imkânlanlarıyla seferberlik halinde felâketi yaşayan depremzede kardeşlerinin yanında yer almak için gayret sarf etmektedirler.
Milletimiz daha önceleri böyle zamanlarda gösterdikleri birlik beraberlik içinde yardımlaşma, kenetlenme, yaraları hep birlikte sarma örneğini bir kez daha göstermektedir.
Bugün depremin 5. günü enkazın altından hâla canlı çıkarılıyor olması umudun devamına vesile olmaktadır.
Depremin büyüklüğü ve kış günlerine denk gelmesi, kurtarma ekipleri ve depremzedeler açısından zorluklara sebep olsa da enkaz altından çıkarılan her canlı yüreklerin hüzünlü olmasına rağmen bir miktar sevinç duyulmasına vesile olmaktadır.
Milletimizin devlet millet elbirliğiyle gercekleştirdiği bu dayanışma "Sevinçler paylaştıkça çoğalır, acılar paşlaştıkça azalır."
Sözünü teyit eden gerçeğin bir tezahürüdür.
Bu tezahüre vesile olan, harçlığını ve en sevdiği oyuncağını depremzede kardeşlerine gönderen minik kız ve düvesini satıp parasını depremzedelere bağışlayan nine gibi yüreği ve elleri öpülesi nice güzel insanlarımız vardır.
Böyle güzel insanlarımızın varlığı yaşadığımız birçok maddî ve manevî olumsuzluzluklara rağmen geleceğimiz açısından ümitvar olmamıza vesile olmaktadır.
Milletimizin bu özelliği takdire şayandır.
Deprem bölgesinde zamanla yarışarak soğuk kış şartlarında ki zorluğa rağmen enkaz altından daha fazla canı kurtarmaya çalışan AFAD başta olmak üzere birçok resmî ve sivil arama kurtarma ekipleri, askerlerimiz, jandarma ve emniyet güçlerimiz, sağlıkçılarımız, teknik ekiplerimiz resmî ve sivil yardım kuruluşlarımız ve bu konuda gayret gösterenler teşekkürü, takdiri hak etmektedir.
Allah ( c.c) cümlesinden razı olsun.
Güç ve kuvvet verip kolaylıklar ihsan etsin.
Uluslararası yardım anlamına da gelen 4. Seviye alârmı durumun vehametinin izahıdır.
Yurt dışından yüze yakın ülkenin yardım sözü vermesi, çoğunluğunun sözlerini yerine getirerek gerek malî gerekse de teknik yardım ve arama kurtarma ekiplerini göndermeleri dünyanın birçok yerinde yaşanan kaos, zorluklar, vahşetler ve insanlık dışı haraketlere rağmen insanlık adına iyilik ve umudun devam ettiğinin göstergesidir.
Böylesi güzel davranışlarda bulunmalarından dolayı teşekkür ve takdiri hak etmişlerdir.
Elbette az da olsa arada birtakım olumsuzluklar, milletin acısını fırsata çevirmek isteyen kirli yürekli zehirli fikirli olanlar da vardır.
Sizler onların hangi eylemlerde bulunduklarından haberdarsınızdır diyerek, onların insanlık dışı davranışlarını tek tek belirtip canınızı sıkmak istemem.
Böyle zamanlarda herkes kendi karakterini ortaya çıkarır.
Yüce Rabbimiz Zilzal Suresi 7-8. ayetlerinde,
"Kim zerre kadar iyilik yaparsa karşılığını, kim de zerre kadar kötülük yaparsa cezasını görecektir" diye haber vermektedir.
Milletçe son zamanlarda değişik sıkıntılar yaşamaktayız.
Kısa bir süre önce yetkililer "Evde Hayat Var" sloganıyla evlerden çıkmamayı tavsiye ederken şimdi ise deprem bölgesi için evde ölüm var, evlere girmeyiniz demektedirler.
Salgından dolayı dışarı çıkmaktan korkulan evlere, depremden dolayı içeriye girmekten korkulur hale gelindi.
Yitirdiğimiz canları geri getiremeyiz. Ancak birlik, bereberlik ve dayanışma ile yaraları sarar, depremzede kardeşlerimizin tekrar ayağa kalkmalarını sağlayabiliriz.
Acılarını paylaşarak hafifletmeye çalışabiliriz.
Tesellimiz yitirdiğimiz canlarımızın Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) birçok hadisinde belirttiği
"Deprem, yangın, sel gibi tabî afetlerden ve salgın hastalıklardan ölenler hükmî şehidtir." Hadis-i şerifidir. ( Mâlik cenaiz 36; Buhârî cihad 30)
Allah (c.c) depremzede kardeşlerimize aynî, nakdî
ve bedeni olarak yardımda bulunanlardan razı olsun.
Vefat edenlere rahmetiyle muamele eylesin.
Yaralı olanlara şafi ismiyle tecelli edip acil şifalar,
enkaz altında olanların kurtulmasını nasip etsin.
Depremzede kardeşlerimizin geride bıraktıkları ailelerine, yakınlarına ve sevenlerine ve de milletimize sabr-ı cemil, ecr-i cezil ihsan etsin.
Yüce Rabbim bizleri acımızı unutturacak daha büyük acılar yaşamaktan muhafaza eyleyip,
milletçe yanan yüreklerimize ferahlıklar versin.
Cumamız hayra vesile olsun.
Selamlarımla.