Zalimin zulmü varsa mazlumun da Allah’ı var!
Dostlar;
Firavun kendi parlamentosunda kurduğu dinsiz düzeni korumak için askerleri, bir kısım ekonomistleri, hukuk uzmanlarını, sanatkarları ve her sahada uzman kişileri göreve çağırmıştı.
Onlarda, parlamentoda Hz. Musa ve Harun için şöyle dediler: "Şüphesiz bunlar iki sihirbazdır; sizi yerinizden çıkarmak ve sahip olduğunuz onurlu ve seçkin yolu, laikliği yok etmek istiyorlar.” (Tahe, 63)
Parlamento top yekün karar aldı:
“Hz. Musa ve onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın! (Çünkü bunlar demokrasi düşmanıdır dediler).”
(Mümin, 25)
Bu ayet, zalim bir düzenin kendisini tehdit eden hakikat hareketine karşı nasıl bir sistematik ve soykırım niteliğinde yöntemlere başvurduğunu anlatır.
Erkek çocukları öldürmek topluluğu güçsüz bırakmak ve geleceğini yok etmek.
Kadınları sağ bırakarak toplumu kontrol altında tutmak, tehdit olmaktan çıkarmak.
Ayet-i kerime, toplumsal mücadelede çocuk ve kadınların özel hedef haline getirildiğini gösterir.
Tıpkı bugün yahudilerin İsrail'de çocuklar üzerinden uyguladıkları soykırım gibi!
Çocukların öldürülmesi, kadınların ise kontrol altına alınması, hala zalimlerin, firavunların stratejisidir.
İşte zalim firavunlar!…
Evleri ve diğer gayri menkulleri işgal ettiler.
Gizli bir düşmanlıkla birçok ülkede ve bölgede toprakları ve mukaddes mekanları ele geçirdiler.
İçinde buğuz ve hainlik olduğu halde ıslah görüntüsü verdiler. Kin ve düşmanlıklarını gizleyerek halklara yardım ettiklerini öne sürdüler.
Ülkeleri özgürlüğüne kavuşturma vaadlerinin, yoketme ve işgal anlamına geldiğini ortaya çıkardılar.
İşte onlar baskı uyguluyorlar ve toprakları gasp ediyorlar.
Irz ve namus çiğniyor, kin ve düşmanlıkla, intikam alırcasına savaşıyorlar.
Yalan/dolanla anlaşmaları ve verilen sözleri çiğniyorlar.
Tarih, islamın tertemiz topraklarında yapılan çirkin düşmanlık ve aşağılık zulüm manzaraları gibi kapkara bir manzara daha tescil etmeyecektir.
Resûlullah (as.) buyuruyor: “Yemek yiyenlerin birbirlerini yemek kabına çağırdığı gibi, neredeyse milletler her ufuktan size karşı birbirlerini çağırır.” Hadisi nakleden sahabi şöyle der: “Ey Allah’ın Resulü!
O gün bu, azlığımızdan mı olacak?” Şöyle buyurdu: “Hayır. Siz o gün çok olacaksınız fakat selin taşıdığı çer/çöp gibi olacaksınız.
Allah, düşmanınızın kalbinden korkuyu alacak ve sizin kalbinize “vehn” koyacak. “Vehn nedir?” dediler. “Dünya sevgisi ve ölümden hoşlanmamak.” buyurdu.
Ebu Davud, zulmü zevalini haber verirken ve küstahlığı yenilgisini müjdelerken, azgın, zalim ve zorba düşman nereye kadar gidecek?
Helak onu her yönden kuşatmakta, ölüm onu her yerde arayıp bulmaktadır.
Her an ona mazlumun duası isabet etmektedir.
Zalim, aşağılanmış ve umutları boşa çıkmış bir şekilde kuyruğunu sürüyecek gidecek ve yenilgiye uğramış bir şekilde evine dönecektir.
Diktatörlere olduğu gibi, bütün despot ve zalim güçlere caydırıcı bir örnek ve iyi bir ders olacaktır. Gücüne olan aşırı güveni onu sonuna doğru götürmektedir. Şaşkınlığı, ölümünü daha da yaklaştırmaktadır.
Büyüklenme sarhoşluğu onu helake itmektedir.
Allah, haddi aşanlara ve büyüklenen canilere belli bir süre tanır, azgınlık yapan zalimleri bu süre sonrası beklemedikleri şekilde cazalandırır.
Allah’ım!
Sen ümmeti muhammedi muhafaza eyle. Amin.