Zekat ve fitre
İslâmın beş temel esasından biri olan zekât, dinen zengin sayılan bir müminin, malının belli bir kısmını ihtiyaç sahipleriyle paylaşmasıdır.
Dayanışma ve paylaşmanın güzel bir örneği olan zekât, müslümanlar arasında bir kardeşlik köprüsüdür.
Cenab-ı Hakk'a teslimiyetimizin, din kardeşlerimize karşı samimiyetimizin bir ifadesidir.
Zekât, insanı felâha, toplumu refaha ulaştıran bir ibadettir.
Zekât, bir muhtacın iftar sevinci olmak, mahzun bir gönle derman olmak, yetime şefkat, mazlumun aşına katık olmaktır.
Zekât, sözlük olarak, temizlik, bereket, çoğalma ve güzel övgü anlamlarına gelmektedir.
Zekâtın farz oluşu kitap ve sünnetle sabittir.
Yüce Rabbimiz zenginlere zekât vermeyi emretmiştir.
Lakin fakirlere almayı emretmemiştir.
İsterlerse alırlar.
Eğer almazlarsa, hicretin 2. Yılında müslüman zenginlere farz kılınan zekât ibadetini zenginler yerine getirmekten mahrum kalmış olurlar.
Bundan dolayıdır ki zenginler zekâtlarını alan fakirlere ayrıca teşekkür etmelidirler.
Bir müslümanın dinen zengin sayılabilmesi için
nisap (Asgari zenginlik ölçüsü) miktarı mala sahip olması gerekir.
Müslümanın zekâtla yükümlü olmasının asgari ölçüsü sayılan nisap; altında 20 miskal ( 80.18 gr.), devede 5, sığırda 30, koyun ve keçide 40 adettir.
Zekâtın kimlere verileceği Kur'an-ı Kerim'de ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır. (Tevbe suresi, ayet: 60)
Zekâtın nisabı da Peygamber Efendimiz'in (s.a.v)
hadis-i şeriflerinde belirtilmiştir.(Buhâri, zekât, 32,
36, 38, 43)
Zekâtın farz olması için kişinin müslüman olması, akıl sağlığının yerinde, ergenlik çağına erişmiş, hür olması ve borcunu karşılayacak miktar dışında ve de aslî ihtiyacından fazla nisap miktarına erişen malının üzerinden bir kamerî yıl
(354 gün) geçmiş olması gerekmektedir.
Zekât altın cinsinden verilebileceği gibi para cinsinden de verilebilir.
Kişi eğer para cinsinden zekâtını verecekse kırkta bir, yüzde iki buçuk olarak hesaplayıp verir.
Yüce Rabbimiz Tevbe suresi 34. ayette "Malı, parayı, biriktirip zekâtını vermeyenlere çok acı azabı müjdele!) diye buyurmakta, 35. ayette de bu azabın şeklini bildirmektedir.
Zekâtın Kur'an-ı Kerim'de yaklaşık otuz yerde namaz ile birlikte anılması gayet dikkat çekicidir.
Dinimizde önemli bir yere sahip olan zekât ibadetini yerine getirme konusunda müslümanların hassasiyet göstermeleri sosyal açıdan toplumun huzur ve barışına faydalar sağlar.
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) vefatından sonra ilk halife olan Hz. Ebubekir (r.a) zamanında bazı kabilelerin namaz kılarız ama zekât vermeyiz demeleri üzerine Ebubekir'in (r.a.) " Eğer zekâtı vermezseniz size harp ilân ederim." demesi müslümanlığın zekâtsız olamayacağını gösteren önemli bir delildir.
Bir zekât çeşidi olan öşür veya aşar maalesef günümüzde unutulmaya yüz tutmuştur.
Sözlükte onda bir anlamına gelen öşür, dinî bir kavramdır.
Tarım ürünlerinden verilen zekât demektir.
Tarım ürünlerinin zekâta tabi oluşu Kur'an ayetleri ile sabittir.
Yüce Rabbimiz "Ey iman edenler! kazandıklarınızın iyilerinden ve rızık olarak yerden size çıkardıklarımızdan infak edin." diye buyurmaktadır. (Bakara suresi, ayet : 267)
Tarım ürünlerinin zekâtlarının oranı Peygamberimiz (s.a.v) tarafından belirlenmiştir.
Bir hadis-i şerifte " Yağmur ve nehir sularıyla sulanan toprak mahsullerinde onda bir; kova ile
(İnsan emeğiyle) sulananlarda ise yirmide bir
öşür gerekir." diye buyurulmuştur.(Buhâri, zekât 55)
Kişinin benim dediği mal gerçekte bir emanetten başka bir şey değildir.
Ancak zekâtı verilmemiş mal kişi için dünyada manevî bir zehir, ahirette ise bir azap sebebi olacaktır.
Dinimiz zengin fakir dayanışmasını sosyal barış için bir vesile olarak zekâtı önemli bir ibadet saymıştır.
Zenginler sadece zekâtlarını hakkıyla verdiklerinde yer yüzünde açlıktan ölümlerin olmadığı görülecektir.
Bu itibarla zenginler zekâtlarını vermemeleri durumunda fakirlere zulüm etmiş olurlar.
Zekâtın geçerli olabilmesi için niyet şarttır.
Bütün ibadetlerde niyet şart olduğu gibi zekât da
niyetsiz yerine getirilemez.
Ayrıca fakirlere verilmesi ve teslimi demek olan "temlik" de şarttır. (Kâsânî, bedai, 11, 39)
Bundan dolayıdır ki yol, cami, okul, Kur'an kursu,
hastane, çeşme gibi sadaka-i cariye olarak hayır işlerine harcanan para kişiye büyük sevaplar kazandırsa da zekât yerine geçmez.
Müslüman zengin zekâtını bizzat kendi verebileceği gibi birilerini vekil tayin ederek de
bu görevini yerine getirebilir.
Zekât, fakire verilirken zekât olduğunun belirtilmesi gerekmez.
Kalpten yapılan niyet geçerli olur.
Hattâ fakirin incitilmemesi açısından daha da güzel olur.
Kişiyi zekât vermekten alıkoyan engelleri; bencillik, malın azalacağı korkusu ve şeytanın vermiş olduğu vesvese olarak sıralayabiliriz.
Zekâtın verilmekle malın azalacağını sanmak ne büyük bir bedbahtlıktır.
Çünkü zekât malı temizler, bereketlendirir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) "Zekât vermek, maldan hiçbir şey eksiltmez." diye buyurmuştur.
(Müslim, birr, 69)
Diğer bir hadis-i şerifte de "Zekât kişinin müslümanlığının bir delilidir!" diye buyurulmuştur.
(İbni Mâce, taharet, 5)
Zekâtı verilmeyen mal, içinde fakirin hakkı bulunduğundan kirli ve bulanık bir suya benzer.
Su nasıl ki rafine edilerek temizlenirse mal da zekâtı verilerek temizlenmiş olur.
Ağaçlar ve asmalar budandığı zaman verimleri arttığı gibi zekâtı verilen mal da bereketlenir.
Zekât kimlere verilmez: Zekât, dinen zengin sayılanlara, yani aslî ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olanlara, usul: yani ana,baba, büyükana, büyükbaba, ve yaşıyorlarsa onların ana ve babalarına, füru: yani oğul, oğlun çocukları, kız, kızın çocukları ve bunlardan doğan çocuklara, eşlerin birbirlerine, müslüman olmayanlara, babası zengin olan ergen olmamış çocuğa zekât verilmez.
Ramazan ayına mahsus bir sadaka olan (sadaka-i fıtr) kısaltılmışı fıtra Türkçe'de fitre olarak kullanılmaktadır.
Bu yıl belirlenen fitre miktarı 70 Türk lirasıdır.
Bu tabandır.
Tavan olarak dileyen dilediği miktarda verebilir.
Zekât verilenlere fitre de verilebilir.
Bu yıl bilindiği gibi ülkemizde 11 ili kapsayan ve yaklaşık 14 milyon insanımızı etkileyen asrın afeti diye tanımlanan çok büyük bir afet yaşanmıştır.
Rabbim bizleri bu acımızı unutturacak daha büyük afetlerden muhafaza eylesin.
Bu yıl deprem bölgesinden gelen bulunduğumuz yerdeki depremzedelere veya güvenilir kimselerin vekaletiyle deprem bölgesinde bulunan depremzedelere ulaştırılmak üzere zekât ve fitrelerimizi verebiliriz.
Yüce Rabbim bizlere zekâtını verip mallarını temizleyen ve bereketlendiren ahirette de kat kat mükâfatına erişen kullarından olmayı nasip eylesin.
Cumamız hayra vesile olsun.
Selamlarımla.