DOLAR 44,8608 0.22%
EURO 52,9252 -0.02%
ALTIN
BITCOIN 33647620,76%
İstanbul
19°

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

AK Partili isimden Tarım politikaları eleştirisi: Tarım, üretim Belediye ile Tarım Müdürlüğü arasında sıkıştı
  • Medya Radikal
  • Gündem
  • 3.Sayfa
  • AK Partili isimden Tarım politikaları eleştirisi: Tarım, üretim Belediye ile Tarım Müdürlüğü arasında sıkıştı

AK Partili isimden Tarım politikaları eleştirisi: Tarım, üretim Belediye ile Tarım Müdürlüğü arasında sıkıştı

ABONE OL
Nisan 14, 2026 22:46
AK Partili isimden Tarım politikaları eleştirisi: Tarım, üretim Belediye ile Tarım Müdürlüğü arasında sıkıştı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

AK Parti Büyükçekmece önceki dönem Yerel Yönetimler Sorumlu Başkan Yardımcısı Mustafa Erken, hükümetin tarım politikalarına eleştirilen bir perspektiften geniş öneriler sundu.

“Bir zamanlar baba mesleği olan tarım, bugün yeni kuşak için bir geçim yolu olmaktan çıkmış durumda.” ifadesinde bulunan Erken, “Gençler üretmek yerine satmayı tercih ediyor.” dedi.

Erken yaptığı açıklama şöyle;

ŞEHRİN BASKISI, KÖYÜN SESSİZLİĞİ

“Tarımı Koruyalım derken üretimi kaybediyor muyuz?

İstanbul’un çeperlerinde sessiz bir dönüşüm yaşanıyor.

Yıllar önce köy olan, bugün mahalleye dönüşen yerlerde, toprak hâlâ aynı toprak ama hayat artık aynı değil.

Bir zamanlar baba mesleği olan tarım, bugün yeni kuşak için bir geçim yolu olmaktan çıkmış durumda.

Gençler üretmek yerine satmayı tercih ediyor.

Toprak parçalanıyor, mirasla bölünüyor, üretim azalıyor.

Devlet bu gidişatı görerek 2005 yılında 5403 sayılı “Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanun’nu yürürlüğe koydu.

Amaç açıktı:

Tarım arazisi korunmalıydı.

Kimsenin buna itirazı yok.

Ama bugün gelinen noktada başka bir soruyla karşı karşıyayız: Tarımı koruyalım derken, tarım yapmayı mı zorlaştırıyoruz?

KÖY BİTTİ, MAHALLE BAŞLADI AMA PLAN YOK

İstanbul’da köyler bir gecede mahalleye dönüştü.

Ancak bu dönüşüm planlı bir geçişle yönetilemedi.

Köy yerleşik alanı mantığıyla oluşmuş yapılaşma, bugün hem imar hem de tarım mevzuatının arasında sıkışmış durumda.

Bir tarafta Belediye, diğer tarafta İl Tarım Müdürlüğü…

Kurallar var, ama koordinasyon yok.

Sonuç?

Vatandaş neyle karşı karşıya olduğunu bilmeden, bir gün kapısında “arazi bozumu” yazısı buluyor.

UYDU FOTOĞRAFIYLA ADALET OLUR MU?

Bugün sahada en büyük sorun şu:

Bir yapı görülüyor.

Uydu fotoğrafına bakılıyor.

Ve doğrudan işlem başlatılıyor.

Ama şu sorular çoğu zaman sorulmuyor:

Bu yapı ne zaman yapıldı?

O tarihte köy yerleşik alanı içinde miydi?

Belediye kaydı var mıydı?

Bugünkü planlarla ilişkisi ne?

Bu sorular sorulmadan yapılan her işlem, hukuki olmaktan çok mekanik bir uygulamaya dönüşür.

Adalet, detayda gizlidir.

Detay yoksa, adalet de yoktur.

BÜYÜKÇEKMECE TÜRKOBA DOSYASI: BU İŞİN TESTİ BURADA

Bu tartışma teorik değil.

Büyükçekmece Türkoba Mahallesi’nde yürütülen imar planı süreci, bu yaklaşımın sahadaki karşılığını açıkça gösteriyor.

Bu nedenle dava açtım.

Çünkü mesele sadece bir plan değil.

Mesele, devletin kendi koyduğu geçiş hükümlerini nasıl yorumladığıdır.

5403 sayılı Kanun’un Geçici 6. maddesi, geçmişte oluşmuş durumları dikkate almak için vardır.

Eğer bu madde bile dar yorumlanıyorsa, yeni yönetmeliklerin nasıl uygulanacağı sorusu daha da kritik hale gelir.

TARIM TOPRAKLA DEĞİL, ŞARTLARLA YAPILIR

Bir gerçeği kabul edelim:

Tarım sadece toprak değildir.

Bir üreticinin ihtiyacı vardır:

Alet koyacak yer, ürün saklayacak depo…

Yazın sıcaktan, kışın soğuktan korunacak basit bir yapı

Eğer bugün “bağ evi bile yapamazsın” noktasına gelirsek,

küçük üretici bu işi bırakır.

Ve sonra ne olur?

Toprak kalır.

Ama üretici kalmaz.

İKİ YIL EKMEZSE KİRALANIR MI?

Yeni düzenlemelerde öne çıkan bir başka başlık:

İki yıl üst üste tarım yapılmazsa, arazinin kiraya verilmesi.

Kâğıt üzerinde mantıklı.

Ama hayat kâğıt gibi işlemiyor.

Tarım her yıl yapılmaz.

Bazen zarar edilir.

Bazen bırakılır.

Bazen beklenir.

Bu nedenle bu yaklaşım, iyi niyetli üretici ile idareyi karşı karşıya getirme riski taşır.

ÇÖZÜM YASAK DEĞİL, MODEL

Bugün iki yanlış yaklaşım var:

Birincisi:

Her yere yapılaşma serbest olsun

İkincisi:

Her şeyi yık, geçmişi yok say”

İkisi de yanlış.

Doğru olan üçüncü yoldur:

Planlı, kontrollü, gerçekçi bir geçiş modeli.

KOOPERATİFÇİLİK: UNUTULMUŞ AMA ZORUNLU MODEL

İstanbul’un çeperlerinde küçük parsellerle tarım yapmak artık ekonomik değil.

Bu nedenle çözüm açık:

Kooperatifleşme.

Araziler birlikte işletilecek.

Makine ortak alınacak.

Maliyet düşecek.

Gelir paylaşılacak.

Küçük üretici ancak bu şekilde ayakta kalır.

SON SÖZ: BU BİR TARIM MESELESİ DEĞİL

Bugün konuştuğumuz konu sadece tarım değil.

Bu; mülkiyet hakkıdır, üretimdir, kırsal yaşamdır, güvendir.

Tarım korunmalı.

Ama üretici kaybedilmemeli.

Geçmiş yok sayılarak gelecek kurulmaz.

İstanbul’un kırsalında alınacak karar, yalnız bugünü değil, yarının nasıl bir şehir olacağını da belirleyecek.” açıklamasında bulundu.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP