Ahid, sözlük olarak, antlaşma yapma, söz verme,
vaat ve taahhütte bulunma, sorumluluk, sözüne bağlılık manalarına gelmektedir.
Vefa, sözlük olarak, sadakat, bağlılık, samimiyet, yerine getirme gibi anlamlara gelmektedir.
Ahid ve vefa kelimelerinin birleşimi olan “Ahde vefa” sözünde durmak, verdiği sözlere bağlı kalmak, özü ve sözü doğru olmak anlamlarına gelir.
İslâm ahlâkının en önemli ilkelerinden biri olan ahde vefa İslâmî şiarlardan biri ve belki de en önemlisidir.
Müslüman şahsiyetine ait bir özellik olan ahde vefa beşerî hayata seviye kazandıran manevî bir haslettir.
Yüce Rabbimiz ahde vefayı mü’minlerin karakteristik özellikleri arasında saymış ve ahde vefa gösteren kulların ebedî âlemde cennetlik olacağını müjdelemiştir.
Yüce Rabbimiz kurtuluşa eren ve Firdevs cennetinin varisleri olan mü’minlerden mü’minun suresinin 8. ayetinde bahsederken,
“O mü’minler kendilerine tevdi edilen her türlü emaneti korur ve verdikleri sözleri tastamam yerine getirirler.” diye beyan etmiştir.
Ahde vefa sadece mü’minler arasında değil, müslüman olmayanlara dahi verilen sözlerin yerine getirilmesinde de geçerlidir.
Yüce Rabbimiz Tevbe suresi 4. ayetinde, “Ancak kendileriyle antlaşma yaptığınız müşrikler, şayet antlaşma şartlarını tamamen yerine getirir, size karşı hiçbir menfi harakette bulunmadıkları gibi, aleyhinizde kimseye arka da çıkmazlarsa, onlarla yaptığınız antlaşma süreleri doluncaya kadar riayet edin. Şüphesiz ki Allah cc sözünde durup haksızlıktan sakınanları sever.” diye buyurmaktadır.
Ümmet-i Muhammed için her konuda örnek bir yaşayış sürdürmüş olan sevgili Peygamberimiz
(s.a.v) ahde vefa konusunda da örneklik göstermiştir.
Hudeybiye Antlaşması‘ndan hemen sonrası yanındaki müslümanların isteksiz olmalarına rağmen kendisine sığınan Ebu Cendel’i antlaşmanın gereği olarak müşriklere iade etmesi hem sözünün eri olduğunun dem de ahde vefa gösterdiğinin bir örneğidir.
Ahde vefa ile sadakat arasında kopmaz bir bağ vardır.
Ahde vefa mü’min için ahlâkî bir borçtur.
Ahde vefa ister Allah’a cc ister insanlara karşı verilmiş olsun her ahid ve söz, yükümlülük şartlarını taşıyan her mü’mini borçlu ve sorumlu kılar.
Mü’min her şeyden önce kendisini yoktan var eden, en güzel surette yaratan, çeşit çeşit nimetlerle donatan ve iman gibi bir nimeti ihsan eden Allah‘a cc karşı, ikinci olarak nasıl iyi bir kul olunur örnekliğini gösteren Peygamber Efendimiz‘e (s.a.v) karşı daha sonra da ana-babaya, akrabaya ve din kardeşlerine vefa sahibi olmalıdır.
Hattâ hayvanat ve nebatata karşı da vefa hisleriyle davranması gerekir.
Ceddimiz tarafından yaratılana vefa yaratana vefadır anlamında; ” Yaratılanı severiz, yaratandan ötürü” sözü söylenmiştir.
Mü’min için Allah‘a cc karşı ahde vefa elbette elest bezminde vermiş olduğu söze sadık kalarak emirlerini yerine getirmek, yasaklarından sakınmak, rızasını kazanma gayreti göstermektir.
Allah‘ı cc inkâr ve isyan en hafif tabirle büyük bir nankörlük ve ahirette azabı gerektiren bir durumdur.
Mü’minin Peygamber Efendimiz‘in (s.a.v) gösterdiği yoldan gitmesi O’na olan vefasının göstergesidir.
Anne ve babaya karşı vefaya Peygamber Efendimiz (s.a.v) ayrı bir önem göstermiştir.
Nitekim bir defasında uzun bir yolculuğun ardından kendisiyle birlikte cihada katılmak için yanına gelen ve: “Anne – babamı ardımda ağlar bırakıp sana geldim Yâ Resûlullah” diyen gence; Onların yanına geri dön ve ikisini de nasıl ağlattıysan öyle güldür.” diye buyurmuştur.
(Ebu Dâvud, cihat, 31) Peygamber efendimiz (s.a.v) eşi Hz Hatice annemizin vefatından sonra huzuruna gelen bir hanıma gösterdiği ihtiram ve ilgiye karşı Hz. Aişe annemizin “O yaşlı hanım kimdi Yâ Resûlullah” diye sorması üzerine; “O Hatice’nin arkadaşı olup sağlığında bize gelip giderdi. Kuşkusuz ahde güzel bir şekilde vefa göstermek, imandandır.” demiştir.
(Hakim, müstedrek, 1, 20)
Peygamber Efendimiz‘in vefasına pek çok örnek mevcuttur.
Vefa, müslümanın en belirgin özelliklerinden biri olduğu gibi vefasızlık fıtrata ters düşen bir huy ve münafıklık alâmetidir.
Mü’min vefanın eskide kalan bir değer ve sadece bir semt adı olmadığını yaşantısıyla ispat etmelidir.
Çağımızdaki buhranlardan çıkış, insanlığın huzur ve emniyete kavuşması ahde vefanın insanların hayatında yer bulmasıyla mümkündür.
Günümüzde insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu değerlerden en önemli olanı ahde vefa gösterilmesidir.
Ahde vefa gösterilmesinin insanlığın kaybettiği birçok değerin tekrar yeşermesine vesile olacağı da bir gerçektir.
Yüce Rabbim bizlere ahde vefa gösteren kullarından olmayı ve ahde vefa gösteren dostlar edinmeyi nasip etsin.
Cumamız hayra vesile olsun.
Selamlarımla.
GÜNDEM
24 Şubat 2026SPOR
24 Şubat 2026GÜNDEM
24 Şubat 2026GÜNDEM
24 Şubat 2026GÜNDEM
24 Şubat 2026UNCATEGORİZED
24 Şubat 2026EKONOMİ
24 Şubat 2026
1
Kayıp eşini otel odasında oğlunun arkadaşıyla bastı!
7380 kez okundu
2
Kamyonet Zap Suyu’na uçtu, 2 kişi hayatını kaybetti, 2 yaralı tedavi altına alındı
5861 kez okundu
3
Türkiye Kupası 3’üncü hafta mücadelesi başlıyor: Kocaelispor – Beşiktaş karşılaşması saat kaçta, hangi kanaldan yayınlanacak? Maçı canlı izle
5412 kez okundu
4
Eski eşini feci şekilde dövdü, sevgilisini bıçaklayarak öldürdü!
3743 kez okundu
5
Kartal çıkış arıyor: Beşiktaş – Konyaspor karşılaşması saat kaçta başlayacak, hangi kanaldan yayınlanacak? Maçı canlı izle
3667 kez okundu