Ülkemiz ekonomisi 5 yıldır içinde bulunduğu kriz/türbülanstan çıkmış.
Hamdolsun!
Ülkemizin ekonomik verileri artıya yönelmiş.
Dezenflasyon süreci başlamış (mı)?
Gayri safi milli hasıla 1,4 trilyon dolar seviyesine tırmanmış.
İhracat 300 milyar dolara doğru ilerliyormuş.
Cari açık tarihin en düşük seviyesine gerilemiş.
Savunma sanayii, tersaneler, fabrikalar üretiyor, ülke ekonomisine ve stratejik gücüne katma değer katıyor.
İHA/SİHA teknolojinde dünya lideri olmuşuz.
Yerli uçaklar gökyüzünde gururla süzülüyor.
Savunma sanayii şaha kalkmış.
2024 yılında Savunma sanayiinde 7 milyar dolardan fazla ihracat yapılmış.
Yerli otomobil TOGG 50 bin sınırına dayanmış.
200 binden fazla depremzedeye konutları teslim edilmiş.
Terörü kökünden kazımak için seferber olunmuş.
Batı başkentleri rotayı Türkiye’ye çevirmiş.
Biri gidip, ikisi geliyor.
Dış politika da Türkiye Yüzyılı başlamış.
Hepsine eyvallah.
Gurur duyuyoruz.
Katlanarak devamını bekliyoruz inşallah!
Halinden memnun olmayan, sermayesine sermaye katmayan iş insanı yok ama yıl sonu itibarıyla zarar açıklamaya hazırlananlar da çok.
Kazanıyorlar ama devlete vergi vermek istemiyorlar.
***
Önceki hafta 2025 yılı asgari ücreti belli oldu ve asgari ücret rakamı hayal kırıklığına yol açtı.
Türk-İş’in talebi net 29 bin 583 lira idi.
Türk-İş rakamlarından devam edelim.
Açlık sınırı 19 bin 830 lira, bekar bir çalışanın yaşama maliyeti 25 bin 706 lira, yoksulluk sınırı 64 bin 595 lira.
Mutfak enflasyonu yüzde 48,72.
(Kira hesaplara dahil değil.)
Hükümet 2025 yılı asgari ücret rakamını net olarak 22 bin 104 lira olarak belirledi.
Büyükşehirlerde ev kirası ortalama 20 bin lira.
İş verenlerin asgari ücrete 24 bin seviyesine razı olduğu belirtiliyordu.
Beklenen rakam ise 25 bin seviyesiydi.
Yani yüzde 50 civarında bir asgari ücret zammı bekleniyordu.
Yıllık enflasyon resmî rakamlara göre yüzde 47.
Çalışan, dar gelirli enflasyona ezdirilmeyecekti öyle mi?
Ezildi/eziliyor maalesef!
Yine olmadı.
Ve herkesle bir gayrimemnun psikolojisi oluşturuldu.
İnanmayanlar vatandaşların içine insin.
Şunu da ilave edelim; ilk kez asgari ücret 650 dolar seviyesine çıkmış.
Alım gücü ise aynı oranda değil.
Yerli, yersiz zam furyası, fırsatçılık, ahlaksızlık durmak bilmiyor.
Pozitife evrildiğini belirtilen ekonomik göstergelerin vatandaşa yansıması?…
İşte orada kocaman bir soru işareti var.
***
Önceki yıl emekliler yılı ilan edildi.
Emeklilerin ekseriyeti yılı fakru zaruret içinde geçirdi.
Yaklaşık 4 milyon emekli 12 bin 500 liraya talim ettirildi.
12 bin 500, 20 bin lira arası maaş alan emekli sayısının 10 milyon civarında olduğu belirtiliyor.
Yaklaşık olarak 17 milyon emeklimiz var.
4-5 milyon civarındaki emekli 20 bin ve üzeri maaş alıyor.
Sınır yukarı çıktıkça çıkıyor. Makas açıldıkça açılıyor.
Altta kalanlara göre nisbeten iyi durumdalar.
Altta kalanların canı mı çıksın?
Şimdi emekliye reva görülen oran ise yüzde 15.
Refah payı eklesek mi, eklemesek mi?
Hükümetin en sadık seçmeni olan emekli ile ne proplemi var anlaşmış değilim?
Ülke ne zaman sıkıntıya düşse dar ve sabit gelirlilerden sabır isteniyor.
Sürekli dar ve sabit gelirlinin sırtına yeni yükler bindiriliyor.
Hükümeti de bu grup iktidara taşıyor?
***
Tarım ülkesiyiz, bir çok ülkeye gıda, tarım ürünü satıyoruz.
Bizden gıda alanların gıda/mutfak enflasyonu yüzde 7, bizde ise yüzde 47.
Akıl alır gibi değil.
Üretici bağırıyor: Ben bir sene ekip/biçip emek sarfediyorum, toptancıya 3-5 liradan sattığım ürün markette 30-40 liradan satılıyor.
Üreticinin emeği kimlerin cebine gidiyor? Kimler üretmeden fahişi oranları cukka ediyor?”
Hal yasası neden çıkarılmıyor?
Üreticiden, tüketiciye ürün sunulmasının önü neden kapalı?
***
Çarşı/pazar geziyorum.
Emekli diyor ki: “Biz sadaka/zekat istemiyoruz.
Hakkımızı talep ediyoruz. Devletimizin bize verdiği maaşa ihtiyacı varsa hiç maaş vermesin. Helalı hoş olsun. Bizler zenginler gibi aç gözlü değiliz, kanaat ederiz.
Ülkemiz için gerekirse açda yatarız. Ama görüyoruz ki hakikat öyle değil.”
Yine bir kesim her türlü azınlık gruplar şatafat/lüks içinde, ekseriyete sevdanın yolları.
Ülkenin bütün mutfağını 3 market ele geçirmiş, yüzde 80’ine bunlar hakim, aralarında yaptıkları muvazaa ile keyfi zamlarla, fırsatçılıklar yapıyorlar.
Kafalarına göre çalıp oynuyorlar.
“Efendim ceza kesiyoruz.”
Çözüm olmuyor, caydırıcı değil, kesilen cezalarda dolaylı olarak millete ödetiliyor çünkü.
Ağır yaptırımlar gerekiyor. Gerekirse hapis cezası gibi.
Bu fırsatçılar bir nevi hırsız!
Bakın millet diyor ki: “Hükümet isterse bu aleni yapılan soygunun önünü alır. Demekki önlem almak istemiyor.”
Mutfaklar yanıyor Sayın hükümetimiz!
***
Emekliye, memura 14 bin mi versek, 14 bin 500 mü yapsak?
Ne yaparsanız yapın emekli ile aranıza duvarlar ördünüz.
Yerel seçimdeki dip dalga yüzeye çıkmak üzere.
Emekli ve dar gelirlide bıçak kemiğe dayandı.
Maaş bağlama katsayıları, kök maaş sorunu, emekliler arasındaki maaş adaletsizliği düzelmeden/düzeltilmeden suni teneffüsler, hamisi nutuklarlar sadra şifa olmaz/olmayacak.
20 bin, 30 bin, 40 bin, 50 bin üzeri maaş alanlarla 12 bin 500 lira ve 20 bin altına aynı zam oranı vermek hangi adalete sığar?
Hükümetin önceliği 20 bin altını azami yukarıya çekmek olmalı.
Zam aşığıdan yukarıya doğru kademeli olarak yapılmalı. Yoksa bu gidişle tavanla taban arasında uçurum olacak.
Hükümetin emekli politikası toplumun sosyolojik dengesini bozuyor.
Ne vicdanidir, nede İslami?
Devletin verdiği maaşlar arasında bu kadar makasın açılması başta ahlaki sorunlar olmak üzere birçok menfiliği de tetikler.
Emekliler sadece adalet istiyor. Çok mu zor?
Adam 3-5 bin lira etmez evi için 20-25 bin lira kira talep ediyor.
Bunun adı serbest piyasa ekonomisi ile açıklanamaz.
Bu fırsatçı ahlaksızlara devletin demir yumruğu yıldırım gibi inmeli!
***
Vah emekli vah!
Yine karnın doyacak.
Ama laf salatası ile.
Bir anekdot; 1996 yılında 54. Hükümetin Başbakanı Rahmetli Necmeddin Erbakan, memur ve emekliye yüzde 300’lere varan zamlar yaptı.
Medya mensupları müstehzi bir üslupla sordular: Nereden bulacaksında bu kadar parayı da vereceksin.”
Cevap çok manidardır: “Hortumları kesip vereceğiz.”
Ak Parti/hükümet bütün başarılarının üzerini emekliye olan negatif bakışıyla örtüyor.
Mesafe açılıyor.
Kapatmak kolay olmaz.
Bir yerden kesin emeklinin hakkını verin.
Pişman olmazsınız.
“Milleti yaşat ki devlet yaşasın.”
Saygılarımla.
GÜNDEM
22 Şubat 2026SPOR
22 Şubat 2026GÜNDEM
22 Şubat 2026GÜNDEM
22 Şubat 2026GÜNDEM
22 Şubat 2026UNCATEGORİZED
22 Şubat 2026EKONOMİ
22 Şubat 2026
1
Kayıp eşini otel odasında oğlunun arkadaşıyla bastı!
7378 kez okundu
2
Kamyonet Zap Suyu’na uçtu, 2 kişi hayatını kaybetti, 2 yaralı tedavi altına alındı
5861 kez okundu
3
Çanakkale’de çevre illerde de hissedilen deprem!
4636 kez okundu
4
Eski eşini feci şekilde dövdü, sevgilisini bıçaklayarak öldürdü!
3743 kez okundu
5
Kartal çıkış arıyor: Beşiktaş – Konyaspor karşılaşması saat kaçta başlayacak, hangi kanaldan yayınlanacak? Maçı canlı izle
3667 kez okundu