Dostlar;
Ka’b b. Mâlik radıyallahu anh, Tebuk Savaşı’ndan geri kalması üzerine yaptığı tevbenin kabulü Allah tarafından bildirilince yaptığını şöyle anlatır: “Hemen Rasulullah’a gittim. Sahabiler beni grup grup karşıladılar. Tevbemin kabulünü tebrik ediyorlar ve “Allah’ın tevbesi sana kutlu olsun!” diyorlardı. Rasulullah’a selam verdiğimde, “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem sevinçten yüzü şimşek gibi parlar bir halde, “Annenin seni doğurduğu zamandan beri üzerinden geçen günlerin en hayırlısı olan bir günün hayır ve saadetiyle sevin!” buyurdu.” Bu hadisi, Buhari rivayet eder.
Tevbe etmek, nebilerin ve rasullerin, Allah dostlarının ve salihlerin yaptığı yüce bir ibadettir. Onlar, tevbe ipine sarıldılar ve gerçek tevbe edenler oldular.
Allah; İbrahim (as) ile İsmail Aleyhisselam’dan bahsederek, onların şöyle dediğini bildirir:
“Ey bizim Rabbimiz!
Hem bizim ikimizi yalnız senin için boyun eğen müslümanlar kıl, hem de soyumuzdan yalnız senin için boyun eğen Müslüman bir ümmet meydana getir ve bize ibadetimizin yollarını göster, tevbemize rahmetle bakıver. Hiç şüphesiz Tevvâb sensin, Rahîm sensin.” (Bakara, 128)
Müslüman tevbe etmek zorundadır.
Doğru yolda olduğunda ya da görevini yerine getirmediğinde de tevbeye muhtaçtır.
İbadetlerden ve salih amellerden sonra ya da bir takım haramlar işledikten sonra yine tevbeye ihtiyacı vardır.
İnsan oğlu Allah‘a tevbe etmeyi, Kur’an‘a ve Sünnet‘e sarılmayı; bid’atlardan ve hurafelerden, dine sonradan sokulan şeylerden ve büyük günahlardan sakınmayı hatırlatırım.
Tâ ki Allah, İslam düşmanlarının kötülüklerinden, hile ve tuzaklarından sizi korusun.
Çünkü İslam düşmanları,
ümmetin tevbeyi terketmesiyle ancak ona zarar verebildiler. Yolunuzu Allah‘ın kitabı ve Rasulü‘nün sünnetine göre belirlediğiniz sürece İslam ümmeti ayrılığa düşmeyecektir. Anlayışlarınızı sahabilerin, tâbiînin ve iyilikle onlara tâbi olanların anlayışına uydurun ki, Allah sizin dininizi, dünyanızı ve ahiretinizi ıslah etsin.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Fakat tevbe ederek, iman edip iyi işler yapan kimseye gelince; o, kurtuluşa erenler arasında olmayı umabilir.” (Kasas, 67)
Nebi sallallahu aleyhi selam: “Can boğaza ulaşmadıkça, Allah’ın sizin tevbenizi kabul eder.” buyurur.
Allah Teala şöyle buyurur: “Başınıza azab gelmeden önce tevbe ile Rabbinize yönelin ve O’na teslim olun. Sonra kurtulamazsınız Haberiniz olmayarak ansızın başınıza azab gelmeden önce halis Müslüman olun da Rabbinizden size indirilenin en güzelini takib ve tatbik edin. O günden sakının ki günahkarnefis şöyle diyecektir: “Allah’ın yanında yaptığım kusurlardan dolayı yazık bana! Doğrusu ben alay edenlerdendim.“
(Zümer, 54)
Şeytanın temennilerine ve dünyanın aldatıcılığına, nefsin şehvetlerine ve ömrün uzunluğuna aldanıp, “Ölümden önce tevbe ederim” demekten sakın!.
Ölüm ansızın geliverir.
İnsanlardan bir çoğuyla tevbenin arasına Allah korusun ölüme karşı hazırlıksız olmaları, hevalarının galip gelmesi ve uzun emeli girmiştir.
Ve onlar en kötü bir haldeyken kendilerine vadedilen çıkagelmiştir. Böylece kötü bir sona gitmişlerdir.
İnsanlardan bazıları da, nefislerine karşı haddi aştıktan; Allah hakkında ya da kul haklarında kusur ettikten sonra tevbe etmeye muvaffak olmuş ve sonuçta salihlerden olmuşlardır.
Onların hayat hikayelerini dinlemek, gafil kalpleri uyandırır.
Doğru yola koyulanlar onları örnek alır.
“Muhakkak ki Allah ve melekleri peygambere salât ederler.
Ey iman edenler!
Siz de O’na salât ve çokça selam eyleyin.” (Ahzab, 56)
GÜNDEM
01 Mayıs 2026SPOR
01 Mayıs 2026GÜNDEM
01 Mayıs 2026GÜNDEM
01 Mayıs 2026GÜNDEM
01 Mayıs 2026UNCATEGORİZED
01 Mayıs 2026EKONOMİ
01 Mayıs 2026