Dostlar;
“Allah haya sahibidir, kerem sahibidir; kul ellerini kaldırdığında onları boş çevirmekten haya eder.”
(Tirmizi)
Allah ile ilişkin, O’nu nasıl tanıdığına bağlıdır. Hayatında Allah’a ne kadar yer verirsen, ilişkin de o ölçüde şekillenir.
Sen Allah’ı hayatının merkezine mi koydun, yoksa kenarına mı?
“Kim Allah katındaki derecesini bilmeyi seviyorsa, Allah’ın onun katındaki yerine baksın.
Zira Allah, kulunu, kulun O’nu kendi nefsinde konumlandırdığı yere göre konumlandırır.” (Hakim)
Allah’ın senin hayatındaki yeri, senin Allah katındaki yerinin göstergesidir.
Allah var ama yok gibi yaşıyorsun.
Hayat onsuz akıp gidiyorsa, sen Allah’ı hayatından geri plana itmişsin demektir.
İşte o zaman, Allah katındaki değerin de geriye düşer.
“Ben, kulumun benim hakkımdaki zannı üzereyim. Beni andığında ve Bana dua ettiğinde Ben onunlayım.” (Ebu yala Müsnedi)
Yüce Allah’ı merhametle tanıyan, O’nun merhametine mazhar olur. Zira kalp hangi ilahî sıfat üzerinde yoğunlaşırsa, o sıfatın tecellisini yaşamaya başlar.
Kulun iç âlemi, ilahî muamelenin kapısını aralar.
Allah‘ı zikreden kimseler diridirler, yaratılış gayesine uygun faaliyet ve iş yapıyorlar; zikretmeyenler ise ölü gibidirler, yâni yaratılış gayesi olan ibadeti yapmıyorlardır.
Rasûlullah (sav) buyurdular ki; “Kim yatağına temiz (abdestli) olarak girer ve uyku bastırıncaya kadar Allah’ı zikrederse gecenin herhangi bir saatinde uyanıp da Allah’tan dünya veya ahiret hayırlarından bir şey İsterse Allah Teâlâ, İstediğini mutlaka ona verir.’’ (Tirmizi, Daavat )
Hz. Muâz İbni Cebel anlatıyor: “Kul, kendini Allah’ın azabından kurtarmada zikrullahtan daha müessir bir ameli işlememiştir.” (Tirmizi)
“Yeryüzündeki Eşref-i Mahlûkat olarak Allah’ı zikretmekten gaflete düşmeyelim. O, ki bütün mahlûkat Allah’ı zikretmekte yerde, gökte ne varsa onu zikretmektedir.”
(Hadid 1)
Allah’tan korkmayı ve Kur’an’a sarılmayı tavsiye ederim.
Hadis-i Şerifte buyuruldu ki: “Allah’ım! İçimi dışımdan daha hayırlı kıl. Ve dışımı yararlı eyle.
Allah’ım!
Sapmadan ve saptırmadan mal, aile ve çocuk bakımından insanlara verdiklerinin iyisini İsterim.” (Tirmizi, 126)
Rasûlullah (sav) yine buyurdular ki: “Ümmetim kıyamet günü çağırıldıkları vakit abdestin izi olarak (nurdan) bir parlaklıkları olduğu halde gelirler. Öyleyse kimin imkanı varsa parlaklığını artırsın.”(Buhari)
Ramazan ayının son on günü içerisinde Hz. Ömer (ra), Rasûlullah (sav)’in kabrini ziyaret eder.
Kabri önünde bir bedevinin (Esmai adında Kabr-i Şerifin bekçisi) dua ettiğini görür ve arkasında durup duasını dinlenmeye başlar. Şöyle dua etmektedir Bedevi: “Yâ Rabbi! Bu senin Habibin, ben de kulunum, şeytan da düşmanın.
Eğer beni bağışlarsan habibin sevinir, kulun kazanır, düşmanın üzülür. Beni bağışlamazsan habibin üzülür, düşmanın sevinir, kulun helak olur.
Yarabbi! Sen habibinin üzmekten, düşmanını sevindirmekten, kulunu helak etmekten daha cömertsin.
Yâ Rabbi! Araplar arasında asil insanlar vefat ettiklerinde kabri başında kölesini azat etme geleneği vardır. İşte Âlemlerin Efendisi vefat etti. Kabri başında beni cehennemden azad et.”
Bunun üzerine Hz. Ömer (ra), avazı çıktığı kadar: “Ya Rabbi! Bu Bedevi’nin senden istediğini ben de istiyorum!” diye bağırır.
Sakalı ıslanıncaya kadar hıçkıra hıçkıra ağlar. Bedevî dayanamaz ve:
“Ey mü’minlerin Emiri! Sende mi ağlıyorsun!
Yâ Rabbi! Merhametlilerin en merhametlisi! Bizi de, ana, babamızı da, sevdiklerimizi de, üzerimizde hakları olanları da cehennemden azat et.” Başka bir rivayete göre ise şöyle tamamlar duasını: “Allah’ım! Arapların seçkin şahsiyetlerinden biri öldüğü zaman, gerideki efendisi tarafından onun kölesini kabrinin başında azat ederlerdi. Bu ise Âlemlerin Efendisidir. Bende senin kulun, Rasûlullah da benim Efendim, sen de, beni O’nun kabrinin başında ateşten azat et..!”
Allah’ım!
Cümle dostlarıma, Efendimizin kabrini ziyaret etmeyi ve kabrinin başında affına mazhar olan kulların zümresine ilhak eyle.
Amin.
GÜNDEM
21 Nisan 2026SPOR
21 Nisan 2026GÜNDEM
21 Nisan 2026GÜNDEM
21 Nisan 2026GÜNDEM
21 Nisan 2026UNCATEGORİZED
21 Nisan 2026EKONOMİ
21 Nisan 2026