Bugün hicri takvime göre yılın 12. ve son ayı olan Zilhicce ayının beşinci gününü yaşamaktayız.
Zilhicce ayı bizlere hac ve Kurban Bayramı’nı hatırlatır.
Kurban Bayramı, müslümanlar tarafından hicrî takvime göre Zilhicce ayının 10. gününden itibaren dört gün boyunca kutlanan dinî bir bayramdır.
Zilhicce ayının on, onbir ve onikinci günlerine “Eyyâm-ı nahr” ve bir önceki gün olan dokuzuncu gününe ise arefe denmektedir.
Kurban Bayramı, bizlere tarihi de hatırlatmaktadır.
Hz. Âdem’ i hatırlatır.
Oğulları Habil’i- Kabil’i düşündürtür bizlere.
Allah’a (c.c) adanan kurbanın, Kabil’in kurbanı gibi dünya menfatine, nefsin ve şehvetin esiri olunarak yerine getirildiğinde kabul olunmayacağını, Habil’in kurbanı gibi de tevazu ve samimiyete dayandığında ise kabul edileceğini hatırlatır.
Oğlunu kurban olarak adayan İbrahim Aleyhisselâm’ın sözünü yerine getirmedeki samimiyetini, kurban adanan oğul olarak İsmail Aleyhisselâmın teslimiyetini ve onların yaptıkları duaları hatırlatır bizlere.
Kurban, İbrahim aleyhisselâmdan önce de Hz. Âdem’in (a.s) oğullarında olduğu gibi var olduğu bilinse de tarihçe olarak Hz. İbrahim Peygamber ile başladığı anlatılır.
Oğlunu kurban etmeyi adayan İbrahim Aleyhisselâm’a zamanı gelince kendisine bu ahdi hatırlatılır.
O da gerekli hazırlığı yaparak oğluna durumu izah eder, oğlu büyük bir teslimiyet örneği göstererek
“Sana emredileni yerine getir babacığım.” der.
İbrahim Aleyhisselâm oğlunu kurban etmek için Mina denilen bölgede uygun bir yere götürerek, oğlunun boğazına bıçağı vurunca bıçak kesmez.
Bu sırada Allah (c.c) tarafından Cebrail adlı melek vasıtasıyla kendisine bir koç gönderilir.
Bu koçun Habil’in kurban ettiği koç olduğu rivayet edilmektedir.
Gönderilen koçu kesmesi halinde oğlunun yerine kurban olarak kabul edileceği bildirilir.
Bu olay üzerine Hz. İbrahim kendisine gönderilen koçu kurban eder ve ileride Peygamber olacak olan oğlu İsmail Aleyhisselâm kesilmekten kurtulur.
Hz. İbrahim’in oğlunu kurban adamasının bir benzerinin de Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) dedesi Abdülmuttalip tarafından yaşandığı haber verilmiştir.
Zemzem kuyusunun kazılması sırasında çekilen zorluk ve sıkıntılar üzerine Abdülmuttalip “eğer on tane oğlum olursa onlardan bir tanesini Kâbe’nin yanında kurban edeceğim” diye adakta bulunur oğullarından hangisinin kurban edileceğini belirlemek için kura çekilir.
Çekilen kurada Peygamberimizin (s.a.v) babası Abdullah’a çıkar.
Abdülmuttalip adağı yerine getirmeye karar verince, kureyşliler böyle bir adetin yerleşmesinden korkarak, kendisine engel olurlar ve Abdulah’ın yerine 100 tane deve kurban edilmesini teklif ederler.
Teklif kabul görür ve Peygamberimizin (s.a.v) babası Abdullah kurban edilmekten kurtulur….
Peygamber Efendimiz ( s.a.v) ”Ben iki kurbanlığın oğluyum” demekle bizlere bu iki olayı işaret etmiştir.
Kurban kesme geleneği ve Kurban Bayramı’da Hz. İbrahimden mirastır. Hz. İbrahim’in hac ibadeti sırasında Mina’da kurban kestiği bildirilmiştir.
Peygamber Efendimiz de (s.a.v) kurban Bayramı’nda namazı kıldıktan sonra iki koç kurban ederdi.
Bunlardan birini kendisi ve ailesi için, diğerini de ümmeti için kurban eder. Sonra ”Allah’ım! Bu sendendir ve sanadır ” derdi. (Tirmizi, edahi, 20/ 1521)
Hz. İbrahim’in geçirmiş olduğu büyük imtihandan sonra Allah’ın (c.c) lûtfettiği koç kurbanını da hatırlatan bu ibadet böylece İslam’da devam ede gelmiştir.
Hz. İbrahim ve İsmail ile zirveleşerek sembolleşen bu teslimiyet bizlere Allah (c.c) için adamak ve adanmayı hatıra getirir.
Herkes varlığını bir şeye adamıştır.
Bu dünyada varlığını Allah’tan (c.c) başkasına adayanlar Kur’an’ ı Kerim’in ifadesiyle “Kendilerini israf etmişlerdir.” İnsanlığı dünyaya, paraya, makama, mala, şöhrete, şehvete, alkışa, servete ve kudrete, haz, hız ve hırsa kurban olmaya ve kurban etmeye çalışanlara “dur!” diyen bir bayramı idrak etmeyi temenni ederiz, gerçekleşir inşallah.
İnsanlığın haline bakıp, insanlığın hayrına dua etmeli ve kurban bayramını gerçekten idrak etmeliyiz.
Dualarımızda geçmiş dönemlerdeki zulümlerden daha şidddetli bir zulme uğrayan Gazze’de ve dünyanın diğer coğrafyalarındaki mazlumlarının kurtuluşu ve zalimlerin kahrüperişan olmalarını temenni etmeyi unutmayalım.
Herkes bir şeye kurban olmakta, Rahman’a kurban olmakla, şeytana kurban olmak çok farklı şeylerdir.
İnsanın ucuz değerlere kurban edildiği bir mezbahaneyi andıran günümüz dünyasına bir umut ışığı saçarak geliyordur inşallah bu bayram.
Kurbanın gayesi et yemek değildir.
Herkesin en çok Sevdiği bir İsmail’i vardır.
Kurban, insanın en çok sevdiği İsmail’ini Allah (cc) adına feda edebileceğini göstermesi, takvalı olma, Allah’a (c.c) yaklaşma niyeti ve şükrüdür.
Kurban kesmesi gereken birisinin, kurban yerine sadaka vermesi üzerindeki görevini düşürmez.
Kurban ayrı, sadaka, bir kişinin ihtiyacını giderme ayrı birer ibadet şeklidir.
Milletçe zor günler geçirmekteyiz…
Şimdi bütün zorlukları bir kenara bırakarak, kurbana , bayrama hazırlık yapma, Allah’a (c.c) yakınlaşmayı yeniden hatırlama ve bibirimize hatırlatma zamanıdır
Kurban Allah’ın (c.c) bahşettiği dünyevî nimetleri
O’ndan uzaklaşmak için değil, O’na yaklaşmak için kullanma vesilesidir.
27 Mayıs çarşamba günü Kurban Bayramnın birinci günüdür.
Şimdiden Kurban Bayramı’mızı tebrik eder hayra vesile olmasını temenni ederim.
Yüce Rabbimden, bizlere kurbanı anlayan ve gereğini yerine getiren kullarından olmayı nasip etmesini niyaz ederim.
Cumamız hayra vesile olsun.
Selamlarımla.
GÜNDEM
22 Mayıs 2026SPOR
22 Mayıs 2026GÜNDEM
22 Mayıs 2026GÜNDEM
22 Mayıs 2026GÜNDEM
22 Mayıs 2026UNCATEGORİZED
22 Mayıs 2026EKONOMİ
22 Mayıs 2026