DOLAR 33,0095 -0.22%
EURO 35,9794 -0.58%
ALTIN 2.545,15-2,14
BITCOIN 22128084,98%
İstanbul
31°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

AK Parti neden kaybetti, CHP nasıl kazandı? (9)

AK Parti neden kaybetti, CHP nasıl kazandı? (9)

ABONE OL
Temmuz 18, 2024 14:59
AK Parti neden kaybetti, CHP nasıl kazandı? (9)
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Yerel seçim sonu kaleme aldığım seçim analiz makalemizin geçte olsa son bölümüne geldik.

Daha önce 8 bölümü yayınlanan seçim analizinin 9. ve son bölümün de AK Parti’yi irdeleyeceğim.

(Diğer yazılar için menüden yazarlar bölümüne bakınız)

AK PARTİ NEDEN KAYBETTİ?

Makalenin diğer bölümlerinde AK Parti’nin seçimi kaybetmesinin en önemli faktörü enflasyonist baskı diye altını çizmiştim.

Şimdi semptomlarına birlikte bakalım…

Enflasyon ve emekliler ana sebep.

Biriken sorunlar ve sürekli halının altına süpürülen artçı sebepler de  bir hayli fazla.

14 Mart genel seçimleri öncesi de hayat pahalılığı yaz sıcağı gibi hissediliyordu.

Aradan geçen süre zarfı içinde ekonomik şartlar daha da ağırlaştı.

Ve vatandaşın kahir ekseriyeti yükü sırtlanmak zorunda kaldı.

Sabit ve dar gelirli nefes almakta bir hayli zorlanıyor.

Hala gayrisafi milli hasılanın yüzde 80’lik dilimini 20’lik kaymak tabaka almaya devam ediyor.

AK Parti 2002’de iktidara gelirken adil gelir dağılımı sözü vermiş ve bir dönemde başarılı olmuştu.

Gelir dağılımındaki adaletsizlik adil olmadığı sürece enflasyonun düşmesi de çok anlamlı olmayacaktır.

 Emeklilerin üçte birinin 10 bin liraya talim ettirilmesinin hiçbir haklı gerekçesi olamaz.

AK PARTİ SEÇMENİ NEDEN SANDIĞA RAĞBET ETMEDİ?

14 Mayıs’ta AK Parti (Cumhur İttifakı)’yi iktidara taşıyan seçmen aslında kızgın ve küskün olarak sadığa gitti ve muhalefete güven duymadığı için tercihini yine Sayın Erdoğan ve Cumhur İttifakı’ından yana yaptı.

Her seçim kısmi olarak verdiği mesajlara cevap alamayan seçmen, AK Parti’ye kart gösterme vaktinin geleceğini de aklına koymuştu.

Müsait zamanı bekledi.

14 Mayıs, 31 Mart arasındaki fark şu: “Sana güveniyorum, belediyelerin hizmet yapmasına rağmen güven vermiyor. İltimasların önünü kes, ahlaki çürümeyi durdur. Oy verip iktidar yaptıklarımın birde havasını, çakasını çekmek istemiyorum. İnsan yerine konulmak istiyorum insan!” diye sandığa içini dökmüştür.

Sandığa gitmeyenler ve gittiği halde oylarını “tak tak” kullanarak iptal eden seçmenin mesajı yeterince açık değil mi?

Muhalefete hala güvenim yok, senide son kez ihtar ediyorum. Kendinize çeki düzen verin. Burnu havada yöneticilerden milleti kurtarın. Birden zengin olan ve şaşalı hayat süren yöneticilerden partiyi ve bürokrasiyi temizleyin. Sıradan bir ilçe başkanı eskortlarla, çakarlı lüks araçlarla bana hava atmasın, yanıma gelmesin, havasını alırım.” demedi mi?

Dedi.

Laf ola beri gele kabilinden “Teşkilat mensuplarının, “dava dava” diye söylemden öteye geçmeyen lakırdılarını dinlemek istemiyorum” diye haykırdı.

Ayaklarınız yere bassın” diyor.

Sesini duyan oldu mu?

Sizler hayatınıza tatbik edin, ben örnek alırım. Bize yol tarif etmeyin.”

Daha ne söylesin.

Öyle yükselişler varki; emeğin, sadakatin, vefanın, ehliyetin, liyakatin adeta nevri dönüyor.

Millet her şeyi görüyor ve biliyor. Sabrediyor, vakti saati gelince de yapıştırıyor,

AK Parti seçmeni, partisine fena halde kızgın ve küskün. Hala da aynı yerde duruyor.

AK Parti’den fabrika ayarlarına ve üç ‘Y’ misyonuna dönmesini bekliyor.

Bir örnek; sadece İstanbul’da Cumhur İttifakı adayı Murat Kurum’un aldığı oy kadar seçmen sandığa gitmemiş ve gidenlerde oylarını iptal etmişse, öyle sandık esasına göre bilimsellik adına başka yollara sapmaya gerek var mı?

AK Parti yöneticileri tabanı ile artık aynı dili konuşmuyor/konuşamıyorsa, Mehmet amcanın, Ayşe teyzenin gördüğü sorunları genel merkez görmüyor/görmek istemiyorsa hiç sözü uzatmaya da gerek yok.

Seçmen döner dolaşır ve doğru yolu her zaman bulur.

Bu milletin ferasetinden sual olunmaz.

Yeterki yöneten erk yanlışlar içinde olmasın.

AK Parti’nin en büyük avantajı,  seçim kaybetmesine rağmen seçmenini kaybetmemiş olmasıdır.

Teşkilatlarınızda da gelen, gideni mumla arattı.

Gelen, gideni düşman olarak yaftaladı.

Büyük oranda ultra seküler bir yapıya bürünen teşkilatlar ile vatandaşlar arasına demirden duvarlar örüldü.

22 yıllık süreçte AK Parti teşkilatlarında öğütülen insan sayısı diğer partilerin toplamına eşittir.

Kimsenin, kimseyi tanımadığı, kurumsal hafızanın yok olduğu bir yapıdan ne ülkeye, nede mensubiyetlerine fayda gelir mi?

Elbette doğrularda vardır.

Külliyen iddia sahibi değiliz.

Bizim sözümüz yanlış yapanlara, yanlış olanlaradır ve yanlışı gördüğü halde neme lazımcılık yapanlaradır.

“Metal yorgunluk” falan çok hafif kalır.

Teşkilatlar ruhunu kaybetti.

Siz hiç AK Parti teşkilatların karşı tarafa çalışacağını tahayyül edebilir miydiniz?

Bu seçimde oda oldu.

Adaylık beklentisi içinde olan teşkilat yöneticileri, rakip gördüğü kendi partisinin adayları kazanmasın diye mesai harcandığı söylemek sadece malumun ilanı olur.

İlk teşkilatlar kurulduğunda hane hane kapıları çalıp, hane halkıyla ilgilenen, sorununu çözen teşkilatların yerini, sorunlu teşkilat yapıları aldı.

Teşkilatların sonuna kadar sürekli açık tuttuğu kapılar, vatandaşın yüzüne kapandı.

Küçük olsun, benim olsun yozlaşması hakim oldu.

Fakir/fukaraya kol kanat geren, yardımcı olabilmek için geceyi gündüze, gündüzü geceye katan teşkilatların yerini, “burası hayır kurumu mu?” diyen parti kapısından vatandaşı kovan teşkilatlar almışsa daha neyin araştırması, grafikleri  yapılabilir ki?

“Efenim yok, bizim teşkilatlarımız şöyle başarılı, böyle çalışkan…”

O zaman devam…

İster kabul edilsin, ister red; teşkilatlar ve belediyeler kokuyor maalesef!

Bürokrasi de “bugün git, yarın gel  dönemi başladı.

Tekrar başa dönüldü.

Dahasını yazmaya kalemimiz izin vermiyor.

Söylemesi bizden, takdir yetki sahiplerinden.

İyi ve doğrular yapılır, nepotizm çöplüğe atılır, yanlışlardan dönülürse ülkem adına sevinirim.

Bu yolda ömrünü adamış birisi olarak gayrisine üzülürüm!

Çünkü bu millet AK Parti ile hiç yaşamadığı kadar hizmeti, mutluluğu, huzuru, medeniyeti, refahı yaşadı.

ÖNE ÇIKAN DİĞER FAKTÖRLER

Doktorları, sağlık çalışanları  koruyalım derken, hastalar mağduriyetler yaşadı.

O devasa hastane kapılarından kovulan, azarlanan, hakir görülen hastalar faturayı haklı olarak hükümete/AK Parti’ye kesti.

Tedbili kıyafetle denetlemeler yapılmış olsa, özellikle acil servisler de yaşanan mağduriyetler ortaya çıkar.

Kadınları koruyalım derken, erkekler mağdur edildi.

Evinden uzaklaştırılan baba/eş kendi evine giremez oldu.

İtibar kaybı yaşadı, sorunlar daha da büyüdü ve çetrefil hal aldı.

Babanın aile reisliği bitti, saygı, sevgi, hoşgörü ve aile hayatı sona erdi.

Ömür boyu nafaka boşanmış her eşi canından bıktırdı.

Boşandığı eşi, aldığı nafaka ile kendine bir hayat kurdu, “çatır çatır parasını yerim” dedi ve yemeye devam ediyor.

Eski koca, “kadın benim paramla keyif çatıyor” diye dert sahibi oldu.

Mirastan pay, ömür boyu da nafaka, kadın nasıl sürmesin sefa(!)

Nafaka mutlaka makul bir süre ile sınırlandırılmalı.

Hayvanları koruyalım derken sokaklar saldırgan köpek sürülerinin işgali altına girdi.

Şimdi çık çıkabilirsen işin içinden.

Barınaklara mı toplasak, uyutsak mı?

Umuma açık aileler için düzenlenmiş parklar açık meyhaneye dönüştü.

Her türlü ahlaksızlığın, hayasızlığın adresi haline geldi.

-Televizyonlar da aile yapısını hedef alan diziler.

-“Hak arıyoruz” diye binlerce LGBT’li şehirlerin merkezinde kötü ve olumsuz örnekler oluşturması.

-Uzayıp giden ve bir türlü bitmeyen davalar, adalete güveni yok etti.

Her mahallede oluşan mafya vari çeteler ve sokak ortasında yaşanan silahlı çatışmalar vatandaşı canından bıktırdı.

Trafikte magandalar çocuklarının gözü önünde babaya dayak attı, arabasına zarar verdi, karakoldan da salıverildi.

Cezasızlık algısı iyice yerleşti.

Köşe dönücülük yeni ve geçerli meslek haline geldi.

Gel bakalım” diyen yok. Gemisini kurtaran kaptan.

Arabistan’a Süper kupa maçına gidildi, Trabzonspor -Fenerbahçe maçında taraftarlar saha indi.

Faturayı haklı olarak taraftarlar hükümete/AK Parti’ye kesti.

Buradan bile AK Parti oy kaybetti.

Kripto paracılar balyayı vurdu tüydü.

Hesabı AK Parti ödedi.

Marketler neredeyse günlük etiket değiştirdi, gramaj hileleri yaptı.

Vatandaş nezdine ise: “Hükümet isteseydi bu fahiş fiyatların önüne geçebilirdi, bilerek önlem almıyorlar, çünkü bu marketler AK Partililerin” algısı yerleşti.

-Sürüncemede bırakılan İntibak yasası, kök maaş sorunu ve emekliler arasındaki adaletsizlik.

Vatandaş ucuz meyve/sebze yiyecek, üreticiden tüketiciye gelecek denilen hal yasası çıkmıyor/çıkarılmıyor.

Mülteciler konusunda rakamlar muhalefet ve faşist, ırkçı kafalar tarafında şişirildi.

Köpürtülen rakamlar ortaya atıldı ve devletin verdiği resmî bilgiler altında kaşdı.

Mülteci/göçmen sorunu yumuşak karın. Biran evvel çözüme kavuşturulmalı. Kırmadan, incitmeden, dökmeden.

Vatandaşın gündemi ve daha fazlası, bizden hatırlatması.

Şimdilik bu kadarla yetinelim. Sorun çözmek isteyenler vatandaşa müracaat etsin.

Türkiye’de maalesef yapanın yanına kar kaldığı bir dönem yaşanıyor.

Devlet otoritesinin kaybolduğu algısı  iyice yerleşmeye başladı.

Hep bir acabalar?

Ülkemiz şüpheci ve vehme kapılan vatandaşlar topluluğu haline dönüştü.

Vatandaş da biriken metan bu seçimde patladı!

Az hasarla.

Grizu tehlikesi devam ediyor.

Gündemi belirleyen Hükümet/AK Parti artık yok, gündemi belirlenen parti durumununa düştü.

Sosyal medyadaki dezenformasyonların önü bir türlü alınamıyor.

Süreç AK Parti aleyhine işliyor.

Üstelik yasa da çıkarıldı.

Hükümetin aldığı her karar vatandaşın lehine ve sadra şifa olmalıdır.

Su akacak ve yolunu bulacak.

Hak şerleri hayreyler.

Zannetme ki gayreyler.

Arif anı seyreyler.

Mevla görelim n’eyler. N’eylerse güzel eyler.”

Saygılarımla.

-Son-

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.