Dostlar;
Mum ol, mum olma,
Mum, çıra ol, mum çıra olma.
Çıra gibi ol etrafını aydınlat, yine çıra gibi olma ki kendini yakmayasın. yani hem mum ol etrafı aydınlat hem de mum olma kendini yakıp heder etme.
Bardağın yarısı dolu.
Bardağın dolu olan tarafına bakıyor, boş olan diğer tarafını görmezden geliyor.
Kerim, alicenap ve ihtişamlı bakış sahibi olan insan, yapılan ve vücuda gelen bir şeyi takdir eder, hakkını verir, yapıcı ve olumlu konuşur, umud kaynağı olur, müsbet enerji yayar.
Hür ve adam gibi adam olan birisi bir bakışın bile hakkını verir ve onu değerlendirir.
Sırası geldiğinde hüsnü mukabelede, hüsnü muamelede bulunur.
Su istediğimizde bize yarım bardak su getirenin hakkını teslim etmek, ona teşekkür etmek dua etmek durumunda olacağımız yerde, niye yarısı boş diye sorgulamak uygun olmaz.
Sünnete, örfe, akla, mantığa olması gerekene ters bir durum olursa onu da çok hassas ve nazik bir şekilde ihsas ettirerek kırmadan dökmeden irşad edilebilir.
Saray gibi bir evin kapısını bir fakir çalar, cüzi bir sadaka verilir ona, bunun üzerine fakir şöyle der: “Ya sadakayı eve veya evi sadakaya uydurun bu kadar görkemli bir evden bu kadar cüzi bir sadaka nasıl çıkar?”
Müslümanlar; Kur’an-ı Kerim‘e, Rasulullah‘ın parlak sünnetine ve kendilerine vâdedilen Havz-ı Kevser’e uygun ve layık bir hayat yaşamaları kaçınılmazdır.
Aklına güvenen vahyi ihmal eden delalete düşer, kendisinden başka ilim erbabı yokmuş gibi ilmine güvenenin ayağı kayar.
Herkes son derece güvenilirmiş gibi insanlara güvenen usanır, “ben zenginim, varlıklıyım” diyen ve malına güvenen kimsenin malı bir gün azalır veya yok olur.
Ama Yüce Allah’a tevekkül eden; itimad eden, güvenen ne dalalete düşer, ne ayağı kayar, ne usanır, ne malı azalır azalırsa da bunu kendi lehine bilir.
Bir de var ki, başkasına su veren susuz kişiler…
Gözleri zayıf ve hep yaş akıttığı halde başkasının gözüne sürme çekiyor, kendisi susuz olduğu halde başkasına su takdim ediyor.
Aslolan, kişinin söylediği iyilikleri yapmış olması, yasakladığı kötülükleri de terk etmiş olmasıdır.
Zira Kur’an-ı Kerim şöyle buyurmaktadır:
“Ey iman edenler yapamayacağınız şeyleri niye söylersiniz.” (Saff: 2)
Bir insan bazı iyilikleri yapamıyorsa hiç olmazsa söylesin, bazı zaafları var da yanlışları terk edemiyorsa insanlara terk edin desin ve bunu diyebilmelidir.
Şöyle bir söz var (bu bir fıkhi kaide de sayılır.):
“Tümü elde edilemeyen şeyin tümü terkedilmez.”
Bir şeyin tümünü elde etmek mümkün değilse ve bir miktarını yapmak mümkünse, kişi gücünün yettiğini yapsın ve nasıl olsa bazısını da yapmam diye tümünü terk etmesin.
Bir insan bir iyiliği yapmadığında şeytan bir defa sevinir, başkalarına aktarmadığında iki defa sevinir.
Hiç sevinmesin de ama sevinecekse bir defa sevinsin.
Yani insan Allah rızasını gözeterek bildiği iyilikleri usulüne göre karşı tarafa aktarsın.
Ey alemlerin rabbi olan Yüce Allah’ım!
Bizleri ve bütün mü’min kardeşlerimizi sana güvenen, itimad eden, tevekkül eden sana dönen rızanı hedef kılan ve sana akyüzle mülaki olacak olan kullarından eyle.
Amin!
GÜNDEM
13 Aralık 2025SPOR
13 Aralık 2025GÜNDEM
13 Aralık 2025GÜNDEM
13 Aralık 2025GÜNDEM
13 Aralık 2025UNCATEGORİZED
13 Aralık 2025EKONOMİ
13 Aralık 2025
1
Kayıp eşini otel odasında oğlunun arkadaşıyla bastı!
7330 kez okundu
2
Kamyonet Zap Suyu’na uçtu, 2 kişi hayatını kaybetti, 2 yaralı tedavi altına alındı
5826 kez okundu
3
Çanakkale’de çevre illerde de hissedilen deprem!
4597 kez okundu
4
Eski eşini feci şekilde dövdü, sevgilisini bıçaklayarak öldürdü!
3705 kez okundu
5
Üniversite öğrencisi genç kız korkunç cinayete kurban gitti
3071 kez okundu