Bir mü’min zahirini islam dini ile süslemesi, içini de Allah’ın murakabesi ile süslemesi aslolandır. Bir taraftan bedenin ilmi halini bedenine uygularken, kalbin ilmi halini, kalbine de uygulaması asıl olan budur, buna tahliye denir yani dışını Kur’an ve sünnetin emirleri ve nehiyleri ile içini de Yüce Allah‘ın murakabesi ile süslüyorsa böyle bir mü’min bahtiyar bir mümindir.
Muvaffak olmuş bir mümindir.
Bu büyük bir iştir.
Çok azizdir ve nadirdir, işte aslolan da budur.
Böyle birisi iyi ve kaliteli bir müslüman olmak için önündeki bütün engelleri bertaraf etmiş olur.
Böyle biri kaliteli bir kul, kaliteli bir müslüman, kaliteli bir sofu olmak için güzel bir yola girmiş olur.
Bu iki ilmi halden uzak olan kişi, Kur’an’ı ve sünneti elinden geldiği kadar hayatına hakim kılmıyor ve dervişlikten dem vuruyorsa bu da laf-ı güzaf, içi boş bir iddiadır.
Bu iki husus yani dış ve iç temizliği ve düzgünlüğü birbirinden ayrılmaz hususlardır.
Aksi takdirde halkın gördüğü yerleri düzgün hale getirip Allah’ın baktığı kalbi harab etmek, kirli tutmak bir mü’min için uygun düşmez.
İmamı Şafii (r.a), bu hususlara dikkat çekerek şöyle buyuruyor:
“Hem fakih ol hem sofi ol، yani hem dışını zahirini hem içini ve derununu parlak olan şeriata uydur, kalbinide uygun hale getir, Allah rızası için ve Allah hakkı için ben sana nasihat ediyorum, sadece zahir ile uğraşıp manaya ulaşmayan kimse, kalbi katı kalır, tasavvufla uğraştığını iddia edip şeriatı ihmal eden kimse çok cahil kalır, cahil insan kendi ıslah olmamış ki başkasını ıslah etsin.”
Sevgi aşk, seyr ve süluk, tasavvufta yapılan tüm şeyler maksat değildir.
İyi bir kul olmak, yani düzgün bir ibadete ve ubudiyete vesilelerdir.
Kulluğun ve ubudiyyetin üzerinde bir makam yoktur, daha önce de arzettiğim gibi ibadet yüce Allah’ı razı eden her ameldir.
Ubudiyyet ise, Yüce Allah’ın yaptığı her şeyden razı olmaktır.
Hz. Peygamber (sav), bir hadisinde mahşer gününde üç kişinin ilahi huzurda nasıl hesaba çekileceklerini tasvir eder.
Bu olayı Ebu Hüreyre rivayet ettiği sırada (Allah ondan razı olsun), rivayet etmeden önce üç kez bayılmıştır.
Bunlardan birincisi, Allah yolunda canını verebilecek kadar fedakarlık gösterdiğini düşünen kişidir.
Bunu hesap ederek çok büyük mükafata mazhar olacağını ümit eden bu kişi, nihayet büyük hesap için Allah”ın huzuruna getirilir.
Önce yaratanın ona bahşettiği nimetler bir bir sayılır.
O da, sayılan nimetlere mazhar olduğunu itiraf eder.
Ardından, “Peki, sen bu nimetlerin karşılığı olarak neler yaptın?” diye sorulur.
Allah yolunda canını bile verdiğini düşünerek, “Senin yolunda çarpıştım. Sonunda şehit edildim.” der. Onun gerçekte ne için savaştığını çok iyi bilen Allah Teâlâ asıl niyetini açığa çıkarır: “Yalan söylüyorsun! İnsanlar sana “cesur” desinler diye savaştın. Zaten bu dileğin de gerçekleşti. İnsanlar, ardından senin ne kadar kahraman biri olduğunu anlatıp durdular.”
Diğeri de ilim tahsil eden, bilgisini başkalarıyla paylaşan, aynı zamanda Kur’an“ı güzel okuyan bir ilim adamıdır.
Allah, ona da ikram ettiği nimetleri tek tek sayar.
O da bu nimetlerin kendisine ikram edildiğini itiraf eder.
Allah ona da sorar: “Peki, bunca nimetin karşılığı olarak ne yaptın?” Adam, “İlim tahsil ettim, bildiklerimi insanlara öğrettim ve senin rızan için Kur”an okudum.” karşılığını verir.
Allah önceki gibi onun da riyakârlığını açığa çıkarır: “Yalan söylüyorsun! İnsanlar sana “âlim” desin diye bu ilmi tahsil ettin. Güzel bir Kur”an okuyucusu desinler diye okudun ve bunu dediler.”
Sonuncusu, servet sahibi olmuş, dünyalık olarak her istediğini elde etmiş bir zengindir.
Allah, ona da ikram ettiği nimetlerini hatırlatır.
O da bu nimetlere mazhar olduğunu itiraf eder.
Allah ona da sorar: “Peki, sen bunca nimetin karşılığı olarak ne yaptın?” Allah yolunda pek çok infakta bulunduğunu hesap eden adam, sevap beklentisi içerisinde: “Malın harcanmasını istediğin tüm yerlere senin rızan için infakta bulundum. Hiçbirini boş geçmedim.” cevabını verir.
Onun da ne maksatla infakta bulunduğunu, bu işleri nasıl gösteriş için yaptığını bilen Yüce Allah, adamın gerçek niyetini ve samimiyetsizliğini açığa çıkarır ve onu dünyadaki niyetiyle yüzleştirir: “Yalan söylüyorsun! Sen bütün bunları, insanlar senin için “ne cömert kişi” desinler diye yaptın. Zaten bu isteğin de gerçekleşti. Herkes senin için, “çok cömert bir insan” dedi.”
Hadiste sözü edilen kişiler bu amelleri Allah rızası için yaptıklarını ifade etmelerine rağmen karşılığında ahirette umduklarını bulamamışlardır.
Çünkü onların davranışlarına Allah katında amelleri değersiz kılan riya karışmıştır.
Allah’ım!
Bizleri sana layık bir kul Rasulullah efendimize layık ümmet eyle, taksiratımızı ve günahlarımızı bağışla.
GÜNDEM
17 Ocak 2026SPOR
17 Ocak 2026GÜNDEM
17 Ocak 2026GÜNDEM
17 Ocak 2026GÜNDEM
17 Ocak 2026UNCATEGORİZED
17 Ocak 2026EKONOMİ
17 Ocak 2026
1
Kayıp eşini otel odasında oğlunun arkadaşıyla bastı!
7366 kez okundu
2
Kamyonet Zap Suyu’na uçtu, 2 kişi hayatını kaybetti, 2 yaralı tedavi altına alındı
5850 kez okundu
3
Çanakkale’de çevre illerde de hissedilen deprem!
4619 kez okundu
4
Eski eşini feci şekilde dövdü, sevgilisini bıçaklayarak öldürdü!
3729 kez okundu
5
Şehzadeler’in yeni başkanı seçildi: CHP adaylar arasında kıyasıya yarış yaşandı
3276 kez okundu